Kadastro öncesi yargı kararına rağmen orman vasfıyla kesinleşen taşınmazın tapu iptali ve tescili talebinde, 3402 sayılı Kanunun 12/3 maddesi gereği 10 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanması.
Özet: Kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasında, taşınmazın 2006 yılında orman vasfıyla kadastro tespiti kesinleştikten sonra açılan davada, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş olup; davacıların, murisleri adına kadastro öncesinde alınmış tescil kararına dayanarak hak düşürücü sürenin uygulanamayacağı yönündeki itirazlarına rağmen, ilk derece, bölge adliye ve Yüksek Mahkeme kararları, hak düşürücü sürenin dolduğu ve davanın reddinin hukuka uygun olduğu yönünde istikrarlı bir şekilde hüküm tesis etmiştir.
8. Hukuk Dairesi         2025/4948 E.  ,  2025/6336 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/1220 E., 2025/1449 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ermenek 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/199 E., 2025/45 K.
Taraflar arasında kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine, kamu düzenine ilişkin nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm tesisi ile davanın usulden reddine, karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava konusu Karaman ili Ermenek ilçesi ... 7 46... parsel (eski 2 29... parsel) sayılı taşınmazın bulunduğu bölgede 2006 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Ek 4. maddesine göre yapılan kadastro çalışmasında dava konusu taşınmazın orman vasfıyla tespit edildiği, tespitin 3402 sayılı Kanun'un 11. maddesine göre 15.07.20 06... .08.2006 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların murisinin açmış olduğu Ermenek Asliye Hukuk Mahkemesinin 1987/67 Esas sayılı dosyasında bir kısım taşınmazın kendi adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ettiğini, İlk Derece Mahkemesince 1988/45 kararıyla hüküm kurulduğunu, karara göre; dava dilekçesinde hudutları belirtilen 1460 metrekare yüzölçümlü tarlanın davacıların murisi adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiğini, ancak daha sonra taşınmazın orman vasfıyla kayıtlı olduğunu, öğrendiklerini, Ermenek Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.03.1988 tarihli ve 1987/67 Esas, 1988/45 Karar sayılı kararı doğrultusunda hudutları belirtilen 1460 metrekare tarlanın davalı adına kayıtlı bulunan hissesinin iptali ile mirasçılık belgesi doğrultusunda murislerinin mirasçıları adına tesciline, tapu iptali ve tescil yönündeki talepleri uygun görülmediği takdirde, davaya konu taşınmazın rayiç bedeli tespit edilerek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara hisseleri oranında verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesi uyarınca, kadastro tespitinin kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı, hak düşürücü sürelerin Mahkemece resen gözetilmesi gerektiği belirtilerek, davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekili; taşınmazın davacıların murisi adına hükmen tesciline karar verildiğini, tapu kaydının bulunduğunu, Mahkemece bu hususların değerlendirilmediğini, kadastrodan önce mülkiyet hakkının doğmuş olduğunu, alınan bilirkişi raporlarında taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirtildiğini, mülkiyet hakkının daha önce yargı kararıyla kurulması nedeniyle hak düşürücü sürenin somut olayda uygulanamayacağı iddiasıyla kararı istinaf etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kakarıyla; kadastro tespitinin kesinleştiği 15.08.2006 tarih ile dava tarihi olan 14.02.2022 arasında 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesinde ifadesini bulan 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırı yön bulunmadığı, ancak vekalet ücretinin tahsili yönünden tarafların karıştırılması ile gerekçeli karar başlığında mahalli bilirkişinin gösterilmesinin doğru olmadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 355. maddesi gereğince davacılar vekilinin istinaf başvurusunun reddine, kamu düzenine ilişkin nedenlerle, 6100 sayılı Kanun'un 353/1-b/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm tesisine, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine, davalı ... İdaresi kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Davacılar vekili, istinaf iddialarıyla kararı temyiz etmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.