Yenileme kadastrosu sonrası taşınmaz yüzölçümünde meydana gelen azalma sebebiyle 4721 sayılı TMKnın 1007. maddesi uyarınca hazineye açılan tazminat davası.
Özet: Dava, yenileme kadastrosu çalışmaları neticesinde iki parsel taşınmazının toplam 4.954,08 m² yüzölçümünün tapuda hatalı bir şekilde azaldığını iddia eden davacının, bu durumdan kaynaklanan zararın Türk Medeni Kanununun 1007. maddesi uyarınca hazineden tazminini talep etmesi; daha önce kadastro işlemlerinin iptali davasının reddedilmesi üzerine açılan bu tazminat davasında ilk derece mahkemesinin kabul, bölge adliye mahkemesinin ise istinaf başvurusunu ret kararı vermesi, buna karşılık davalı hazinenin fiili sınırların değişmediğini ve zararın yalnızca rakamsal bir değerden ibaret olduğunu savunması üzerine yüksek mahkeme tarafından yapılan incelemeyi konu almaktadır.

MAHKEMESİ: Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2024/80 Esas, 2024/106 KararKARAR: Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: Çerkezköy 2. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI: 2023/371 Esas, 2024/437 KararTaraflar arasındaki tapu kaydının hatalı oluşması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Tekirdağ ili, ... ilçesi, ... Mahallesi eski 1875 parsel (yeni 1 40... parsel) ve eski 1876 parsel (yeni 1 40... parsel) sayılı taşınmazların maliki olduğunu, eski 1875 parsel sayılı taşınmazın, 26.03.1969 tarihinde 13.975 m² olarak... adına tespit gördüğünü ve 01.11.1969 tarihinde kesinleşerek tescil edildiğini, eski 1876 parsel sayılı taşınmazın ise 26.03.1969 tarihinde 13.5 m2 olarak ... adına tespit gördüğünü ve tespitin 01.11.1969 tarihinde kesinleşerek tescil edildiğini, bahsi geçen taşınmazların 2015 yılında yapılan satış işlemleri sonrasında, 13.975m² ve 13.500 m² olarak tapuda davacı adına tescil edildiğini, dava konusu edilen yeni 1 40... ve 111 parsel sayılı taşınmazlar ve bağlı bulunduğu ... Mahallesi, uygulama niteliğini kaybeden, teknik nedenlerle yetersiz kalan, eksikliği görülen veya zemindeki sınırları gerçeğe uygun göstermediği tespit edilen taşınmazların varlığı sebebiyle 2022 yılında programa alınarak yenileme çalışmalarına tabi tutulduğunu, dava konusu yeni 1 40... parsel (eski 1875 parsel) sayılı taşınmazın davacı tarafından satın alındığı tarihte 13,975 m² yüzölçümlü iken, yenileme kadastrosuna yönelik çalışmaların ardından 12.540,47m²ye düştüğünü, bir diğer deyişle, yenileme kadastrosuna yönelik çalışmaların ardından taşınmazın yüzölçümünün 1.434,53 m² azaldığını, dava konusu yeni 1 40... parsel (eski 1876 parsel) sayılı taşınmazın davacı tarafından satın alındığı tarihte 13,500 m² yüz ölçümlü iken, yenileme kadastrosuna yönelik çalışmaların ardından 9.980.45m² düştüğünü, yenileme kadastrosuna yönelik çalışmaların ardından taşınmazın yüz ölçümünün 3.519,55 m² azaldığını, dolayısıyla yenileme kadastrosuna yönelik çalışmaların ardından davacının iki taşınmazının yüz ölçümünün toplam 4.954,08 m² azaldığını, davacı tarafından yenileme kadastrosuna yönelik işlemlerin iptaline yönelik ... (...) Kadastro Mahkemesinin 2022/98 Esas sayılı dosyasıyla dava açıldığını, Mahkemenin 14.07.2023 tarihli kararıyla davanın reddine, dava konusu taşınmazların kadastro güncelleme tutanağında belirtilen nitelik ve yüz ölçümü ile tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verildiğini, Kadastro işlemlerinin iptaline yönelik açılan davanın reddedilmesiyle birlikte, dava konusu taşınmazlardaki davacının aleyhine olan yüz ölçümü değişikliği kesinleştiğini belirterek uğranılan zararın davalı Hazineden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.II. CEVAPDavalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; yenileme işlemi sırasında ilk kadastro ve tapulamanın tahdit ve tespit ettiği parsel sınırlarına itibar edildiğini, yenileme kadastrosunun esasında özel bir kadastro olduğunu, ikinci bir kadastro mahiyetinde olmadığını, yenileme işleminin önceki kadastro ile ispatlanan geometrik durumu yok sayan veya tamamen hükümsüz bırakan bir yeni kadastro çalışması