Kamulaştırma bedelinin tespiti ve yol terkini davasında davacı ve davalının faiz, vekalet ücreti ve bilirkişi raporuna yönelik itirazlarıyla istinafın reddi kararının temyizen incelenmesi.
Özet: Taraflar arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın yol olarak terkinine ilişkin davada, ilk derece mahkemesinin başlangıçta reddettiği ancak istinaf üzerine kaldırılarak yeniden görüldüğünde kabul ettiği ve bölge adliye mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddedilerek onanan karara karşı, her iki taraf vekilince kamulaştırma bedeli tespiti, faiz hesaplaması, vekalet ücreti ve bilirkişi raporunun hatalı olduğu gerekçeleriyle temyiz yoluna başvurulmuştur.
5. Hukuk Dairesi         2025/3125 E.  ,  2025/12783 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2023/673 Esas, 2025/31 Karar
KARAR: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Kandıra 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2022/414 Esas, 2022/532 Karar
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın tapudan yol olarak terkini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı idare vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Kocaeli ili, ..., Mahallesi 67... ve 56 parsel (eski 67... parsel) sayılı taşınmazların kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazların tapudan yol olarak terkinini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, tespit edilen kamulaştırma bedelinin davacı tarafa ödenmesine, kamulaştırılan taşınmazda bulunan davalı payının iptali ile tapudan yol olarak terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükmolunan kamulaştırma bedeline dava tarihinden 4 ay sonrası olan tarihten itibaren karar tarihine kadar geçen süre için yasal faiz işletilecek ise işbu kararın Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 2022/1768 Esas, 2022/2 Karar sayılı kararı ile kaldırılmış olması karşısında ancak yerel mahkemece verilen ve kaldırma görmüş ilk karar tarihi olan 12.11.2021 tarihine kadar faiz işletilebileceğini, müvekkil kurumun kendisini vekille temsil ettirdiğini ve davalarının kabulle sonuçlanmış olmasına rağmen davalı lehine vekâlet ücretine hükmedildiğini, davacı kurum lehine vekâlet ücretine hükmedilmediğini, bu nedenle kararın hatalı olduğunu, kaldırılmasının gerektiğini, karara bağlanan dosyada dayanak bilirkişi raporlarına itirazlarının değerlendirilmediğini, teknik ve hukuki yönden eksik ve hatalı olan bilirkişi raporuna dayanarak hüküm kurulmasının isabetsiz olduğunu, bilirkişi raporunun fahiş bedelli olduğunu, kanun ve içtihatlara aykırı düzenlendiğini, ayrıca bilirkişi raporunda objektif değer artışı için sıralanan hususların objektif değer artış nedenleri olmayıp kapitalizasyon faiz oranının tespitinde kullanılan nedenler olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkil davalı tarafın kendisini vekil ile temsil ettirmiş olmasına rağmen taraflarına vekâlet ücreti verilmediğini, bu durumun yasal zorunluluklara aykırı olduğunu, bilirkişi ana raporu ve bilirkişi ek raporu incelendiğinde görüleceği üzere bedel belirleme işleminin 2942 sayılı Kanun'un hükümlerine uygun ve kanunda belirlenen bedel belirleme kıstaslarına uygun bir rapor olmadığını, taraflarınca dosyaya bildirilen emsal incelemesini yapmayan, dava konusu gayrimenkul üzerinde etkili bulunan fındık ağaçlarına göre ürün gelir metodu üzerinden hiçbir değerlendirme yapmayan, kendi keyfi tercihlerine göre seçtikleri bir gayrimenkulü emsal kabul edip 1999 tarihinden 15.02.2021 tarihine kadar kadar TEFE endeksi uygulamak suretiyle bedel tespiti yapan bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulmasının yasal düzenlemelere, Anayasa Mahkemesi kararları ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına aykırı olduğunu, bu nedenle Kandıra Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.11.2022 tarihli kararının kaldırılması gerektiğini 2942 sayılı Kanun'un gereği dava tarihinden 4 ay sonrasından itibaren kamulaştırma bedeline faiz ödenmesinin zorunda olduğunu, bu zorunluluk nedeniyle yargılamayı yapan mahkemenin faiz hesaplaması da yaparak belirlenen kamulaştırma bedelinin faizi ile birlikte davalı adına bankaya depo edilmesine karar vermesinin bir zorunluluk olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arazi niteliğindeki taşınmaza net gelir esas alınarak değer biçilmesinin 2942 sayılı Kanun'un değerlendirmeye ilişkin hükümlerine aykırılık teşkil etmediği, münavebe planına dahil edilen ve yörede yaygın yetiştirilen ürünlere ilişkin veriler dikkate alınarak İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunun ... noktalarda yeterli ve doğru şekilde hazırlandığı bilirkişi kurulu raporunda dava konusu taşınmazın niteliği ve konumuna göre kapitalizasyon faizi ile objektif değer artırıcı unsur oranlarının yerinde olduğu, neticeten belirlenen 251,24 TL/m² birim fiyatının uygun olduğu, bu suretle kamulaştırma bedelinin tespit edilmesinde ve tespit edilen bedelin bloke ettirilerek hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesine karar verilmesinde ve davacı taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi nedeniyle yapılan itirazın incelenmesinde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.05.2019 tarihli ve 2019/5-241 Esas, 2019/560 Karar sayılı kararı ile Anayasa Mahkemesinin 09.05.2019 tarihli ve 2016/9364 başvuru numaralı kararı göz önünde bulundurularak davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinde isabetsizlik bulunmadığından istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu maliki arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza net gelir metodu esas alınarak değer biçilmesinde ve tespit edilen bedelin bloke ettirilerek hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3.Her ne kadar münavebeye esas alınan ürünlerin değerlendirme tarihi itibarıyla İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünden resmî ve kesin verileri (verim, fiyat, ayrıntılı masraf) getirtilip bilirkişi raporu denetlenerek, il verisi alındığında ise gerekçesi açıklanarak sonuca göre karar verilmesi gerekirse ve doğru verilerin alındığı yanılgılı olarak Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinde belirtilmişse de dosya arasında kesin ve ayrıntılı fiyat ve masrafları içeren İlçe verilerine rastlanmamıştır. Buna karşın, kıymet takdirinde idarenin belirlediği bedel ve temyize gelenin sıfatı gözetildiğinde bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
4.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı idare vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazları kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
5. Davalı taraf davada kendisini vekille temsil ettiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davalı yararına vekâlet ücretine hükmedilmemesi bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı idare vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasına ayrı bir bent olarak “Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 9.200,00 TL maktu vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,” cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davalıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.