Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararıyla sonuçlanan, 6831 sayılı Kanunun 2/b taşınmaz niteliği ve zilyetlik şerhi tespiti davası.
Özet: Antalyadaki bir taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanununun 2/b maddesi kapsamında orman dışına çıkarılan yerlerden olduğunun tespiti ve davacılar adına zilyetlik şerhi düşülmesi talebiyle açılan davada, ilk derece mahkemesinin kısmen kabul kararı istinaf, temyiz ve direnme süreçlerinden geçtikten sonra, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verilmiş ve davacılar vekili bu ret kararını temyiz etmiştir.
8. Hukuk Dairesi         2025/4054 E.  ,  2025/6299 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2024/11 E., 2024/216 K.
Taraflar arasındaki tapu kaydında 2/B ve zilyetlik şerhi verilmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili ve davalı Hazine vekili vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı Hazine vekili ve katılma yoluyla davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizce Bölge Adliye Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince direnme kararı verilmiştir. Bu kararın davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca direnme kararının bozma ilamına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sonucunda, Antalya ili Kepez ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 281 33... parsel (eski 1196 parsel, 4.510 m²) sayılı taşınmaz 4.589,75 m² yüzölçümüyle kargir ev ve bahçesi vasfı ile “üzerindeki mevcut 1 adet ev ile 150 adet kavak ağacı ve 50 adet narenciye ağacı ... oğlu ...’a aittir.” şerhiyle Hazine adına tapuya tescil edilmiştir.
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın Antalya Kadastro Mahkemesinin 1991/353 Esas ve 1994/71 Karar sayılı kararı ile 1942 yılında orman tahdidi sırasında devlet ormanı kapsamı içerisine alındığını, 1976 yılında yapılan 2/B madde uygulaması ve aplikasyon çalışmaları sonucu orman sınırları dışına çıkartıldığı gerekçesiyle Hazine adına tesciline karar verildiğini, önceki zilyet ...’ın zilyetliğini davacılara devrettiğini, bu nedenle dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğunun ve taşınmazda davacıların kullandıkları kısımların 31.12.2011 tarihden öncesinden beri davacıların kullanımında olduğunun tespitini ve beyanlar hanesine şerh verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne, Antalya ili Kepez ilçesi ... Mahallesi 281 33... parsel sayılı taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi ile Ormandan Hazine adına çıkarılan yer olduğunun tespitine, bu hususun tapuya şerh verilmesine, davacıların zilyet olduklarının tespiti ile bu hususun tapuya şerh verilmesi yönündeki taleplerin reddine karar verilmiş; davacılar vekili ve davalı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekili ve davalı Hazine vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş ve işbu karar, davalı Hazine vekili ve katılma yoluyla davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dairemizin 05.04.2022 tarihli ve 2021/17253 Esas, 2022/3269 Karar sayılı ilamıyla; "çekişmeli taşınmazın 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre ilk kez 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman sınırları içinde bulunduğu, ... İdaresinin ... Vakfına ait tapu kaydına dayanarak 1942 tahdidine itiraz etmesi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanlığının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarihli ve 208 sayılı iptal kararının sadece vakfın tapulu taşınmazlarına ilişkin olduğu, bu itibarla Vakıf tapusu kapsamı dışında kalan taşınmazlar yönünden tahdidin kesinleştiği ve geçerliliğini sürdürdüğü, 1952 yılında makiye tefrik çalışmalarına konu edildiği,makiye tefrik işleminin bir tespit niteliğinde olup orman sınırları dışına çıkarma işlemi olmadığı, bu hususa 30.04.2010 tarihli ve 2004/1 Esas, 2010/1 Karar sayılı İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararında “3116 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp orman tahdidi içinde kaldığı kesinleşen, ancak, tapuya tescil edilmeyen yerlerde 5653 sayılı Kanun ile değişik 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre maki komisyonlarının yaptığı işlemlerin bir tespit niteliği taşıdığına, teknik ve hukuki anlamda orman kadastro (tahdit) sınırı dışına çıkarma işlemi olmadığına” şeklinde de işaret edildiği, 1976 yılında orman kadastro komisyonunca “Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanlığının 19.12.1947 tarihli ve 208 nolu hakem kararı gereğince eski tahdit hattı iptal edilen Devlet ormanının tekrar kadastrosu yapılmak üzere” nitelendirilmesiyle 03.06.1976 tarihli işe başlama tutanağı ile orman kadastrosuna başlanıldığı, bu çalışma kapsamında 1942 