6831 sayılı Kanunun 4999 ile değişik 9. maddesi uyarınca 795 parselin 2/Bden ormana vasıf değişikliği işlemi iptali davasında kesin hüküm ve askı süresi itirazları.
Özet: Taraflar arasında, 6831 sayılı Kanunun 4999 sayılı Kanun ile değişik 9. maddesi uyarınca yapılan orman kadastrosu yüzölçümü ve fenni hataların düzeltilmesi çalışması kapsamında, 2/B niteliğindeki bir parselin orman vasfına dönüştürülmesine ilişkin işlemin iptali davasında, ilk derece mahkemesi daha önce açılan davanın kesin hüküm oluşturduğu ve keşif giderlerinin yatırılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş olsa da, yüksek mahkeme karar düzeltme talebi üzerine yaptığı incelemede, önceki davanın farklı bir poligonla ilgili olması ve mevcut davanın askı ilan süresi içinde usulüne uygun açılmış olması nedeniyle kesin hüküm şartlarının oluşmadığına, husumetin hazine ve zilyetliğe sahip üçüncü kişiye de yöneltilmesi gerektiğine, ayrıca çekişmeli parselin fiilen orman olduğuna dikkat çekerek önceki onama kararını bozmuştur.

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/538 E., 2024/468 K.KARAR : Davanın reddineTaraflar arasında 6831 sayılı Kanun'un 4999 sayılı Kanun ile değişik 9. maddesi gereğince yapılan yüzölçümü ve fenni hataların düzeltilmesine ilişkin işlemin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.Karar davacılar vekilleri tarafından duruşma talebiyle temyiz edilmekle; duruşma istemi değerden reddedilmiş olmakla, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dava konusu taşımazın bulunduğu İstanbul ili Beykoz ilçesi ... köyünde 1940 yılında 3116 sayılı Kanun'a göre yapılıp kesinleşen Orman Kadastrosu, 2896 sayılı Kanun'a göre 1984 yılında yapılıp 26.03.1986 tarihinde bir yıl süreyle ilân edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması, 2924 sayılı Kanun'a göre 1998 yılında yapılan kullanım kadastrosu bulunduğu, çalışmada dava konusu 795 sayılı parselin, tarla niteliğiyle senetsizden 2/B sahasında kalması nedeniyle Hazine adına 09.07.1998 tarihinde tesbiti yapılarak, beyanlar hanesine ...'ın zilyetliğinde olduğuna dair şerh konulduğu, 4999 sayılı Kanun'a göre yapılan ve 17.08.2006 tarihinde ilân edilen vasıf ve mülkiyet değişikliği dışında yüzölçüm ve fennî hataların düzeltilmesi çalışması bulunduğu, askı ilan süresinde dava açılması nedeniyle kesinleşmediği anlaşılmıştır. Davacı vekili; İstanbul ili Beykoz ilçesi ... köyünde 6831 sayılı Kanun'un 4999 sayılı Kanun ile değişik 9. maddesi kapsamında Orman Kadastrosu yapılarak kesinleşmiş yerlerde aplikasyon, ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan yüzölçümü ile fennî hatalarla ilgili olarak yapılan çalışmada XV no.lu 2/B poligonunda vasıf ve mülkiyet değişikliği yapıldığını ve 795 parselin 2/B vasfının ... Devlet Ormanı olarak değiştirildiğini belirterek, bu işlemin iptali ile eski hale iadesini ve davacının hak sahipliğinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince; davacının işlemin kendisine tebliğinden itibaren 30 günlük süre içinde dava açmadığı ve daha önce aynı konuda açtığı davanın da, Mahkemenin 2006/1394 sayılı dosyası ile kesin süre içerisinde keşif giderlerinin yatırılmadığı gerekçesi ile reddedildiği belirtilerek, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 19.03.2013 tarihli ve 2013/340 Esas, 2013/2891 Karar sayılı ilamıyla; tarafları ve konusu aynı olan Beykoz Sulh Hukuk Mahkemesinde görülen davanın yargılaması sonucu, 29.04.2008 tarihli ve 2006/1394 Esas, 2008/538 Karar sayılı kararla davanın reddine karar verildiği, hükmün Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 06.11.2008 tarihli ve 10135 - 14678 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği, böylece tarafları bağlayan kesin hüküm oluştuğu, Mahkemece bu yönler nazara alınarak davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı belirtilerek, davacının temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun hükmün onanmasına karar verilmiştir.Davacı vekili karar düzeltme dilekçesinde; 4999 sayılı Kanun ile yapılan çalışmaların vasıf ve mülkiyet değişikliği dışında fennî hataların düzeltilmesi ile sınırlı olduğu halde taşınmazın fiilen orman olduğu gerekçesiyle ... Devlet Ormanı kapsamına alındığını, sonuçlarının 17.08.2006 tarihinde ilân edildiğini, davanın ise son günün tatil gününe gelmesi nedeniyle 18.09.2006 tarihinde 30 günlük askı ilân süresi içerisinde açıldığını belirterek, onama kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 10.02.2014 tarihli ve 2014/317 Esas, 2014/1526 Karar sayılı ilamında özetle; eldeki davanın, askı ilanının son günün tatil gününe gelmesi nedeniyle 18.09.2006 tarihinde 30 günlük askı ilân süresi içerisinde açıldığı, 1998 yılında yapılan arazi kadastrosunda, çekişmeli 795 parsel sayılı taşınmazın, 3524 m² yüzölçümü ve tarla niteliğiyle 2/B sahasında kalması nedeniyle Hazine adına tespit edilerek, beyanlar hanesine ...'