Yargıtay, kadastro tespitine itiraz davasında tapu kaydı ve zilyetliğe dayalı taleplerin reddi kararını, tescil kararındaki infaz tereddüdünü düzelterek bozmayı gerektirmeyen bir hükümle onadı.
Özet: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasında, davacıların tapu kaydı ve zilyetliğe dayalı iddiaları reddedilmiş; Yargıtayca daha önce bozulan ve birleştirilmesi istenen diğer davanın kesinleşmesi nedeniyle bu dosya ile birleştirilemediği anlaşılınca ilk derece mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararı, Yargıtay tarafından esastan uygun bulunarak, sadece infazda tereddüt oluşturmaması adına tescil hükmündeki eksikliğin düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2021/4 E., 2021/27 K. Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar ... ve ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, Şebinkarahisar ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 30... ve 1 37... parsel sayılı sırasıyla 3.585. 94... .173,55 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlardan 1 30... sayılı parsel kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle komisyon kararıyla ... ve müşterekleri adına; 1 37... sayılı parsel irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle komisyon kararıyla ... adına tespit edilmiştir. Davacılar ... ve arkadaşları; tapu kaydı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır.İlk Derece Mahkemesinin verdiği karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, uyulan bozma ilamında özetle; "Davacıların, dava konusu taşınmazlar ile orman parseli olan 1 28... parsel sayılı taşınmaz için 02.10.1972 tarihli, 11... sıra numaralı tapu kaydı, 11.09.1970 tarihli ve 23 sıra numaralı tapu kaydı ile 11.09.1973 tarihli ve 16 sıra numaralı tapu kaydına dayanarak ayrı ayrı tespite itiraz davası açtıklarını, Mahkemece, dava dosyaları önce birleştirildiği halde daha sonra tefrik edildiğini, dosya içeriğinden tefrik edilen 1 28... parsel sayılı taşınmaza ilişkin 2008/435 Esas sayılı dava dosyasının halen derdest olduğu anlaşıldığına göre, kayıt kapsamının sağlıklı olarak belirlenebilmesi bakımından davaların birlikte görülmesi gerektiği, Mahkemece öncelikle, orman parseli içinde kalan kısım için açılan dava dosyası bu dosya ile birleştirilmesi ve bundan sonra 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 20. maddesi uyarınca tapu kaydının kapsamı belirlenip, her iki dava dosyasındaki deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi" gereğine değinilmiştir.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "bozma ilamına uyulduğu ve birleştirilmesi istenilen Mahkememizin 2008/435 Esas ve 2015/36 Karar sayılı dosyasının karara çıktığının ve kesinleştiğinin anlaşıldığı, davanın reddine karar verildiği ve Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesinin 2015/15830 Esas ve 2017/4828 Karar, 31.05.2017 tarih sayılı ilamıyla; onandığı ve kesinleştiği, bu sebeple eldeki dava ile birleştirilemediği, davacıların dayanak tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazları kapsamadığı ve taşınmazlar üzerinde iktisabı sağlayacak zilyetliklerinin de bulunmadığı" gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu 1 30... ve 1 37... parsel sayılı taşınmazların kadastro tespiti gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına, karar başlığında davacı ... mirasçısı ... gösterilmemiş ise de, bu açık maddi hata niteliğinde olup İlk Derece Mahkemesince her zaman düzeltilebileceğine göre, davacı ... ve ...'ün aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 3402 sayılı Kanun'un 1. maddesi uyarınca kadastro hakimi doğru, infazı kabil ve infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde karar vermek zorunda olup, dava konusu 1 30... ve 1 37... parsel sayılı taşınmazlar hakkında davanın reddine karar verildiği ve bu taşınmazların tespit malikleri tespitten sonra komisyon kararları ile yeniden belirlendiği halde, İlk Derece Mahkemesince, hüküm yerinde komisyon kararlarına atıf yapılmaksızın tespit gibi tapuya tescillerine dair karar verilmesi suretiyle infazda tereddüt oluşturulması isabetsiz ve bozmayı gerektirmekte ise de, açıklanan bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, bozma nedeni yapılmamış ve hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;1. Davacı ... ve ...'ün diğer temyiz itirazlarının (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle REDDİNE,2. Davacı ... ve ...'ün temyiz itirazının (2) numaralı bentte yazılı nedenlerle kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (1.) bendinin ikinci satırında yer alan "tespit" kelimesinin hüküm yerinden çıkartılarak yerine; "komisyon kararı" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine,1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,14.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.