yılında yapılan orman tahdidinin tamamen iptal edildiği kabul edildiğinden, önce çekişmeli taşınmazın orman olarak sınırlandırıldığı, daha sonra 14.07.1976 tarihinde II nolu parsel sahası olarak 1744 Sayılı Kanun ile değişik 6831 Sayılı Kanun'un 2. maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı, tahdit ve 2. madde uygulamasının 15.07.1976 tarihinde ilan edildiği, süresi içinde itiraz edilmesi üzerine itirazları inceleme komisyonunca 09.11.1976 tarihli itirazları inceleme tutanağında belirtildiği üzere “2 nolu parselin 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1. maddesinin istisna fıkraları hükmüne giren yerlerden olduğu tespit edildiğinden, 2 nolu parsel ile içerisinde mevcut itirazlı sahanın 6831 sayılı Kanunun orman saymadığı yerlerden olarak orman sınırları dışında bırakılmasına ve ekip tarafından yapılan işlemin bu şekilde düzeltilmesine” karar verilmek suretiyle orman sınırları dışında orman sayılmayan yerde bırakıldığı, söz konusu komisyon tutanağının 09.12.1976 tarihinde ilan edildiği, daha sonra 1989 yılında yapılan orman kadastrosu ve 2/B çalışmalarına konu edilmediği, yapılan işlemlerin ilanından sonra ilan tarihlerinde yürürlükte bulunan kanunlardaki hak düşürücü sürelerin de geçmesiyle kesinleştiği, dava, tapu kaydının beyanlar hanesine (2/B) şerhi verilmesine yönelik olduğuna ve taşınmazın 2. madde kapsamında veya 2/B alanında kalmadığı anlaşıldığına göre Mahkemece bu hususlar dikkate alınarak taşınmazın (2/B) ile orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olduğuna ilişkin şerh verilmesi yönündeki talebin de reddine karar verilmesinin gerekirken, yerinde olmayan gerekçelerle yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmediği" gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; "02.10.2020 tarihli ve 2019/21 Esas, 2020/187 Karar sayılı ilamıyla direnilmesine.." karar verilmiştir. Direnme kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18.10.2023 tarihli ve 2023/8-515 Esas, 2023/964 Karar sayılı ilamı ile".. yapılan orman tahdidinin sadece Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarihli ve 208 sayılı kararla ... İdaresinin dayandığı ... Vakfına ait tapulu taşınmazlar yönünden iptal edildiği, vakıf tapusu kapsamı dışında kalan orman tahdidinin hâlen geçerliliğini sürdürdüğü, orman kadastro çalışmaları ışığında dava konusu parselin içinde bulunduğu anlaşılan II nolu parselin itirazları inceleme komisyonunca önceki ekip çalışmasının düzeltilmesine karar verilmiş olması nedeniyle 2. madde ile orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olmadığı ve 1989 yılında yapılan çalışmalarda (2/B) uygulamasına da konu edilmediği, Çekişmeli taşınmazın hükmen tesciline ilişkin Mahkeme kararı incelendiğinde ise hüküm fıkrasında belirtilmeyen, ancak gerekçe kısmında yer verilen ve taşınmazın 2. madde ya da (2/B) alanında olduğu yönündeki belirlemenin kesin hüküm olarak değerlendirilmesinin hukuken mümkün olmadığı, ayrıca 1942 yılından beri orman sınırları içinde olan bir taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2. veya (2/B) maddesi gereği orman sınırları dışına çıkarılmasının ancak idarece usulüne uygun şekilde yapılacak işlemle mümkün olduğu, idarenin yaptığı bir tasarruf olmadan Mahkemelerin orman sınırı içinde kalan bir taşınmazı orman sınırı dışına çıkarmasının teknik olarak mümkün olmadığı, somut olayda her ne kadar 1976 yılında 7 numaralı orman kadastro komisyonu taşınmazları Hazine adına orman sınırı dışına çıkarmışsa da işleme itiraz edilmesi üzerine aynı komisyonun bu işlemi iptal ettiği sonra da taşınmazları orman sınırı dışında bıraktığı, dolayısı ile çekişmeli taşınmazlar bakımından ayakta olan 2. madde çalışmasından söz edilemeyeceği, kesinleşen orman tahdidi içinde kalan bir taşınmazın orman sınırı dışında yani ziraat alanında bırakılmasının ise kanuni bir dayanağının olmadığı, dolayısı ile 7 numaralı komisyon tarafından yapılan hiçbir işleme değer verilemeyeceği ve çekişmeli taşınmazların hâlen 1942 yılında kesinleşen orman tahdit sınırları içinde olduğunun kabul edilmesi gerektiği, bu durumda, çekişmeli taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2. veya (2/B) maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarıltılan yerlerden olmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmediği, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve Kanun'a aykırıdır...."gerekçesiyle direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; Hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamı ile İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Davacı ...'ın yatırmış olduğu 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
13.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.