Hazinenin Mardindeki 40 ve 45 parsel taşınmazların mütegayyip eşhastan geçtiği iddiasıyla açtığı kadastro tespitine itiraz davasında, önceki bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın reddine ilişkin yerel mahkeme kararının onanması.
Özet: Hazinenin Mardindeki 40 ve 45 parsel sayılı taşınmazların "mütegayyip eşhas"tan hazineye geçtiği iddiasıyla açtığı kadastro tespitine itiraz davasında, ilk derece mahkemesi bozma kararına uyarak yaptığı yargılamada, Hazinenin dayandığı tapu kayıtlarının ya taşınmazları kapsamadığı ya da hukuki kıymetini kaybettiği, yörede "kayıp kaçak" kişilerin bulunmadığı ve Süryanilerin emval-i metruke kapsamında değerlendirilemeyeceği, bu nedenle 40 parselde zilyetlikle, 45 parselde ise diğer tapu kayıtlarıyla mülkiyetin davalılar adına oluştuğu gerekçesiyle Hazinenin davasını reddetmiş; bu ret kararı Yargıtay tarafından yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka uygun bulunarak onanmıştır.

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2013/153 E., 2021/127 K.Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararı asıl ve birleşen dosya davacısı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Asıl dosyada (1978/2 Esas) davacı Hazine dava dilekçesinde özetle; Mardin ili Nusaybin ilçesi ... Mahallesinde kain 40 parsel sayılı taşınmazın mütegayyip eşhastan Hazineye geçtiğini ileri sürerek taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini talep edilmiştir. Birleşen dosyada (1978/3 Esas) davacı Hazine dava dilekçesinde özetle; Mardin ili Nusaybin ilçesi ... Mahallesinde kain 45 parsel sayılı taşınmazın mütegayyip eşhastan Hazineye geçtiğini ileri sürerek, taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiş, bilahare yargılama sırasında dosyanın asıl dosyayla birleştirilmesine karar verilmiştir.Nusaybin Kadastro Mahkemesinin 16.03.2007 tarihli ve 1978/2 Esas, 2007/7 Karar sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesinin 08.10.2007 tarihli ve 2007/2799 Esas, 2007/3324 Karar sayılı ilamıyla; eksik araştırma yapıldığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; keşifte "Nisan 289 tarihli ve 2 90... sıra numaralı" kaydın dava konusu 45 parselle ilgisinin olmadığı, dayanak "Ağustos 289 tarihli ve 286 sıra" numaralı kaydın 40 parsele yüzölçümüyle sınırlı olarak uyabileceği ancak Yargıtay incelemesinden geçen ve kesinleşmiş bulunan Nusaybin Asliye Hukuk Mahkemesinin 1962/91 Esas, 1963/57 Karar sayılı ilamında Hazinenin dayanağı "Ağustos 289 tarihli ve 286 sıra" numaralı kaydın dava konusu taşınmazların bulunduğu ... köyünde neresini kapsadığının anlaşılamadığı, dava konusu 40 parselin mart 289 tarihli ve 286 sıra numaralı kaydın kapsamında kaldığının anlaşıldığı, bahsi geçen kesinleşmiş karara göre dava konusu 40 parseli gösterdiği değerlendirilen "Mart 289 tarihli ve 286 sıra" numaralı kaydın 318 tarihli tapuların içinde kalması sebebiyle iptaline karar verildiği, davacısının Hazine olmadığı ancak tapu müdürlüğünün davacı sıfatıyla taraf olduğu, dolayısıyla ilgili kararın davacı Hazine açısından da bağlayıcılığı olduğu, kuvvetli delil olarak kabul edilmesi gerektiği hususunun değerlendirildiği, tapulama tutanaklarının itiraz kısmında gösterilmiş olan tapu kayıtlarının taşınmazları kapsamadığı, aksi halde dahi kayıt maliklerinin kayıp kaçak kişilerden olduklarının ispatlanamadığı, hukuki kıymetini kaybetmiş olan kayıtlara itibar edilemeyeceği, taşınmazların senetsizden kazanım koşulları oluşan zilyedleri adına tescillerinin mümkün olduğu, mahalli bilirkişiler tarafından taşınmazların bulunduğu bölgede kayıp kaçak kişilerin bulunmadığı, bölgede bulunan gayrimüslimlerin suryani oldukları ve kayıt malikleri ... ve ... isimlerinin suryani isimleri olduğu yönünde beyanda bulundukları, içtihatlar uyarınca Süryani olan kişilerin Emvali Metruka Kanunu kapsamında olmadıkları, Nusaybin Asliye Hukuk Mahkemesinin 1962/91 Esas, 1963/57 Karar sayılı ilamında 1289 tarihli tapuların hukuki kıymetlerini kaybetmiş oldukları, bu sebeple 1318 tarihli tapu kayıtlarına itibar edileceği, tapuların kapsamadığı kısımlar yönünden ise senetsizden taşınmaz edinim şartları lehine oluşan kişiler adına tescil yapılacağı, 40 parsel sayılı taşınmaz yönünden; taşınmazda tespit malikleri lehine Mülga 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun 33. maddesi uyarınca kazandırıcı zamanaşımı zilyedliğiyle taşınmaz edinim koşullarının oluştuğu bu sebeple tespit edilen son hissedarları adına tesciline karar verildiği, yine dava konusu 45 parsel sayılı taşınmaz yönünden davacının dayanağı tapu kayıtlarının sınır ve vasıf itibariyle harmanyeri olarak kullanıldığı, davalı tarafca dayanılan tapu kayıtlarının taşınmaza uyduğu, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 13/a/b maddesine göre kayıt sahiplerinin mirasçıları adlarına tesciline karar verilmesi gerektiği belirtilerek asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş; hüküm, asıl ve birleşen dosya davacısı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Kanun'un 438. maddesi gereğince ONANMASINA,Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,15.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.