6831 sayılı Kanunun 2/b kapsamında orman vasfından çıkarılan Hazine taşınmazında çoklu fiili kullanım iddialarının tespiti davasında eksik inceleme nedeniyle Yargıtay bozması.
Özet: İstanbul Sultanbeylide orman sınırı dışına çıkarılan 2/b vasıflı bir taşınmaz üzerinde, çeşitli davacılar ve müdahiller tarafından ileri sürülen fiili kullanım iddiaları üzerine, ilk derece mahkemesince taşınmazın farklı bölümleri için kısmi kullanım şerhleri kararlaştırılmış; ancak Yargıtay, sunulan belgelerin (satış senetleri, emlak vergisi beyanları, tahsilat makbuzları) taşınmazı tamamen veya kısmen kapsayıp kapsamadığının fen bilirkişi raporuyla netleştirilmemesi, mahalli bilirkişi dinlenmemesi ve fiili kullanımın tespiti hususunda eksik araştırma yapıldığı gerekçesiyle kararı bozarak, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi ve kapsamlı bir inceleme yapılmasını talep etmiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/131 E., 2023/8 K.İlk Derece Mahkemesi kararı birleşen davanın davacıları ... ve arkadaşları vekili, davalı ..., birleşen davanın davacısı ... vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A RKullanım kadastrosu sonucunda, İstanbul ili Sultanbeyli ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 33... parsel sayılı ve 4.198,83 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve taşınmaz üzerinde bulunan iki katlı binanın 1999 yılından beri ...'nın fiili kullanımında bulunduğu şerhi yazılarak, bahçe vasfıyla Hazine adına tespit edildikten sonra Kadastro Mahkemesince, taşınmazın ...'ın fiili kullanımında bulunduğu şerhinin yazılmasına hükmen karar verilmiştir. Davacılar ..., ..., ..., ... ve ... taşınmazın ayrı ayrı bölümlerinin kendi kullanımlarında olduğu; davacılar ... ve arkadaşları ise taşınmazın tamamının kendi fiili kullanımlarında bulunduğu iddiasına dayanarak, dava açmışlardır. Yargılama sırasında ... taşınmazın bir bölümünün kendi fiili kullanımında bulunduğu iddiasına dayanarak davaya katılmıştır.İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davacılar ..., ..., ..., ... ve ...'ın davalarının kabulüne, davacı ... ve arkadaşları ile müdahil ...'nın davalarının reddine, dava konusu taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine taşınmazın fen bilirkişi tarafından hazırlanan 01.12.2014 tarihli rapor ve eki haritada (E) harfiyle gösterilen bölümün bahçe olarak 2001 yılından beri 1/2'şer pay ile davacı ... ve ...'nin, (C) harfiyle gösterilen bölümün bahçe olarak davalı ...'ın, (B) harfiyle gösterilen bölümün bahçe olarak 2008 yılından beri ...'ın, (A) harfiyle gösterilen bölümün bahçe olarak 1990 yılından beri davacı ... ve ...'nın fiili kullanımında bulunduğu şerhinin yazılmasına karar verilmiş; hükmün, davacı ... ve arkadaşları vekili, müdahil ... vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi'nin 21.12.2017 tarihli ve 2016/10382 Esas, 2017/9222 Karar sayılı ilamı ile; ''...İlk Derece Mahkemesince davası kabul edilen davacılar ..., ..., ..., ..., ... ile yine davası reddedilen müdahil ... tarafından dosyaya ibraz edilen satış senetleri ile belediye kayıtlarının çekişme konusu taşınmazda kapsamları fen bilirkişi tarafından düzenlenen raporda gösterilerek hükme esas alınmasına rağmen davaları reddedilen ... mirasçıları davacı ... ve arkadaşlarının dosyaya ibraz ettiği belediye kayıtları (özel parsel numarası belirtilerek verilen emlak vergisi beyannameleri) ve tahsilat makbuzlarının kapsamının belirlenemediği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesinde mahkeme gerekçesi çelişkili olduğu gibi davacılar ve müdahil tarafından dosyaya ibraz edilen belediye kayıtları (özel parsel numarası belirtilerek verilen emlak vergisi beyannameleri), satış senetleri ile tahsilat makbuzlarının dava konusu taşınmazı tamamen veya kısmen kapsayıp kapsamadığı fen bilirkişi tarafından kroki üzerinde ayrı ayrı gösterilmek suretiyle kapsamları belirlenmemiş; mahallinde yapılan keşifte; mahalli bilirkişi dinlenmemiş; davacılar ile müdahilin dayandığı satış senetleri, emlak vergisi kayıtları ile tahsilat makbuzlarının çekişmeli taşınmaza aidiyeti kesin olarak belirlenmeden karar verilmiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile karar verilemez. Öncelikle çekişmeli taşınmazı ve yöreyi iyi bilen, tarafsız mahalli bilirkişi listesi kolluk vasıtası ile temin edilip dosya keşfe hazır hale getirilmelidir. Daha sonra mahalli bilirkişiler, taraf tanıkları ve fen bilirkişi usulüne uygun olarak keşif mahalline davet edilerek ve hazır oldukları halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, mahalli bilirkişi ve tanıklardan; dava konusu taşınmazda tespit tarihi itibari ile kimin fiili kullanıcı olduğu, kullanımın hangi tarihten beri ne şekilde yürütüldüğü, davacılar ve müdahilin dayandığı satış senetleri başlıklı belgeler, emlak vergisi beyannameleri (özel parsel numarası verilen bölümler) ile tahsilat makbuzlarının çekişmeli taşınmaza ait olup olmadığı hususları sorularak taşınmazın kullanım durumu belirlenmeli, fen bilirkişisinden keşfi takibe elverişli, tarafların dayandığı emlak vergisi beyannameleri, satış senedi başlıklı belgelerin ve tahsilat makbuzlarının çekişmeli taşınmaza ait olup olmadığı hususundaki değerlendirmeyi de içerir krokili rapor alınmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir...'' gereğine değinilerek hüküm bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; ...'a ait olduğu belirtilen