Orman tahdidi kesinleşen taşınmazın orman içinde kalan kısmının tapu iptali ve hazine adına tescili ile haciz alacaklısının husumet ve yargılama gideri sorumluluğu.
Özet: Bölge adliye mahkemesi, davacı idarenin orman sınırı içinde kalan taşınmaz kısmının tapu iptali ve hazine adına tescili talebini kabul eden ilk derece mahkemesi kararını temelden onamış; ancak icra haciz şerhi alacaklısı davalıların, taşınmazın aynına ilişkin hakları olmadığından ve husumet yöneltilemeyeceğinden, davada sorumlu tutulmalarını ve yargılama giderleriyle vekalet ücretinden yükümlü kılınmalarını hukuka aykırı bularak bu yöndeki kararı düzeltmiş; tapu maliki davalılar yönünden ise, dava tarihinde malik olduklarından müdahalenin meni talebinin reddedilmesi gerektiği sonucuna varmış, ancak onların istinaf başvurusu olmaması nedeniyle bu hususta kararı düzeltme imkanı bulunmadığını belirtmiştir.
8. Hukuk Dairesi         2024/1905 E.  ,  2025/6257 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/1813 E., 2023/1805 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 16. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/121 E., 2021/153 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ... idaresi vekili dava dilekçesinde özetle; İzmir ili Buca ilçesi ... köyünde ilk orman tahdidinin 1948 yılında yapılarak kesinleştiğini, dava konusu 447 parsel sayılı taşınmazın kısmen orman sınırları içinde bulunmasına rağmen tapuda tamamının davalılar adına kayıtlı olduğunu, dava konusu taşınmazın kesinleşen orman sınırları içinde kalan kısmının tapusunun iptali ile Hazine adına orman vasfı ile tesciline, davalıların bu kısma müdahalesinin men'ine, haciz şerhlerinin terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile; müvekkilinin davalılardan ...'ın alacaklısı olarak İzmir 9. İcra Müdürlüğünün 2008/11 71... /1170 Esas sayılı dosyaları ile başlattığı takip sebebiyle dava konusu taşınmazın tapu kaydına haciz şerhi işlendiğini, davalı borçluya ait gayrimenkulün orman arazisi olduğunun veya özel bir şerhe konu olduğunun, haczedilemeyeceğinin, müvekkili tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, tapu kayıtlarına güvenerek haciz işlemi yapıldığını belirterek, davanın müvekkili yönünden husumet yokluğundan reddine karar verilmesini, davanın açılmasına sebebiyet vermedikleri için müvekkilinin yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmamasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılardan ..., ..., ... ile ... duruşmaya katılarak davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; krokide (A1), (A2) ve (A3) ile gösterilen bölümünün 1948 yılında kesinleşen orman kadastrosuna göre, ... Devlet Ormanında kaldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 447 parsel sayılı taşınmazın 05.10.2018 tarihli bilirkişi raporu ve ekli krokide (A1=402,70 m²), (A2=490,51 m²) ve (A3=64,83 m²) olmak üzere toplam 958,04 m² olarak gösterilen kısmının tapu kaydının iptali ile bu kısım üzerindeki haciz şerhlerinden ari olarak orman vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline, davalıların müdahalesinin men'ine, yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; bilirkişi raporu ve krokisinde (A1), (A2) ve (A3) harfleri ile gösterilen toplam 958,04 m²lik kesinleşen orman tahdit sınırları içinde kalan kısımların tapu kayıtlarının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte; dava konusu taşınmazda mülkiyet hakları olmadığı gibi ipotek, irtifak vs. gibi taşınmazın aynına ilişkin hakları da olmaması nedeniyle, bu tür davalarda kendilerine husumet yöneltilmesi imkanı bulunmayan, icra haciz şerhi alacaklısı olan davalı ... ile davalı ...'ı da kapsar şekilde davanın kabulüne karar verilerek, üstelik 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 36/A maddesi hükümlerine de aykırılık oluşturacak şekilde davacı tarafça yapılan yargılama giderleri ile davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinden davalı ... ile ...'