Kamulaştırma bedeli tespiti, kamulaştırmasız el atma ve ecrimisil davalarında bozmaya uyularak yapılan yargılamada eksik inceleme nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının temyiz incelemesi.
5. Hukuk Dairesi         2025/4252 E.  ,  2025/12782 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2024/35 Esas, 2024/294 Karar
BİRLEŞTİRİLEN
ASIL DAVADA DAVALILAR-
BİRLEŞTİRİLEN
KARAR: Kabul/ ret
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tesciline ilişkin asıl dava ile kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili ve ecrimisile ilişkin birleştirilen davalarda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kabulüne, konusu kalmayan birleştirilen dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, fiili müdahale olmadığı anlaşılan bölümler yönünden davanın reddine, birleştirilen ecrimisil davasının ise feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı idare vekili asıl dava dilekçesinde özetle; Rize ili, ..., Mahallesi 1 05... (...Mahallesi 20 17... ) parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın tapudan yol olarak terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davacılar vekili birleştirilen Rize 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/344 Esas sayılı dosyasının dava dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza kamulaştırmasız el atıldığını, bedelinin tespit edilerek davacı tarafa ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
3. Davacılar vekili birleştirilen Rize 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/345 Esas sayılı dosyasının dava dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza kamulaştırmasız el atıldığından ecrimisil bedelinin tespit edilerek davacı tarafa ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Asıl davada davalı süresinde cevap dilekçesi sunmamıştır.
2. Asıl davada davacı, birleştirilen davada davalı idare vekili birleştirilen kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında cevap dilekçesinde özetle; eldeki dosyanın aralarında hukuki ve fiili bağlantı bulunduğundan kamulaştırma bedelinin tespiti ve terkin talebiyle açtıkları dosya ile birleştirilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 02.03.2021 tarihli ve 2020/226 Esas, 2021/36 Karar sayılı kararı ile asıl davanın kabulüne, kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin bloke ettirilerek davalı tarafa derhâl ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile tapudan yol olarak terkinine, birleştirilen davanın ise konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına, kamulaştırmadan arta kalan alanın kullanılamaz olduğu iddiasıyla arta kalan tüm alanın bedeline hükmedilmesi talebinin reddine, ecrimisil istemine ilişkin birleştirilen davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 20.05.2021 tarihli ve 2021/1194 Esas, 2021/1202 Karar sayılı kararı ile arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak, üzerindeki binaya, resmî birim fiyatları esas alınıp yıpranma payı da düşülerek değer biçilmesinde, kamulaştırmadan arta kalan alan için %40 oranında değer düşüklüğü takdirinde isabetsizlik bulunmadığından istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dava konusu taşınmazın kamulaştırmadan arta kalan ve hükme esas bilirkişi raporunda K1, K2 ile belirtilen bölümleri ile mahalle yolunun üzerinde kalan ve bedeline hükmedilen evin üzerinde bulunduğu kırmızı ile boyalı bölümünün ve kırmızı ile boyalı diğer iki adet bölümlerinin de kullanılamaz hale geldiği anlaşıldığından bu kısımların da bedeline hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi ve fen bilirkişi raporunda A ile gösterilen alana davalı idarece el atılıp atılmadığının araştırılarak el atılmış olması halinde bu bölümün de bedeline hükmedilmesi gerektiği düşünülmeksizin eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmeyerek Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf istemlerinin esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Birinci Karar
İlk Derece Mahkemesinin 21.02.2023 tarih ve 2022/62 Esas ve 2023/30 Karar sayılı kararı ile asıl davanın kabulüne, kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin bloke ettirilerek davalı tarafa derhâl ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile tapudan yol olarak terkinine, birleştirilen davanın ise konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına, kamulaştırmadan arta kalan alanın kullanılamaz olduğu iddiasıyla arta kalan tüm alanın bedeline hükmedilmesi talebinin reddine, ecrimisil istemine ilişkin birleştirilen davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
C.İkinci Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; bozma öncesi hükme esas alınan bilirkişi raporunda; mahalle yolunun altında ve kamulaştırılan bölümden arta kalan (bozma sonrası alınan fen bilirkişi raporunda C, K2, B, K1, A, E ve F ile gösterilen) toplam 2256,63 m²lik bölüme %40 değer azalışı verildiği ve İlk Derece Mahkemesince bu rapor hükme esas alınarak verilen kararın kamulaştırmadan arta kalan ve kullanılamaz hale gelen (mahkemece alınan son fen bilirkişi raporunda C, K2, B, K1 ve A ile gösterilen) bölümlerin bedeline hükmedilmesi gerektiğinden ve bozma öncesi fen bilirkişi raporunda A ile gösterilen (bozma sonrası alınan fen bilirkişi raporunda ise F ile gösterilen) alana davalı idarece el atılmış olması halinde bu bölümün de bedeline hükmedilmesi gerektiğinden bahisle bozulduğu, E ve F bölümleri için hükmedilen değer azalışının bozmaya konu edilmediği anlaşıldığından E ve F bölümüne bozma öncesi uygulanan ve bozma konusu yapılmayan %40 değer azalışının hüküm kurarken dikkate alınmaması doğru olmadığından mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
D.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı asıl davanın kabulüne, kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin bloke ettirilerek davalı tarafa derhâl ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile tapudan yol olarak terkinine, birleştirilen davanın ise konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına, kamulaştırmadan arta kalan alanın kullanılamaz olduğu iddiasıyla arta kalan tüm alanın bedeline hükmedilmesi talebinin reddine, ecrimisil isteminde ilişkin birleştirilen davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle, emsal karşılaştırmasının yöntemine göre yapılmadığını, idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda C ile gösterilen alanın baba ocağı olduğunu, kamulaştırılmamasını, kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizin uygulanması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl davada kamulaştırma bedelinin tespitine, birleştirilen davalarda ise kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin idareden tahsili ile ecrimisil istemlerine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması doğrudur.
4. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
14.10.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.
Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (Davalılar vekilinin 03.02.2025 tarihli dilekçelerindeki “faize” ilişkin talepleri) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir.
Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığım “Onanma Kararı”na (faize ilişkin yönüyle) ve faizle ilgili 3 No’lu “Gerekçe/Değerlendirme”sine açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 14.10.2025