olmadığını, aslına sadık kalınarak onun eksikliğini tamamlayan sınırlarında ve yüz ölçümünde görülen yanlışlıkları orantı ve dengeleme kurallarına göre düzelten bir önceki kadastro işlemine ek işlem olduğunu, ... Kadastro Mahkemesinde dinlenen tanıkların ve taşınmazın evveliyatını da iyi bilen bölge muhtarının beyanlarında taşınmazın sınırlarının değişmediğini, yıllardır aynı şekilde kullanıldığı yönünde beyanlarda bulunduğunu, taşınmazın sınırlarının beton ile de çevrili olup evveliyattan beri aynı şekilde asıl zemine uygun olarak kullanıldığını, taşınmazın düzenleme öncesi sabit sınırlar içinde kaldığını, taşınmazın kullanılan alan miktarının değişmediğini, değişikliğin sadece rakamsal bir değerden ibaret olduğu tespit edildiğinden davacının bir zarara uğramış olduğu iddiası gerçeği yansıtmadığını belirterek öncelikle taraflarına açılmış olunan davanın husumetten reddini, mahkeme aksi kanaatte ise taşınmazın fiili sınırlarında bir değişme söz konusu olmadığından gerçek bir zararın mevcut olmadığı gerekçesi ile davanın esastan reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.B. İstinaf Sebepleri Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; bedelin yüksek belirlendiğini, davacının kusuru olup olmadığının tartışılmadığını, dava konusu taşınmazın sınırlarının değişmediğini, davacının ıslah ile faiz talebinde bulunduğunu, faizin yasal dayanağının bulunmadığını ve maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yenileme çalışması sonrası taşınmazların yüzölçümünün küçülmesi sebebiyle davacının zararının oluştuğu, küçülmenin dava konusu parsellerin tesis kadastrosundaki teknolojik yetersizlikten kaynaklandığı, çapta herhangi bir değişiklik olmadığı, eski kadastro paftasındaki sınırlar ile uygulama kadastrosu sonucu oluşan sınırların birebir örtüştüğü, sınırlar arasında herhangi bir değişiklik olmadığı, dava konusu parsellerin eski kadastro paftasındaki sınırları ile uyumlu olduğu, yapılan çalışmanın usul ve kanuna uygun olduğu, davacının zararının başka türlü giderilme imkanının bulunmadığı, bu tür davaların belirsiz alacak davası olarak açılabileceği, değerlendirme tarihi olan kadastro mahkemesinde açılan dava sonucunda davanın reddine ilişkin verilen kararın kesinleşme tarihi itibarıyla vasfı arazi olarak belirlenen taşınmazların değerlerinin net gelir yöntemiyle belirlendiği, tespit edilen bedelin değerlendirme tarihi itibarıyla adil ve hakkaniyete uygun olduğu, davacı tarafça ıslah dilekçesinde faiz talebinde bulunulduğu ve mahkemece bu husus dikkate alınarak ıslah edilen kısım yönünden ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesinin isabetli olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.C. Gerekçe1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Dosyanın incelenmesinden; davacının dava konusu Tekirdağ ili, ... ilçesi, ... Mahallesi ... mevkii 1 40... (eski 1875 parsel) parsel sayılı 13.975,00 m² miktarlı taşınmaz ile 1 40... (eski 1876 parsel) parsel sayılı 13.500,00 m² miktarlı taşınmaza satış yoluyla 07.12.2015 tarihinde malik olduğu, 2022 yılı içerisinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/2-A maddesi uyarınca yapılan kadastro tespit çalışmaları neticesinde 1875 parsel sayılı taşınmazın 1 40... parsel numarasını aldığı ve 12.540,47 m² olarak 1876 parsel sayılı taşınmazın 1 40... parsel numarasını aldığı ve 9.980,45 m² olarak 13.01.2023 tarihinde tapuya tescil edildiği, davacı tarafından ... Kadastro Mahkemesinde açılan yenileme kadastrosuna itiraz davasının mahkemenin 14.07.2023 tarihli ve 2022/98 Esas, 2023/53 Karar sayılı kararı ile reddedildiği, kararın istinaf edilmeksizin 16.08.2023 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 04.09.2023 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır .3. Arazi niteliğindeki taşınmazlara gelir metodu esas alınarak değer biçilmesinde ve belirlenen bedelin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca davalı Hazineden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,14.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.