ın da sorumlu tutulmasında isabet bulunmamıştır. Eksikliği tespit edilen ve yukarıda ayrıntıları açıklanan hususların yeniden yargılama yapılmadan giderilmesinin mümkün olduğu sonucuna varılmış ayrıca; tapu maliki olan davalıların, dava tarihi itibariyle dava konusu taşınmazın maliki olmaları nedeniyle dava konusu taşınmaza haksız ve kötü niyetli müdahalelerinden bahsedilemeyeceğinden, tapu maliki olan davalılar yönünden müdahalenin önlenmesi talebinin reddine, 3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesine aykırılık oluşturacak şekilde, davacı tarafça yapılan yargılama giderleri ile davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinden tapu maliki olan davalıların sorumlu tutularak karar verilmesinde isabet bulunmamakta ise de, dosyada tapu maliki olan davalıların istinaf itirazları bulunmadığından, ayrıca istinaf itirazında bulunan davalılar ile tapu maliki olan davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı olmadığından, tapu maliki olan davalılar yönünden, anılan hususlarda mahkeme kararının düzeltilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmış, ayrıca, dava konusu taşınmazın orman tahdit sınırları içinde kalan ve davaya konu edilen kısmının, bu aşamada henüz orman sınırları dışında kalan kısımdan ifraz edilmemiş olması; tapuda orman tahdit sınırları dışında kalan kısım ile bir bütün halinde kayıtlı olması nedeniyle, bu aşamada mahkemece dava konusu taşınmazın tapu kaydına konulan ihtiyati tedbirin kaldırılmasının mümkün olmadığı sonucuna varılmış, hal böyle olunca; davalı ... vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, hükmün açıklanan yönlerden düzeltilerek esas hakkında yeniden karar verilmiş; istinaf başvurusu olmayan davalı ... vekilinin ihtiyati tedbirin kaldırılması talebinin ise bu aşamada reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile davalı ... ve ... yönünden pasif husumet yokluğundan davanın reddine ve davalı ... lehine vekalet ücreti verilmesine karar verildiğini, bu hususun usul ve kanuna aykırı olduğunu, davalıların haciz alacaklası olup, tapu kaydında adlarına şerh bulunduğunu, Yargıtay emsallerinde taşınmaz üzerine şerh koyduranların davaya dahil edilmesi gerektiğinin belirtildiğini, bu nedenle müvekkili kurum aleyhine verilen kararın bozulması gerektiğini beyan etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; kesinleşen tahdide dayalı tapu iptali ve tescil ile müdahalenin men-i isteklerine ilişkindir.
Yörede 1963 yılında yapılan arazi kadastrosu ile 1948 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 1975 yılında 2. madde uygulaması ile 1997 yılında 2/B madde uygulama çalışmaları bulunmaktadır.
Bölge Adliye Mahkemesince, yukarıda belirtilen gerekçeyle davalı ... ve ... yönünden pasif husumet yokluğundan davanın reddine şeklinde hüküm kurulmuş ise de, bu karar usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır.
Şöyle ki, dava konusu taşınmazın tapu kaydında, haciz şerhleri hanesinde davalı ... lehine İzmir 9. İcra Müdürlüğünün 2008/11 71... /1170 Esas sayılı icra takip dosyaları nedeniyle, davalı ... lehine İzmir 12. İcra Müdürlüğünün 2007/5544 Esas sayılı icra takip dosyası nedeniyle icrai haciz şerhlerinin mevcut olduğu görülmekle, Yargıtay içtihatlarından 20. Hukuk Dairesinin 2019/4564 Esas ve 2020/5859 Karar sayılı ilamında "...şerh sahiplerinin davaya katılımı sağlanmaksızın, husumet yaygınlaştırılmadan yokluğunda dava görülüp sonuçlandırılması, usûl ve kanuna aykırıdır. Taraf teşkili, davanın görülebilme koşullarından olup, mahkemece re'sen (kendiliğinden) yapılması gereken işlemlerdendir, haciz alacaklısının tapu kayıt malikleri ile davaya katılımları sağlanarak husumet yaygınlaştırılmalı, tarafların ileri sürecekleri delilleri toplandıktan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmelidir." şeklinde belirtildiği üzere; davacı ... İdaresi taşınmazın tapu kaydında şerh sahiplerine husumet yönelterek dava açtığına göre, Bölge Adliye Mahkemesince, davanın davalı ... ile ... yönünden pasif husumet yokluğundan reddine şeklinde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Bozma nedenine göre sair temyiz itirazların şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.