Zonguldak Çaycumada miras ve satın alma yoluyla edinilen taşınmazın kadastro tespitine yapılan itiraz davasında zilyetlik iddiaları üzerine davanın kısmen kabulü.
Özet: Zonguldak Çaycumada bulunan bir taşınmazın kadastro tespiti ile ilgili itiraz davasında, davacılar murislerinden intikal eden haklar, 40-50 yılı aşkın nizasız zilyetlik ve diğer mirasçılardan pay satın alma yoluyla taşınmazın maliki olduklarını iddia ederken, davalı ise rehin senedi ile edinim iddiasında bulunmakta ancak zilyetliğinin olmadığı belirtilmektedir; uyuşmazlık, asliye hukuk ve sulh hukuk mahkemeleri arasında görev uyuşmazlıkları ve temyiz süreçleriyle uzun bir yargılama geçmişine sahip olup, Kadastro Mahkemesi davayı kısmen kabul etmiştir.

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2013/110 E., 2019/35 K.DAVA TARİHİ : Asıl: 04.09.2007, birleşen: 25.06.1997KARAR : Davanın kısmen kabulüneTaraflar arasında kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Karar davacılar vekili, davalı ... vekili ve dahili davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dava konusu taşınmazın bulunduğu Zonguldak ili Çaycuma ilçesi ... köyünde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na (3402 sayılı Kanun) göre 2007 yılında yapılan kadastro çalışmasında, dava konusu 1 11... parsel sayılı taşınmazın tarla vasfıyla hisseli olarak şahıslar adına tespitinin yapıldığı, taşınmazın kadastro tespitinden önce davalı olması nedeniyle kadastro tutanağının 3402 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi uyarınca Kadastro Mahkemesine gönderildiği anlaşılmıştır. Davacılar; Zonguldak ili Çaycuma ilçesi ... köyünde bulunan taşınmazın murisleri ...'ten kaldığını, kendilerinin ...'in torunu olan ...'nın çocukları olduklarını, ...'in 5 tane çocuğunun bulunduğunu, ...'in çocuklarından ...'in hissesinin kendilerine ve kardeşleri ...'ya intikal ettiğini, kız kardeşlerinin dava konusu taşınmazda hisselerinin olmadığını, babalarının dava konusu taşınmazdaki hakkını kendilerine ve kardeşleri ...'ya bağışladığını, kız kardeşlerine de başka yerden yer verildiğini, ayrıca ...'in mirasçılarından ...'nin hissesinin babaları tarafından satın alındığını ve neticede bu hissenin de kendilerine intikal ettiğini, ...'in kızı ...'ın hissesinin kendileri ve kardeşleri olan ... tarafından eşit hisseler nispetinde satın alındığını, yine ...'in kızı ...'nin hissesinin çocukları olan ...'lere intikal ettiğini ve onlardan da diğer kardeşleri ... ile birlikte eşit hisseler nispetinde satın almış bulunduklarını, ...'nin hissesini de yine kendileri ile birlikte kardeşleri ... tarafından satın alındığını, kendilerine miras ve satın alma yoluyla intikal eden taşınmaza davalı tarafından müdahalede bulunulduğunu, 40-50 yılı aşkın bir süreden beri murisleri ve kendileri tarafından malik sıfatıyla nizasız ve fasılasız zilyet ve tasarruf edildiğini, davalının ...'in mirasçısı olmadığını belirterek, müdahalenin önlenmesini, taraflarına teslimini talep etmişlerdir.Çaycuma 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.10.1999 tarihli ve 1997/211 Esas, 1999/566 Karar sayılı kararında; davanın Türk Medeni Kanunu'nun 618 inci maddesinden kaynaklanan doğmuş bir mülkiyet hakkının konusuna saldırının men'i şeklinde değil, Türk Medeni Kanunu'nun 894-897 nci maddelerinden kaynaklanan zilyetliğe elatmanın önlenmesi olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilerek, Sulh Hukuk Mahkemesine görevsizlik kararı verilmiştir.Çaycumu Sulh Hukuk Mahkemesinin 18.06.2004 tarihli ve 1999/820 Esas, 2004/412 Karar sayılı kararında; taşınmazın kök muris ...ten geldiği, onun ölümü ile mirasçıları ..., ..., ..., ...'a geçtiği, taşınmazın şabangez usulü kullanıldığı, davalının taşınmazı satın aldığını iddia ettiği kişinin ... olduğu, mirasçılardan ...'