Kısıtlı vekaletname uyarınca özel izin belgesi sunulamaması sebebiyle marka hakkına tecavüz davasında geçerli şikayet bulunmadığından temyiz isteminin reddedilmesi.
Özet: Marka hakkına tecavüz suçlarında şikayet hakkının münhasıran marka sahibine ait olup, vekaleten şikayette bulunulabilmesi için vekaletnamede şikayet yetkisinin açıkça belirtilmesi veya şikayet tarihi itibarıyla özel bir izin belgesinin sunulması gerektiği, bu doğrultuda, kısıtlayıcı bir vekaletnameye sahip şikayetçiler vekilinin sanık hakkında şikayet yetkisini gösterir ek bir belge ibraz edememesi nedeniyle marka sahiplerinin hukuken geçerli bir şikayetinin bulunmadığı kabul edilerek, vekilin beraat kararına yönelik temyiz talebi reddedilmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul 1. Fikrî ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/120 E., 2016/371 K.SUÇ : 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'ye muhalefetHÜKÜM : BeraatTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onamaİlk Derece Mahkemesi kararının, şikâyetçiler vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;Suç ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 61/A-1 maddesinde düzenlenen suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete tabi olup, ... ve ... şirketleri vekilinin şikâyeti üzerine sanık hakkında marka hakkına tecavüz suçundan kamu davası açılmış ise de;Marka hakkına tecavüz suçlarında şikâyet hakkı, münhasıran marka sahibine ait olup, tescilli markanın sahibi olan ve marka korumasından doğan hakları tecavüze uğrayan gerçek veya tüzel kişiler şikâyetçi olabilir. Başka bir ifade ile şikâyet hakkını kullanacak marka sahibi Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tutulan marka sicilinde, adına markanın tescil edildiği gerçek veya tüzel kişidir. Şikâyet hakkı şahsa sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğundan bu hakkın başkaları tarafından kullanılması mümkün değildir. Hak sahibi kişiler şikâyet tarihinde, şikâyette bulunma yetkisini veren vekâletname bulunmak koşulu ile avukatları vasıtasıyla da şikâyette bulunabilir. Davaya vekâlet konusu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 71-83. maddelerinde düzenlenmiş olup, hem 6100 sayılı Kanun'da hem de 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda vekâletnamelerin herhangi bir şekil şartına bağlı olmadığı kabul edilmiştir. Şikâyet hakkını kullanma konusunda asıl olanın vekâlet verenin iradesi olduğu yönündeki ilke ışığında somut olaya gelince;Dosya içerisinde mevcut olan ve ... ve .... şirketlerinin yetkilileri tarafından ... irtibat bürosu yetkilisi ...’e verilen asıl vekâletnamenin içeriğinde “Bir gümrük süreci ya da başka bir süreci takip etme anlaşması vaka bazında mektup, faks veya e-posta iletişimi ile yapılacaktır.” şeklindeki kısıtlamanın bulunması ve Dairemizin 04.04.2023 tarihli tevdi kararına rağmen şikâyetçi firma vekilinin, sanık hakkında şikâyet hakkının kullanılması amacıyla ve şikâyet tarihini kapsar şekilde marka sahibi firma yetkilileri tarafından kendilerine verilmiş izin içeren mektup, faks veya elektronik posta iletisi aslını veya tercümesinin onaylı örneklerini dosyaya ibraz edemediği anlaşıldığından,Marka hakkı sahibi ... ve.... firmalarının sanık hakkında hukuken geçerli bir şikâyetinin bulunmadığı gözetilerek; davaya katılma ve sanık hakkındaki hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılan şikâyetçiler vekilinin temyiz isteğinin 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 317. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, Esası incelenmeyen dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.11.2025 tarihinde karar verildi.