Kadastro tespitinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle kaydedilen taşınmazın mirasçılar arasında taksim edilmediği iddiasıyla açılan itiraz davasında Yargıtay bozmasına uyularak verilen ilk derece mahkemesi kararı onandı.
Özet: Kadastro tespitine itiraz davasında, Yüksek Mahkeme, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle bir şahıs adına tespit edilen parselin öncesinin ortak murise ait olduğu iddiasıyla açılan davada, ilk derece mahkemesinin önceki yetersiz araştırma nedeniyle bozulan kararının ardından, bozma ilamına uyularak gerçekleştirilen yeniden keşif ve tanık beyanları sonucunda mirasçılar arasında geçerli bir taksim sözleşmesinin bulunmadığını tespit ederek taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile davacılar ve davalı adına miras payları oranında tesciline hükmeden kararını hukuka uygun bulmuş ve bu kararı temyiz eden davacıların itirazlarını reddetmiştir.
8. Hukuk Dairesi         2023/2224 E.  ,  2025/6325 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

SAYISI : 2022/12 E., 2022/22 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Dairemizce İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, Bozyazı ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan dava ve temyize konu 1 06... parsel sayılı 22.407,42 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına tespit edilmiştir.
Davacı ... ve arkadaşları; dava konusu 1 06... sayılı parselin müşterek muristen intikal ettiğini ve mirasçılar arasında terekenin taksim edilmediğini ileri sürerek, taşınmazların miras payları oranında adlarına tescilini talep etmişlerdir.
İlk Derece Mahkemesinin verdiği karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, uyulan bozma ilamında özetle; "İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırma, inceleme ve uygulamaların hüküm vermeye yeterli bulunmadığı açıklanarak, İlk Derece Mahkemesinin de kabulünde olduğu üzere taşınmazın öncesinin ortak muris ...’e ait olduğu hususu uyuşmazlık konusu olmadığı, uyuşmazlığın kök murisin ölümünden sonra mirasçıları arasında usulüne uygun şekilde taksim yapılıp yapılmadığı hususunda toplandığı, mahallinde yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve taraf tanıklarının soyut beyanları ile yetinilerek ... mirasçıları arasında taksim yapıldığı kabul edilmiş olup, dava konusu taşınmazın davalının zilyetliğinde/kullanımında olduğu belirtildiği halde, bu kullanımın hangi hukuki sebebe dayandığı araştırılmaksızın hüküm kurulması cihetine gidildiği, bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm kurulmasının usul ve kanuna uygun bulunmadığı, doğru sonuca varılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılması ve yapılacak bu keşifte dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, kök murisin ölümünden sonra terekesinin mirasçıları arasında taksim edilip edilmediği, taksim yapılmış ise ne zaman, nerede, kimlerin katılımı ile yapıldığı, taksime tüm mirasçılarının katılıp katılmadığı, katılmayanlar var ise bunların temsil edilip edilmedikleri ya da sonradan taksime icazet verip vermedikleri, taksim yapılmış ise çekişmeli taşınmazın kime isabet ettiği, davalının taşınmazdaki zilyetliğinin hangi hukuki sebebe dayandığı sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması; beyanlar arasında oluşacak çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılması; çelişkinin giderilmemesi halinde hangi beyana ne sebeple üstünlük tanındığı karar yerinde tartışılıp açıklanması; fen bilirkişisinden, keşfi takibe ve denetlemeye elverişli rapor ve kroki alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi" gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin birbirleriyle uyumlu beyanlarında dava konusu taşınmazın ortak murise ait olduğunu, ölümüyle herkesin katıldığı veya herkesin hak aldığı bir taksim sözleşmesine şahit olmadıklarını veya duymadıklarını ve ortak muris tarafından kalan çoğu taşınmazın davalı ... ... tarafından işgal edildiğini, dolayısıyla taksim sözleşmesinin var olmadığını belirttiklerini, dolayısıyla mirasçılar arasında geçerli bir taksim sözleşmesinin kurulmadığı" gerekçesiyle, dava konusu 1 06... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile hüküm yerinde gösterilen payları oranında davacılar ve davalı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin 2. fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin 2. fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar, usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Ancak; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kadastro hakimi doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak ve taşınmaz hakkında sicil oluşturmaya elverişli şekilde karar vermek zorundadır.
İlk Derece Mahkemesinin 2012/17 Esas, 2014/17 Karar sayılı kararında; "Dava konusu 1 20... , 5, 6, 13, 14, 15, 1 14... , 1 17... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin davanın reddi ile tespit gibi tescillerine" dair verilen karar taraflarınca temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olduğu halde, temyize konu kararda anılı taşınmazlar hakkında yeniden davanın reddine karar verilmiş olması, infazda tereddüt oluşturacağından usul ve kanuna uygun bulunmamakta ise de bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'nun geçici 3. maddesinin 2. fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Kanun'un 438. maddesinin 7. fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Davacılar vekilinin temyiz itirazının (2) numaralı bentte yazılı nedenlerle kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinin tamamı ile "2- Birleşen 2006/52 Esaslı dosyanın davacıları yönünden; dava konusu Mersin ili Bozyazı ilçesi ... köyü ... mevkii 1 14... parsel ve aynı yer 1 17... parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tesciline," kelimelerinin hükümden çıkarılmasına ve hükmün, DÜZELTİLMİŞ BU ŞEKLİYLE ONANMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
14.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.