ın taşınmaz üzerinde ... lehine rehin senedi düzenlediği, rehin bedelinin ödenmemesi nedeniyle ...'nun taşınmazı davalıya sattığı, ancak davalının taşınmazda hiç zilyet olmadığı, zilyetliğin davalıya geçmediği, elbirliği halinde hareket edilmediği, taşınmazın davalıya geçtiğinin kabulünün mümkün bulunmadığı belirtilerek, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dairemizin 30.11.2004 tarihli ve 2004/5605 Esas, 2004/8210 Karar sayılı ilamı ile; davanın konusunun, mülkiyet hakkına dayalı elatmanın önlenmesi isteğine ilişkin olduğu, davacıların miras yoluyla intikal eden taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkına dayanarak elatmanın önlenmesini istedikleri, görevli Mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu belirtilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.Çaycuma Sulh Hukuk Mahkemesinin 16.03.2005 tarihli ve 2005/1 Esas, 2005/148 Karar sayılı kararı ile kararında Asliye Hukuk Mahkemesine görevsizlik kararı verilmiş ve karar kesinleşmiştir. Çaycuma 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.09.2007 tarihli ve 2005/305 Esas, 2007/524 Karar sayılı kararıyla; yargılama aşamasında taşınmazla ilgili kadastro tutanağı düzenlendiği ve 1 11... parsel numarası aldığı belirtilerek Çaycuma Kadastro Mahkemesine görevsizlik kararı verilmiş ve karar kesinleşmiştir.Devrek Kadastro Mahkemesinin 05.07.2019 tarihli ve 2013/110 Esas, 2019/35 Karar sayılı kararında; dava konusu yerin Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmadığı, keşif sırasında tarafların delil olarak ileri sürdükleri ve tutanağın edinme sebebinde bahsi geçen senetlerin zeminde mahalli bilirkişi ve tanıklara okunarak uygulandığı, senetlerin dava konusu taşınmaza uyduğu, mahalli bilirkişi ve tanıkların ağırlıklı beyanlarına göre niza konusu taşınmazın öncesinde 4 hisse itibar edilerek saban gezme yöntemi olarak tabir edilen kullanım şekli ile hissedarlar tarafından zilyet edildiği, taşınmazın müşterekleri tarafından toprağın verim durumuna göre dönüşümlü bir şekilde kullanıldığı, taşınmazın 1/4 hissesinin ... oğlu ...’a ait olduğu, köyde ... isimli birinin tanınmadığı, ... oğlu ...’a söz konusu hissenin miras yoluyla intikal ettiği yönünde delilin bulunmadığı, her ne kadar davacılar, ...’in kızları olan ..., ... ve ...’ın da bu taşınmazda hissesinin bulunduğunu iddia etmişler ise de, anılan kişilerin ve mirasçılarının köyde tanınmadığı ve dava konusu taşınmaz üzerinde herhangi bir zilyetliklerinin bulunmadığı, bu nedenle davacıların 20.02.1997 tarihli ve 3 adet senede dayanarak hak iddiasında bulunmalarına hukuken değer verilemeyeceği, taşınmazın 1/4 hissesini uzun yıllar nizasız, fasılasız ve malik sıfatıyla ... oğlu ... zilyet ve tasarruf ederken, oğlunun düğünü nedeniyle damadı olan ... oğlu ...’ndan bir miktar borç para aldığı ve buna karşılık olarak da bu taşınmazdaki hissesinin yarısını bir nevi rehin olarak ... oğlu ...’na bıraktığı, aldığı borcu ödeyememesi nedeniyle 02.06.1984 tarihli senet ile de bu taşınmazdaki toplam hissesinin yarısını ... oğlu ...’na zilyetliği ile birlikte devrettiği, ... oğlu ...’nun da diğer müşterekler gibi saban gezme yöntemiyle dava konusu taşınmaz üzerinde ziraat yaptığı, ... oğlu ...’nun taşınmaz üzerindeki zilyetliğinin, dava konusu taşınmaz ile ilgili genel Mahkemede açılan davanın açılış tarihi olan 25.06.1997 tarihine kadar devam ettiği, davalı ...’ın dava konusu taşınmazın 15 dönümünü ... oğlu ...'ndan 26.12.1996 tarihli senetle satın aldığını, zilyet etmeye başladığını, fakat davacılar ... oğulları ..., ... ve ...’