Asıl işverenin, alt işverene karşı 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında ödediği işçi alacaklarının rücuen tahsili istemine ilişkin tazminat davasıdır.
Özet: Bu rücuen tazminat davası, asıl işveren konumundaki davacının, alt işveren niteliğindeki davalı şirketten, 4857 sayılı İş Kanununun 2/6. maddesi uyarınca aralarındaki müteselsil sorumluluk gereği, her iki tarafın istihdam ettiği işçiye ödemek zorunda kaldığı işçilik alacaklarının, davalıya ait döneme isabet eden kısmını tahsil etme talebine ilişkindir; davacı, işçinin sigorta kayıtları ve önceki bir iş mahkemesi kararı doğrultusunda sorumluluğunu yerine getirdikten sonra, davalının kendi dönemindeki sorumluluk oranı nispetinde rücu hakkını kullanmaktadır.

T.C.

ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/950 Esas
KARAR NO : 2026/35
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ : 03/12/2024
KARAR TARİHİ : 14/01/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ... ... Müdürlüğü ile davalı firma ve müvekkili arasında farklı tarihlerde ayrı ayrı hizmet sözleşmeleri akdedildiğini, müvekkili ve davalı firmanın hizmet verdiğini, dava dışı 3. Kişi ... ... işbu hizmet alım sözleşmeleri kapsamında farklı tarihlerde farklı işverenlerin bünyesinde ... - ... tarihleri arasında 6 yıl 11 ay 13 gün çalıştığını, dava dışı kişi tarafından Denizli ... . İş Mahkemesinin ... /... Esas - ... /... Karar sayılı dosyasıyla dava açıldığını, hizmet dökümünden de anlaşılacağı üzere dava dışı kişinin ... - ... tarihleri arasındaki sigortasının davalı şirket tarafından yapıldığının görülmekte olduğunu, dolayısıyla davalının, müvekkilince ödenen işbu bedelden sorumluluğunun mevcut olup müvekkilince ödenen işbu bedelin davalıdan sorumluluğu nispetinde tahsilinin gerektiğini beyanla; yasal düzenlemeler ve Yargıtay kararları uyarınca hizmet alım sözleşmesi kapsamında dava dışı ... ... müvekkil firmadan önceki dönemlerdeki işvereni olan devreden / alt işveren sıfatında olan davalı firmanın müvekkilince ödenen bedelden sorumluluğu olduğunu, konusunda uzman bilirkişiden miktarın tespitinin ve tayinin gerekmesi sonrasında fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik ... TL nin ödeme tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek ticari faiziyle davalıdan sorumlu olduğu dönemler ve miktarlar oranında tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet alacağının davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle görev ve zaman aşımı itirazlarının bulunduğunu beyanla; dava dışı işçi ..., müvekkil şirketin dava dışı asıl işvereni konumunda olan ... ... ile yapmış olduğu şoförsüz araç kiralama ihale sözleşmesi sürecinde müvekkili şirket nezdinde belirli süreli iş sözleşmesi kapsamında çalıştırıldığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkilinin sorumluluğuna gidilecekse dahi bu sorumluluğun dava dışı işçinin müvekkil şirket nezdinde çalıştığı süre ile sınırlı olacağını, bununla birlikte müştereken ve müteselsilen sorumluluk TBK hükümleri gereğince düzenleme altına alınmış olup yapılan ifadan yarı oranda sorumluluk söz konusu olduğunu, bu kapsamda müvekkil şirketin ... - ... döneminde dava dışı işçiye ödenmesi gereken işçilik alacaklarından başka bir sorumluluğunun bulunmadığını, bunun yanında davacı taraf talep edilen kıdem tazminatı ve diğer işçilik alacaklarının hesaplamasını, dava dışı işçinin toplam hizmet süresi üzerinden yaptığını, ancak müvekkili şirketin yalnızca kendi dönemindeki çalışmadan sorumlu olacağını ve bunun da yine zaman aşımına uğradığını belirterek açılan usul ve yasaya aykırı kötü niyetli davanın reddini savunmuştur.
Sosyal Güvenlik Kurumuna, davalı şirkete yazılan müzekkerelere cevap verilmiştir.
Denizli İl Sağlık Müdürlüğüne yazılan müzekkereye cevap verilmiştir.
Denizli ... . İş Mahkemesinin ... /... Esas sayılı dosyası sureti dosyamız arasına alınmıştır.
Denizli İcra Dairesinin ... /... Esas sayılı dosyası sureti dosyamız arasına alınmıştır.
Mahkememizce konusunda uzman bilirkişiden rapor aldırılmış ve rapor mahkememizce serbestçe değerlendirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Dava dışı işçi ... ... özlük dosyası ve davacı ile davalı arasında imzalanan hizmet alım sözleşmeleri getirtilmiştir.