ın zilyetliğinde olduğuna dair şerh konulduğu, husumetin ... ile Orman İdaresine yöneltildiği, husumetin tapuda kayıt maliki olan Hazine yanında lehine zilyetlik şerhi konulan ...'a da yöneltilmesi gerektiği, Mahkemece kesin hüküm kabul edilen 2006/1394 Esas sayılı dosyada dava XIII numaralı 2/B poligonu ile ilgili olarak açılmış olduğu halde eldeki dava ise çekişmeli 795 sayılı parseli de içine alan XV numaralı 2/B poligonu ile ilgili olarak açıldığı ve kesin hükümden söz edilemeyeceği, çekişmeli 795 sayılı parselin fiilen orman olması nedeniyle Orman İdaresinin talebi üzerine Maliye Bakanlığınca Orman İdaresine tahsis edildiği ve 11.11.2004 tarihinde teslim edildiği, 27 no.lu Orman Kadastro Komisyonu tarafından 17.07.2006 tarihinde düzenlenen "Orman Genel Müdürlüğüne Tahsis Edilmiş Bulunan Yerlere Göre Sınır Düzeltme Tutanağı" ile tahsis işlemi tamamlanmış olduğundan ... Devlet Ormanına dahil edildiği belirtildiği ancak, 795 sayılı parselin Orman İdaresine tahsis edilmesi ile ilgili tüm belgelerin dosyada bulunmadığı, bu nedenle; tahsis ile ilgili tüm belgelerin ilgili yerlerden getirtilip dava tarihinde önce 795 sayılı parselin Orman İdaresine tahsis edilip edilmediği değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği, dava tarihinden önce kesinleşmiş tahsis yoksa 4999 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile 6831 sayılı Kanun'un 9. maddesine eklenen Ek fıkraya göre çalışma yapan 27 no.lu Orman Kadastro Komisyonunca orman tahdidi veya kadastrosu yapılıp ilan edilerek kesinleşmiş yerlerde vasıf ve mülkiyet değişikliği dışında aplikasyon, ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan yüzölçümü ve fenni hataların düzeltilmesi çalışması yapılabileceği belirtilerek yapılan işlemin 6831 sayılı Kanun'un 9. maddesine uygun olarak yapılıp yapılmadığı konusunda inceleme yapılması gerektiği belirtilerek davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairenin 19.03.2013 tarihli ve 2013/340 Esas, 2013/289 Karar sayılı ilâmıyla onama kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesinin 05.04.2012 tarihli ve 2006/1399 Esas, 2012/667 Karar sayılı hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; ... köyü 795 no.lu parselin Orman Bakanlığı Müfettişlerinin İstanbul ilinin tamamını kapsayan 2/B alanları ile ilgili de yapmış olduğu 08.01.2001 tarihli ve 10-04-03-02 sayılı inceleme raporunda eylemli orman olduğu, 2/B koşullarını taşımadığı, bu nedenle eylemli orman alanlarının Orman İdaresine tahsislerinin sağlaması gerektiği görüşü ile rapor düzenlemesi sonucu, İstanbul Valiliği Milli Emlak Dairesi Başkanlığı'nın 17.05.2002 günlü “olur” ları ile Orman İdaresine tahsis edildiği, 11.11.2004 tarihinde taşınmaz teslim tutanağı ile Orman İdaresine teslim edildiği, davanın ise 18.09.2006 'da açılmış olduğunun tespit edildiği, dava devam ederken İstanbul Anadolu Yakası Milli Emlak Dairesi Başkanlığı'nın 12.09.2008 tarihli yazısı ile 795 parselin tarla vasfının orman olarak düzeltilmesi için Beykoz Tapu sicil Müdürlüğüne yazı yazıldığı, 03.11.2008 tarihli yazı ile cins değişikliği işleminin yapıldığı ve 795 parselin “Eylemli orman olarak Orman İdaresine tahsislidir” şerhinin konulduğu, Anadolu Yakası Milli Emlak Dairesi Başkanlığı'nın 05.01.2009 tarihli “olur” larıyla Orman İdaresine tahsis edilmiştir tespitlerinin yapıldığı, dava konusu taşınmazın orman arazi vasfını taşıdığının sabit olduğu, taşınmazın orman arazisi olduğuna dair tahsis kararının dava açıldıktan sonra verilmiş olmasının taşınmazın eylemli orman vasfında olması sonucunu ortadan kaldırmayacağı gibi ayrıca idari işlem niteliğinde olan tahsis kararının idari yargıda iptal edilmedikçe veya idarece tahsis kararı kaldırılmadıkça tahsis işleminin geçerliliğini sürdüreceği belirtilerek, davanın reddine karar verilmiştir.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; dava tarihinden sonra yapılan tahsis değişikliğinin taşınmazın mülkiyet ve vasfını değiştirmeyeceğini, dava tarihinden önce tahsisin bulunmadığını, 03.11.2008 tarihli yazı ile Beykoz Tapu Müdürlüğünce cins değişikliği işleminin yapıldığının belirtildiğini, taşınmazın Orman İdaresine tahsis edilmesine ilişkin belge bulunmadığını, tahsis işleminin davadan sonra yapıldığını, taşınmazın orman niteliğinde olmadığını açıklayarak, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.Dosya kapsamında; dava konusu taşınmazın İstanbul Valiliği Milli Emlak Dairesi Başkanlığı'nın 17.05.2002 günlü “olur” ları ile Orman İdaresine tahsis edildiği, 11.11.2004 tarihinde "taşınmaz teslim tutanağı" ile Orman İdaresine teslim edildiği, davanın ise 18.09.2006'da açılmış olduğu, tahsis kararının dava tarihinden önce alınmış olduğu anlaşılmıştır.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle;Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 14.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.