ın bunu engellediklerini savunduğu, ... oğlu ...’nun hissesini davalı ...’a sattığı hususunun köyde duyulduğu, fakat davalı ...’ın dava konusu taşınmaz üzerinde zilyetliğinin bulunmadığı, zilyet olma girişimlerinin davacılar tarafından engellendiği, tüm bu hususların keşif sırasında alınan beyanlar ile sabit olduğu, zilyetliğin “zilyet olma iradesi” ve “fiili hakimiyet” olmak üzere iki temel unsurunun bulunduğu, somut olayda davalı ...’ın zilyet olma iradesi mevcut ise de taşınmaz üzerinde herhangi bir fiili hakimiyetinin bulunmadığı, bu nedenle eklemeli zilyetliğinin bulunduğundan da bahsedilemeyeceği, 06.05.1997 tarihli şikayet üzerine verilen 15.05.1997 tarihli ve 1997/11 sayılı men kararı ile 13.06.1997 tarihli şikayet üzerine verilen 23.06.1997 tarihli ve 1997/21 sayılı men kararında da şikayetçi olarak ... oğlu ...’nun isminin yazılı olduğu, 26.12.1996 tarihli senedin düzenlenmesinden sonra yapılan şikayetler üzerine verilen bu kararların dahi davalı ...’ın sürdüğünü iddia ettiği zilyetliğinin malik sıfatıyla olmadığına delil teşkil ettiği, bu nedenle davalı ...’ın hak iddia ettiği hissenin, aktarılan davanın açıldığı tarih itibarıyla gerçek sahibinin ... oğlu ... olduğu ve ölümü ile de külli halefiyet ilkesi gereği kanuni mirasçılarına geçtiği, ... oğlu ...’nun kanuni mirasçıları işbu davada taraf olmasa dahi 3402 sayılı Kanun'un 30/2 nci maddesi uyarınca koşullarının oluşmuş olması nedeniyle adlarına tescil kararı verilebileceği belirtilerek, dava konusu Zonguldak ili Çaycuma ilçesi ... köyünde kain 1 11... parsel sayılı taşınmazın toplam 5.760 pay kabulü ile; 720 payın ... oğlu ...’nun kanuni mirasçıları olan ... kızı ..., ... oğlu ..., ... oğlu ..., ... kızı ..., ... kızı ..., ... kızı ... ve ... kızı ... adlarına el birliği mülkiyeti şeklinde tapuya kayıt ve tesciline, 300 payın ... oğlu ..., 300 payın ... oğlu ..., 300 payın ... oğlu ..., 300 payın ... oğlu ..., 120 payın ... oğlu ..., 120 payın ... oğlu ..., 480 payın ... oğlu ..., 400 payın ... oğlu ... , 440 payın ... kızı ..., 120 payın ... oğlu ..., 120 payın ... oğlu ..., 90 payın ... oğlu ..., 135 payın ... oğlu ..., 270 payın ... oğlu ..., 60 payın ... oğlu ..., 45 payın ... oğlu ..., 162 payın ... oğlu ..., 162 payın ... oğlu ...,171 payın ... oğlu ..., 171 payın ... oğlu ..., 162 payın ... oğlu ..., 450 payın ... oğlu ..., 162 payın ... oğlu ... adlarına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Davacılar vekili; taşınmazın muris ...'ten kaldığını ve 5 tane çocuğu olduğunu, davacıların mirasçılardan hisseleri satın aldıklarını, davalı ... in mirasçısı olmadığı, bu nedenle taşınmaz üzerinde ... olmadığını, davacıların paylarının eksik hesaplandığını, davacıların taşınmazı hem miras yoluyla hem de mirasçılardan satın alarak kazandığını, İlk Derece Mahkemesince ... isimli kişinin tanınmadığını, ... oğlu ...'a hissenin miras yoluyla intikal ettiği yönünde delil bulunmadığını, ...'in kızları olan ..., ..., ...'ın köyde tanınmadığından 20.02.1997 tarihli 3 senede itibar edilmediği yönündeki tespitlerin hatalı olduğunu, takdir edilen vekalet ücretinin avukatlık ücret tarifesine uygun olmadığı iddiasıyla, kararı temyiz etmiştir.Davalı ... vekili; dava konusu taşınmazın 15 dekarlık kısmının ... tarafından davalıya satıldığı, zilyetliğinin devir ve teslim edildiği, hisse sahibi ... oğlu ...'ın oğullarını evlendirirken paraya ihtiyaç duyduğundan damadı ... oğlu ...'dan borç aldığı, 5 seneliğine taşınmazın 15 dönümünü damadına, 15 dönümünü de çocuklarına bıraktığı, ...'