Miras ortaklığı, zilyetlikle iktisap ve hak düşürücü süre tartışmaları ekseninde tapu iptali, tescil ile terditli alacak talebi davasında bozma sonrası verilen red kararının temyiz incelemesi.
Özet: Mirasbırakandan intikal eden zilyetlikle mülk edinme iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil ile terditli alacak davasında, mahkemenin başlangıçta miras ortaklığı nedeniyle usulden ret kararının Yargıtayca işin esasına girilmesi gerektiği belirtilerek bozulması üzerine, yeniden yapılan yargılamada zilyetlikle iktisabın ispatlanamaması ve birleştirilen alacak talebi için hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davaların reddedilmesi kararı, özellikle terditli alacak talebinin hak düşürücü süreden muaf olduğu iddiasıyla davacılar tarafından temyiz edilmiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/171 E., 2023/307 K..Küçükçekmece 7. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar birleştirilen davada davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1.Davacılar ... ve müşterekleri; dava konusu 1474 sayılı parsele yönelik irsen intikal, hibe ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tapu iptali ve tescil isteminde bulunmuşlardır.2.Bozma kararından sonra davacı ... ve müşterekleri; aynı taşınmaza yöenelik irsen intikal eden mülk edinmeye elverişli zilyetliğe dayanarak tapu iptali ve tescil ile terditli olarak alacak talebinde bulunmuşlardır.Aşamada her iki dava dosyası birleştirilmek suretiyle yargılamaya devam olunmuştur.II. CEVAP1.Davalı Hazine vekili; eldeki davanın süresi içerisinde açılmadığını, dava konusu eski 1474 parsel sayılı taşınmazın kayden devredildiğini, husumet yönünden taşınmaza malik olmayan davalıya eldeki davanın teşmil edilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur. 2.Davalı ... vekili; hak düşürücü sürenin geçtiğini, dava konusu taşınmazın tapuda kayıtlı olduğunu ve zilyetlikle kazanılamayacağını, davalı İdarenin tapu kaydına güvenerek iyi niyetle taşınmazın mülkiyetini aldığını, davacıların kötü niyetli olduklarını bu nedenle mülkiyet talebinde bulunmadıklarını, bedelsiz ve emeksiz olarak taşınmazı kendi mülkiyetlerine geçirmek için eldeki davayı açtıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.III. MAHKEME KARARIMahkemece, davacıların mirasbırakanları ...'ın 16.01.2000 tarihinde vefat ettiği, mirasbırakanın ölüm tarihine göre terekesi elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olup elbirliği mülkiyetinde mirasçıların tereke malları üzerinde belli pay veya payları bulunmayıp hakları taşınmazın tamamı üzerine yayıldığından mirasçılardan birisinin ya da birkaçının tek başına dava açmasının mümkün olmadığı, öte yandan davaya diğer mirasçıların katılması (olurlarının alınması) veya TMK'nın 640. maddesi uyarınca miras ortaklığına temsilci tayin edilmek suretiyle davaya devam edilmesinin de mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın reddine hükmedilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİA. Bozma KararıMahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 05.04.2018 tarih, 2015/13350 Esas, 2018/2394 sayılı kararıyla: davacılar vekilinin çekişmeli taşınmazın öncesinde davacıların mirasbırakanı olan dedeleri ... tarafından kullanıldığını, bilahare adı geçen tarafından zilyetliğin davacıların babaları olan ...'a devredildiğini ileri sürerek tapu iptali ve tescil talebi ile dava açtığı, hal böyle iken davacıların dedeleri ...'in miras hakkına dayandığından söz edilemeyeceği, zilyetliği teslim aldığı belirtilen ...'un da tüm mirasçıları davada yer aldığı ve dava şartının sağlandığı, bu nedenle işin esasına girilerek iddia ve savunma doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek kararın bozulmasına hükmedilmiştir.B. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen KararMahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucu; asıl dava dosyasında davacıların çekişmeli taşınmaz yönünden zilyetlikle iktisap koşullarını ispat edemedikleri, davalı ... tüzel kişiliğinin ise kayıt maliki olmadığı gerekçesiyle davalı Hazine yönünden davanın esastan, ... yönünden ise husumetten reddine, birleştirilen dava yönünden ise hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle asıl ve terditli alacak talebinin reddine hükmedilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriMahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde birleştirilen davanın davacıları vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.Birleştirilen davanın davacıları vekili; taşınmazın kadastro tespitinin hükmen kesinleştiği tarih itibariyle hak düşürücü süre içerisinde eldeki davanın açıldığını, davacıların taşınmaz üzerinde hak sahibi olduklarını, tapu iptali ve tescil talebinin yanında terditli olarak alacak isteğinde bulunulduğunu, terditli talebin hak düşürücü süreden muaf olduğunu, bu nedenle alacak isteği yönünden yargılamaya devam edilmesi gerektiğini, hava fotoğraflarından yöntemince yararlanılmadığını, uyuşmazlığın çözümü hususunda delillerin yanlış değerlendirildiğini, eksik ve hatalı bilirkişi raporuna itibar edildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve GerekçeTemyize konu birleştirilen dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil ile terditli alacak isteğine ilişkindir.Kadastro sonucu ... ilçesi, .... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1474 parsel sayılı 15.100 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz, hükmen fundalık ve ham toprak vasfı ile Hazine adına tescil edilmiş, 01.05.2006 tarihinde Toplu Konut İdaresi Başkanlığına devredilmiş, bilahare yapılan imar uygulaması ile ifraz edilmiştir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması, 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2. maddesinin yollamasıyla, 1086 sayılı HUMK'un uygulanacağı davalar yönünden HUMK'un 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; birleştirilen davada davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Birleştirilen davada davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA,Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden birleştirilen davada davacılardan alınmasına,Dosyanın Küçükçekmece 7. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11.12.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.