Aile Şirketi Bünyesindeki Ticari Faaliyetlerde Kardeşler Arasında Zımni Ortaklık İlişkisinin Tespit Edilmesi ve Hisse Paylarının Belirlenmesi Amacıyla Açılan Hukuki Uyuşmazlık.
Özet: Davacı, davalı ile aralarında 2011, 2012 ve 2015 yıllarından itibaren birden fazla şirkette kağıt üzerinde ayrılık olsa dahi fiili ve ekonomik bir ortaklık bulunduğunu, vekaletnameler ve SGK bildirgeleri gibi delillerle bu durumu ispatlayarak ortaklığının ve payının tespitini, ayrıca şirketin malvarlığı üzerinde ihtiyati tedbir konulmasını talep ederken; davalı, davacının taleplerinin hukuki mesnetten yoksun, mantıksız ve zamanaşımına uğramış olduğunu, davacının aktif dava ehliyeti ve hukuki yararı bulunmadığını, aralarındaki husumeti de belirterek davanın reddini ve yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesini istemektedir.

T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/636
KARAR NO : 2026/52
DAVA : Tespit
DAVA TARİHİ : 18/07/2025
KARAR TARİHİ : 14/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: -----şirketi) ortakları, ----- soyadlı kardeşlerden oluştuğunu, bunların ----- oluştuğunu, davalı ----, 1 Şubat 2011 tarihli ---- Sayılı --- Gazetesinin (-----) 390. Sayfasında ilan edilene kadar ----- şirketinin resmi ortağı olarak ticaret sicilinde yer aldığını, ardından tüm hisselerini davacı ----- devrederek görünüşte ortaklıktan ayrıldığını, ancak bu ayrılığın kağıt üzerinde olduğunu ve aralarındaki fiili ve ekonomik birliktelik devam etttiğini, aile şirketi ----- şirketinin müdürü -----, 2012 yılında----Şirketi (----- şirketi) unvanlı başka bir şirket kurduğunu; bu şirkette de davacı ---- hem müdür olarak görevlendirilmiş hem de ortak olarak hareket ettiğini, ----- ortaklardan biri olduğunu, davacı ile birlikte faaliyetlerde bulunmduğunu, kâr-zarar paylaşımı yapılmış; taraflar arasında zımni bir ortaklık ilişkisi oluştuğunu, 2016 yılından itibaren ----- şirketi adına kararlar aldığını----Şirketi ve ----- Şirketindeki gayrı resmi ortaklığı ile ----- şirketindeki gayri resmi ortaklığı bulunduğunu, buna ilişkin vekaletnameler, sgk bildirgesi, iç yazışmalar ve ---- müdür olması gibi deliller bulunduğunu, bu sebeplerle davalarının kabulünü, davalı , ----- Şirketi bünyesinde yürütülen ticari faaliyete ilişkin olarak 01.02.2011 yılından itibaren günümüze kadar ortaklık ilişkisinin mevcut olduğunun tespitini ve ortaklık payının tespitini, ----- Limited Şirketi'nde 15.06.2012 tarihinden itibaren ve ----- Şirketinin 11.11.2015 tarihinden itibaren ortağı olduğunun geriye dönük olarak tespitini ve her bir şirketteki ortaklık payının tespitini, ----- Şirketin, taşınır taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi yönünden teminatsız bir şekilde İhtiyati tedbir konulmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davacının 1 numaralı talebi bakımından aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, talebinin absürd olduğunu, davalının davacının ortak olduğu şirkette ortak olduğunun tespiti istemini ileri sürülmesi mümkün olmadığından, hukuki mesnetten ve mantıktan yoksun olduğundan hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, 2 numaralı talebi bakımından da davacının hayal dünyasında var olan hususların gerçek dünyada gerçekleşmediğini, --- Hastanesinde ve ---- hastanesinde davacının elektro şok ile tedavisi ile sadece hafızasının silinmediğini aynı zamanda mantık ve düşünme yeteneğini de kaybettiğini belirterek, davacının usul hükümlerine aykırı olarak açılmış bulunan hukuki mesnetten yoksun, soyut ve hayale dayalı, akıl tutulması kapsamında değerlendirdikleri davasının reddinin gerektiğinini, davacı ve davalı kardeş arasında var olan husumetin, sokakta birbirlilerini gördüklerinde "silah çekecek" noktada olduğunu, davacı --- ve davalı ---- anne-baba bir kardeş olduklarını, ancak kardeşliklerinin sadece kan bağı ile sınırlı olduğunu, kardeşlik bağı tanımına girebilecek başkaca bağları bulunmadığını, bir zamanlar kardeşler arasında çıkmış olan uyuşmazlıkların ve anlaşmazlıklar sonucunda kardeşlerin sadece iş ilişkisini değil aynı zamanda aile ilişkilerini de ayırmış olduklarının aşağıda anlatılacaklardan açıkça anlaşılacağını, dolayısıyla tarafların kardeş olarak atfedilmesi olanak dışı bir durum olduğunu, Türk Borçlar Kanunu'nun 147/4. Maddesine göre, "4. Bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki; bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar." 