Tapu kaydının orman vasfıyla iptali sonucu uğranılan zararın Türk Medenî Kanununun 1007. maddesi uyarınca tazminine ilişkin davada usulü kazanılmış hak değerlendirmesi.
Özet: Bu hukuki evrak, mahkeme kararıyla orman vasfında olduğu belirlenerek tapu kaydı iptal edilen taşınmazın malikleri tarafından açılan, Türk Medeni Kanununun 1007. maddesi uyarınca hazineden tazminat talepli bir davayı konu almaktadır; ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararı, bölge adliye mahkemesince bir kez bozularak yeniden incelemeye gönderilmiş, ardından ilk derece mahkemesinin tekrar kabul kararı vermesi üzerine davalı hazine vekilinin istinaf başvurusu bölge adliye mahkemesince esastan reddedilmiş ve tazminat miktarının bilirkişi raporlarıyla uygun bulunduğu belirtilerek, davalı tarafın kararı temyiz etmesiyle yüksek mahkeme aşamasına gelmiştir.
5. Hukuk Dairesi         2025/2286 E.  ,  2025/13513 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2023/1132 Esas, 2024/2774 Karar
KARAR: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Çerkezköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2022/108 Esas, 2023/96 Karar
Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların müşterek maliki oldukları Tekirdağ ili, .... ilçesi, ... Mahallesi 96... parsel sayılı kayıtlı taşınmazın bir kısmının Çerkezköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/10 Esas sayılı kararı ile orman olduğuna karar verilerek orman adına tescil edildiğinden belirlenecek tazminatın dava tarihinden itibaren faiziyle ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmazın değerinin gerçeği yansıtmadığından eksik yatırılan harç tamamlanmadıkça davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, taşınmazın orman niteliğinde olması nedeniyle özel mülkiyete konu olamayacağını davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca davalı Hazineden tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece yetki ve husumet itirazlarının dikkate alınmadığını, taşınmaza orman şerhini koyduran orman genel müdürlüğünün davaya dahil edilmediğini ve eksik inceleme ve araştırmaya dayalı hüküm kurulduğunu, husumet yönünden kararın bozulması gerektiğini, davacı yan lehine hükmedilen vekâlet ücreti maktu olarak hesaplanması gerekirken nispi hesaplandığını, ıslah ile talep edilen miktarın arttırılan miktar için ıslah tarihi dikkate alınması gerekirken tamamı için faiz başlangıcının dava tarihi olarak alınmış olmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu, imar planında olmayan ve Belediye alt yapı hizmetlerinden yararlanmayan taşınmazın arsa vasfında kabul edilmesinin hatalı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun bilimsel verilere dayanmadığını, kıyas emsal kabul edilen taşınmazın emsal niteliğinde olmadığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tazminat istemine konu taşınmazın arsa vasfında olduğu kabul edilerek taşınmaza değer biçilmesinde, hüküm altına alınan tazminat miktarında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, zira gerek ilk kaldırma kararından önce dosyaya kazandırılan 10.10.2018 tarihli bilirkişi raporu ile 11.01.2019 tarihli ek rapor ve ikinci kaldırma kararından sonra alınan 27.10.2022 tarihli bilirkişi raporlarında, farklı emsal taşınmazlar üzerinden dava tarihi itibarıyla değerlendirme yapılarak her iki raporda birbirlerine yakın metrekare değerlerinin belirlendiği [her ne kadar ilk raporda %40 düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılmış ise de dosyada ... Belediyenin 11.05.2021 tarihli yazı cevabına göre %35 oranında düzenleme ortaklık payı kesintisi yapıldığından bu oran üzerinden hesaplama yapıldığında sözü geçen raporlarda belirlenen metrekare birim fiyatlarının hemen hemen birbiriyle örtüştüğü (ilk raporda taşınmazın metrekare birim 485,86 TL/m² olması gerekirken, ikinci kaldırma kararından sonra alınan 27.10.2022 tarihli raporda 478,27 TLm²)], buna göre ilk kararın davacı tarafından istinaf edilmemesi nedeniyle ilk kararda belirtilen miktar kadar davalı lehine doğan usulü kazanılmış hak gereği ilk kaldırma kararı öncesinde alınan 11.01.2019 tarihli ek raporda belirlenen miktarın hüküm altına alınması gerektiği, her ne kadar Mahkemece davacı zararının 890.524,39 TL olduğu ancak ıslah ile bağlı kalınarak denilmek suretiyle karar verilmiş olması, davalı lehine doğan usulü kazanılmış hakka konu miktardan daha fazlaya karar verilemeyeceğinden ötürü, doğru değil ise de sonuç itibarıyla hüküm altına alınan miktarın doğru olduğu gerekçesiyle davalı Hazine vekili istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, ... olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde ve taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.