Anayasa Mahkemesinin 5271 sayılı Kanunun 253/19. maddesindeki "uzlaşma sonrası tazminat davası açılamaz" hükmünü iptal etmesiyle, trafik kazası kaynaklı maddi tazminat davasında uzlaşmanın etkisi ortadan kalkarak bölge adliye mahkemesi kararı bozulmuştur.
Özet: Yüksek Mahkeme, trafik kazasında yaralanan davacının zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında davalı sigorta şirketine açtığı maddi tazminat davasının, ceza soruşturmasında yapılan uzlaşma gerekçesiyle alt mahkemelerce reddedilmesini hukuka aykırı bularak bozmuştur; çünkü Anayasa Mahkemesi, uzlaşma sağlanması halinde tazminat davası açılamayacağını öngören 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinin on dokuzuncu fıkrasındaki ilgili bölümü iptal etmiş olup, bu iptal kararının derdest davalarda uygulanması gerektiğinden, uyuşmazlığın Anayasa Mahkemesi kararı ışığında yeniden değerlendirilmesi için yerel ve bölge adliye mahkemesi kararlarının kaldırılmasına ve bozulmasına karar verilmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1766 Esas - 2023/291 KararİLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI : 2021/639 Esas - 2022/570 KararBölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası ile teminat altına alınan aracın 25.09.2016 tarihinde sebebiyet verdiği trafik kazası sonucunda müvekkilinin yaralandığını, davalı tarafından sigortalı aracın sürücüsü ile müvekkili arasında ceza dosyasında uzlaşma sağlandığı gerekçesiyle zararın giderilmediğini, ancak gerçek zararı karşılamayacak bir tutar ile uzlaşma sağlandığından uzlaşma tutanağının iptali gerektiğini belirterek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 107 nci maddesi gereğince 100,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; ceza dosyasında uzlaşma sağlandığından davanın reddi gerektiğini, davacı tarafından usulüne uygun başvuru yapılmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının maluliyetinin Adli Tıp Kurumu (ATK) tarafından tespit edilmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderinin teminat dışı olduğunu, olayın iş kazası olup olmadığının araştırılması gerektiğini, hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde; uzlaşma aşamasında herhangi bir zarar veya kusur değerlendirmesi yapılmadığını, müvekkilinin uzlaşmanın sonuçlarını anlayamayacağını, uzlaşma nedeniyle tazminat davası açılamayacağı iddiasının yalnızca araç sürücüsü tarafından ileri sürülebileceğini, davalının sorumluluğunun devam ettiğini, uzlaşma tutanağında davacının fazlaya ilişkin haklarından vazgeçmediğini, davalının sorumluluğunun yapılan ödeme kadar azaldığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, davalı tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan aracın sebebiyet verdiği trafik kazası nedeniyle davacının yaralanmasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.Dosya kapsamından; İlk Derece Mahkemesince davacı ile sigortalı araç sürücüsünün, dava konusu olaya ilişkin ceza dosyasında uzlaştıkları ve 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin 19 uncu fıkrası gereğince uzlaşma sağlanması halinde soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği; Bölge Adliye Mahkemesince de davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği görülmektedir.5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesi 19 uncu fıkrasına göre uzlaşmanın sağlanması halinde soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz, açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır şeklindeki yasal düzenleme ışığında uzlaşma raporunun düzenlenmesi halinde davacının tazminat davası açma hakkı bulunmadığı, uzlaşma raporu ilam mahiyetinde olacağından uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamayacağı kabul edilmekteydi.Ancak; Anayasa Mahkemesi 26.07.2023 tarihinde 2023/43 Esas, 2023/141 sayılı ve Resmi Gazete'nin 18.10.2023 günlü sayısında yayımlanan kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 5560 sayılı Kanun’un 24. maddesiyle değiştirilen 253. maddesinin (19) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinin “Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;…” bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi iptal kararları derdest davalarda derhal uygulanacağından, söz konusu uzlaştırma tutanağının Anayasa Mahkemesi iptal kararı da dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.VI. KARAR 1.Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,22.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.