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, davalı şirketlerde ortak olduğunun tespitini isteyen davacının bu davasını 2012 yılında kurulan davalı ----- firmasından ve 2015 yılında kurulan ---- firmasından bu zamana kadar talep etmemesi, TBK 147/4, TTK 255/2 ve ilgili maddeleri uyarınca zamanaşımı ve hak düşürücü süre nedeniyle davasının reddi gerektiğini, bu sebeplerle Davacının ---- hakkında açtığ----ortağı olduğuna yönelik davasının aktif husumet ve hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddini, Davacının davasının zamanaşımı nedeniyle reddini, davacı davalı ---- firmasına ortak olduğunun, kendisinin de davalı firmalara ortak olduğunun ve ortaklık payının tespitine karar verilmesini istediğinden şimdilik nominal şirket hisseleri değerinden hesaplanarak eksik yatırdığı harcın tamamlattırılmasına, harç tamamlanmadığı takdirde davanın reddini, davacının TTK'ya aykırı inançlı işlem temeline dayalı davasının, resmi kayıtların aksinin yazılı delille ispatlanması gerektiği zorunluluğu nedeniyle reddini, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava, ortaklık ve ortaklık payının tespitine ilişkindir.Uyuşmazlık; Davacının talebinin davalı ---- 15.06.2012 yılından itibaren ve ---- 11.11.2015 tarihinden itibaren geriye dönük ortak olduğunun tespiti ile ortaklık payının tespiti, bunun yanında davalı ----- için de davalı şirket ----- bünyesinde 01.02.2011 yılından itibaren dava tarihine kadar ortaklık ilişkisinin mevcut olduğunun tespiti ile ortaklık payının tespiti taleplerinin haklı olup olmadığı, davacının taleplerinde hukuki yarar ve aktif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı hususlarıdır.
Yapılan Yargılama Sonucu; davacının taleplerinden ilki davalılardan ---- yine davalı şirket -----01.02.2011 yılından dava tarihine kadar ortak olduğunun tespiti ile ortaklık payının tespiti talebi olup söz konusu talepte davalılardan----- adına talepte bulunulmaktadır. 6100 Sayılı HMK'nın 114/1-(d) "Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip oldukları, kanuni temsilcinin söz konusu olduğu hallerde ve temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması" maddesi uyarınca talep yönünden taraf ehliyetinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Davacının bir diğer talebi ise kendisi hakkında davalı şirket olan ---- 15.06.2012 tarihinden itibaren diğer davalı ----- 11.01.2015 tarihinden itibaren geriye dönük ortak olduğunun tespitine ve ortaklık payının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Bir uyuşmazlıkta eda davası açılması gerekirken tespit davası açılır ise bu dava dinlenmez. Tespit davasındaki amacın davacıya hukuki bir yarar sağlaması gerekmektedir. Oysa davacının her iki şirkette de ortak olduğunun tespiti ile ortaklık payının tespitinde somut olarak bir hukuki yarar görülememiştir. Bundan kaynaklı davacının bu noktada açılan davasının da 6100 Sayılı HMK'nın 114/1-(h) bendi uyarınca "Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması" maddesi uyarınca tespitine nasıl bir hukuki yararının olacağı konusunda mahkemeye gerekli deliller sunulmadığından ve mahkemece de bir hukuki yararı olmadığı tespit edilmekle açılan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Açılan davanın 6100 Sayılı HMK'nın 114/1-d bendi ile h bendi uyarınca aktif husumet ehliyeti ile hukuki yarar yokluğu nedeniyle dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
Harçlar yasasına göre alınması gereken 732,00 TL karar harcının davacı tarafça peşin yatırılan 615,40 TL'den mahsubu ile bakiye eksik kalan 116,60 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,Davalı taraflar kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13.maddesi uyarınca belirlenen 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,İlişkin olarak taraf vekillerinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde ----- Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.