binaların 1 36... parsel içinde kalıp özel parsel alanında 1 50... numaralı özel parsele isabet ettiği anlaşıldığından bu davacı mirasçıları açısından talebin reddine karar vermek gerektiği, davacılar ... ve ...'nın belediyeye vermiş oldukları emlak beyannamesinin bulunduğu, bu alanın 849,00 m²lik alanlı arsa olduğu, 8 parsel üzerinde 1 adet bir katlı bir adet iki katlı bina olup, bu kullanımın 1997 yılından beri devam ettiği, bilirkişi raporunun (A) harfi ile gösterilen alanın bu davacıların satın aldığı yerin içinde olduğu anlaşıldığından talebin kabulüne karar verilmesi gerektiği, davacılar ... ve ...'nin dosyaya sunduğu harici satış senetleri ve vergi bildirim beyannamelerinin (E) harfi ile gösterilen alana uyduğunun görülmesi nedeni ile kabule karar verilmesi gerektiği, asli müdahil ...'nın sunduğu arsa satış senedi vergi bildiriminin 1 33... parsele uyduğu dava konusu parsele uymadığı, davacı ...'ın dava ettiği yerin parselde (B) harfi 138 özel parsele denk geldiği, harici satış senetleri ve vergi bildirim beyannamelerinden anlaşıldığı belirtilerek, davalı parsel olan ... Mahallesi 1 33... no.lu parselde kayıtlı taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine, bilirkişi heyetinin 03.01.2022 tarihli rapor ve krokisinde belirtildiği üzere; (E) harfi ile gösterilen bölümünün bahçe olarak 2001 yılından beri 1/2'şer hisse oranında ... ile ...'nin müştereken fiili kullanımında olduğu, bu kişiler yönünden davanın kabulüne, (B) harfi ile gösterilen bölümünün bahçe olarak 2008 yılından beri ...'ın fiili kullanımında olduğu, bu davacı yönünden davanın kabulüne, (A) harfi ile gösterilen bölümünün bahçe olarak 1990 yılından beri ... ile ...'nın müştereken fiili kullanımında olduğu, bu kişiler yönünden davanın kabulüne, asli müdahil ...'nın açtığı davanın reddine, birleşen dosyadan muris; ... mirasçıları olan davacılar ... ve arkadaşları tarafından açılan davaların reddine karar verilmiş; hüküm, birleşen davanın davacıları ... ve arkadaşları vekili, davalı ..., birleşen davanın davacısı ... vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.1. Birleşen davanın davacıları ... ve arkadaşları vekili ile davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup birleşen davanın davacıları ... ve arkadaşları vekili ile davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.2. Davalı ...'ın temyiz itirazlarının incelenmesinde; dava konusu 1 33... parsel sayılı taşınmaza ilişkin açılan Sultanbeyli Kadastro Mahkemesinin 05.05.2011 tarihli ve 2010/1113 Esas, 2011/411 Karar sayılı kararı incelendiğinde, davacısının eldeki davada davalı ... olduğu, davalısının Hazine ve dava konusu taşınmazda adına kullanıcı şerhi yazılı olan yine eldeki davada davalı ... olduğu, davanın kullanıcı şerhinin iptali davası olduğu ve davalının kabul beyanı doğrultusunda davanın kabulü ile taşınmazın beyanlar hanesindeki ... adına olan şerhin iptali ile yerine ...'ın kullanıcı olduğuna dair şerh yazılmasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. Yine eldeki yargılama sırasında, davalı ..., taşınmazın tamamının kendisinin kullanımında olmadığını belirtmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan keşif ve sonrası alınan bilirkişi raporunda da, davalının kullandığı alan (C) harfi ile gösterilmiştir. Bu durumda, davalı ... hakkında, öncesinde kesinleşen hüküm olmasına rağmen ve eldeki yargılamada da bu alan davalının beyanı doğrultusunda tespit edilmesine rağmen, davalı ... hakkında, İlk Derece Mahkemesince olumlu-olumsuz bir karar verilmemesi hatalı olmuştur. Ne var ki, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438. maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir. 3. Davacı ... vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; davacı ... yargılamada vekil ile temsil edilmesine ve davası kabul edilmesine rağmen, hakkında vekalet ücreti takdir edilmemiş olması isabetsiz ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, temyiz olunan kararın 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438. maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir. Yine, davacı ..., birleşen Sultanbeyli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/1686 Esas sayılı dosyanın davacısı olmasına rağmen karar başlığında, 2010/1699 Esas sayılı dosya ile birleşmiş olması nedeni ile ayrıca 2010/1699 Esas sayılı dosyanın davacısı olarak da yazılması doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) no.lu bentte yazılı nedenlerle birleşen davanın davacıları ... ve arkadaşları vekili ile davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) no.lu bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 1 no.lu bendine ''(C) harfi ile gösterilen bölümünün bahçe olarak ... Oğlu ...'ın fiili kullanımında olduğuna'' cümlesinin yazılması, yine hüküm fıkrasına 13 no.lu bent olarak "Sultanbeyli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/1686 Esas sayılı dosyası için kendisini vekil ile temsil ettiren davacıya karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin bu dosya davalılarından alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davacıya verilmesine'' cümlesinin yazılması sureti ile hükmün 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 438/7. fıkrası gereğince DÜZELTİLEREK ONANMASINA,İstek halinde peşin harcın temyiz edenlere iadesine,1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 14.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.