ın parayı ödememesi nedeniyle ...'in bir miktar daha para vererek 15 dönümün satışını aldığı, ... tarafından 20 seneden bu yana zilyetlik edildiği, daha sonra davalı tarafından ...'ten satın alındığı, hissenin ... mirasçılarına verilmesinin hatalı olduğu, hisse ve pay dağılımının yanlış yapıldığı iddiasıyla kararı temyiz etmiştir. Dahili davalı ... vekili; davalının miras hissesinin yanı sıra dilekçe ekinde sunulan satış senediyle ... oğlu ...'ın hissesini satın aldığı, payının daha fazla olması gerektiği iddiasıyla kararı temyiz etmiştir. 1. Davacılar vekilinin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; dosya kapsamında dava konusu taşınmazın davacıların iddia ettikleri gibi kök muris ...'ten kaldığına yönelik delil bulunmadığı, keşif kapsamında alınan beyanlardan taşınmazın 1/4 hissesinin uzun yıllar nizasız, fasılasız ve malik sıfatıyla davacıların babası ... oğlu ...'ın zilyet ve tasarrufunda bulunduğu, bu nedenle davacıların, ...'in mirasçılarına ait hisseleri satın aldıkları iddiasına ilişkin 20.02.1997 tarihli 3 adet senede hukuken değer verilemeyeceği anlaşıldığından davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.2. Dahili davalı ... vekilinin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; dahili davalı ...'ın, dava konusu taşınmazın 1/4 hissesinde zilyet ve malik olan ...'ın mirasçısı olduğu, dahili davalı vekilinin, ...'ın miras hissesinin yanı sıra ... oğlu ...'ın tüm hissesini satın aldığını belirttiği, kadastro tespit tutanağında ... oğlu ...'ın hissesinin tamamını dahili davalı ... ve ...'a sattığının belirtildiği, 10.04.2019 tarihli keşifte alınan beyanlarda ... oğlu ...'ın hissesinin 1/2'sini dahili davalı ...'a, 1/2'sini ise ...'a devredildiğinin belirtildiği, İlk Derece Mahkemesince de kadastro tespit tutanağı ve beyanlar dikkate alınarak hüküm kurulduğu, temyiz dilekçesi ekinde sunulan 15.04.1989 tarihli satış senedinin usulüne uygun, tarafların imzasını içerir şekilde düzenlenmediği, bu haliyle ...'ın, ... oğlu ...'ın hissesinin tamamını satın aldığına yönelik iddiasını ispatlayamadığı anlaşıldığından, dahili davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.3. Davalı ... vekilinin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; dosya içeriğine, toplanan delillere 02.06.1984 tarihli ve 26.12.1996 tarihli satış senetlerine göre, dava konusu taşınmazın 1/4 zilyet ve maliki olan ... oğlu ...'ın sağlığında, payının yarısını damadı ... oğlu ...'na satıp teslim ettiği, ... oğlu ...'nun satın almış olduğu hisseyi 26.12.1996 tarihinde davalı ...'a sattığı ve zilyetliğini devrettiği, adi nitelikli satış senedindeki açıklamayla senetle birlikte zilyetliğin devredildiğinin kabul edildiği, satış tarihi itibarıyla menkul mal vasfında olan mülkiyetin, zilyetliğin devriyle alıcıya geçeceğinin kabulü gerektiği, ... oğlu ...'ın çocuklarının, davalı ...'ın taşınmazı kullanımını engellemelerinin, ...'ın malik sıfatıyla nizasız ve fasılasız zilyetliğine engel olmayacağı, bu haliyle İlk Derece Mahkemesince davalı ...'ın dava konusu taşınmaz üzerinde zilyetliğinin bulunmadığı tespitinin hatalı olduğu anlaşılmakla, davalı ...'a verilmesi gereken payların eksik ve hatalı incelemeye dayanarak ... oğlu ... mirasçılarına verilmesi usul ve kanuna aykırı olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacılar vekili ve dahili davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA, 54,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 561,00 TL'nin temyiz eden dahili davalı ...'dan alınmasına,44,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 571,00 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına,İstek halinde peşin harcın temyiz eden davalı ...'a iadesine,Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,14.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.