Davacının yapılan araştırma sonucu tacir olduğunun tespiti ve davalının da ticari şirket olması nedeniyle mahkememiz davada görevlidir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır. Dava konusu olayda da taraflar arasında asıl işveren- alt işveren ilişkisi mevcuttur. Dava, asıl işveren davacının, davalı şirket tarafından çalıştırılan işçinin talebi sonrasında ödemek zorunda kaldığı alacağın rücuen tahsili istemine ilişkin olup, işçiye karşı olan bu tazmin yükümlülüğü nedeniyle asıl ve alt işverenler 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2/6.maddesi gereğince müteselsilen sorumlu tutulmuşlardır. Burada Kanun’dan doğan bir teselsül hali söz konusudur.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167. maddesinde, müteselsil sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişki düzenlenmiş olup, “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.” şeklindeki bu hükümde, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği belirtilmiştir.
Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş akdinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur.
İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.
İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.
Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır.
İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar.
Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır.
İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır.
İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de aynı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2021/2735 Esas, 2022/2436 Karar sayılı ilamı)
Yükleniciler aleyhine açılan rücu davalarında ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler mecburi dava arkadaşı olmadığı gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin kanun hükmü veya sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle alacak davalarında her davalı aleyhine ayrı tahsil hükmü kurulmalıdır.
Bu belirtilen genel kurallar ışığında, dosyaya bakıldığında;
Taraflar arasında davacı asıl işveren ... ... iken, tarafların alt işverenler olduğu anlaşılmaktadır. Rucü edilebilecek miktarın tespiti açısından taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi ve eki şartnamelerde hüküm bulunması halinde bu hüküm dikkate alınarak sonuca gidilmesi gerekir. Hüküm bulunmaması halinde ise davalı alt işverenin kendi dönemiyle sınırlı olmak üzere davacı asıl işveren ile yarı oranında sorumlu olduklarının kabulü gerekir. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2013/19323 Esas, 2016/2426 Karar sayılı ilamı)
İşçinin çalışmış olduğu her bir alt işveren dönemine isabet eden işçilik alacaklarında, ilgili olan alt işveren sorumlu olacağından, davalı alt işverenin sorumluluğu da sadece kendi dönemi ile sınırlı olmalıdır, davalının son işveren olması da bu sonucuda değiştirmez. Bununla birlikte feshe bağlı bir hak olan ihbar tazminatından ise, diğer işverenler sorumlu olmayıp, sadece son işveren sorumludur. Başka bir ifade ile davacı üst işveren dava dışı işçiye ödemiş olduğu ihbar tazminatının ancak son işverenden rücuen tahsilini talep edebilir. Bunun dışındaki tüm işçilik alacaklarında ise, işçinin çalışmış olduğu dava dışı ve davalı alt işverenler, davacı üst işverene karşı, kendi dönemleri ile sınırlı olmak üzere sorumludurlar. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2015/28892 Esas, 2016/5818 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2015/868 Esas, 2016/5316 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2014/45619 Esas, 2016/3965 Karar sayılı ilamı)
Bu genel ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında, deliller toplanmış, mahkememizce dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, itirazlar/beyanlar alınmıştır.
Bilirkişi incelemesi ile; taraflar arasında dönemle sorumluluk ilkesi gereği hesaplama yapılmış ve ... TL'nin rücu edilebileceği tespit edilmiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere yıllık izin ücretinden son işveren sorumlu olup davalı yüklenicinin son işveren olmaması nedeniyle yıllık izin ücretinden sorumluluğu bulunmadığı kabul edilmiştir.
Bu hususlar doğrultusunda, bilirkişi raporunun, hükme ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının sorumluluğunda olan ödemelerinin rücu isteminin yerinde, yine yukarıda içeriği paylaşılan Yargıtay kararı da emsal alındığından yapılan ödemelerin ferisi niteliğinde olan faiz, vekalet ücreti ve yargılama giderinin de davalının sorumluluğunda olduğu hususları gözetilerek, ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmiş, bilirkişi raporu uyarınca davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere DAVANIN KABULÜ ile;
1-... TL'nin ödeme tarihi ... tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken ... TL harçtan peşin olarak yatırılan ... TL peşin ve sonradan tamamlanan ... TL'nin mahsubu ile, bakiye ... TL'nin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
3-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan ve sonradan tamamlanan toplam ... TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafça yapılan davetiye, posta masrafı, bilirkişi ücreti gideri, başvurma harcı vb. yargılama gideri toplamı ... TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri varsa üzerinde bırakılmasına,
6-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
7-Arabuluculuk faaliyeti nedeniyle henüz sarf kararı düzenlenmeyen ancak tarifeye göre hesaplanan ... TL'nin davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
8-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan bakiye kısmın HMK 333. maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra taraflara iadesine,
Dair verilen karar davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık sürede Antalya Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/01/2026
Katip ...
E-imzalı
Hakim ...
E-imzalı