İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinde, e-ticaret platformu ile satıcı arasındaki ticari hizmet sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasının bilirkişi raporu ve delil toplama süreci.
Özet: E-ticaret platformu işleten davacının, mesafeli satış iadeleri, hizmet ve kargo bedellerinden kaynaklanan 20.399,80 TL alacağının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine davalının itiraz etmesi üzerine açılan bu itirazın iptali davasında, bilirkişi raporu doğrultusunda, davacı şirketin usulüne uygun ticari defterlerinin delil niteliği taşıdığı, davalı tarafın ise kayıtlarda eksiklikleri ve mükellefiyet sorunları bulunduğu, bu nedenle davacının takip tarihindeki 20.399,80 TL alacağının mevcut olduğu tespit edilmiştir.

T.C.
İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/699 EsasKARAR NO : 2025/1008DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : 20/11/2024KARAR TARİHİ : 31/12/2025Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... Elektronik Hiz. Tic. A.Ş. www.....com adlı internet sitesinin tüzel kişi sahibi ve işleticisi olduğunu, internet sitesi üzerinden oluşturulan üyelik hesapları üzerinden oluşturulan siparişlerin “...” adı verilen satıcılar tarafından mesafeli satım sözleşmeleri gereği müşterilere teslim edilmek üzere kargo aracılığıyla gönderildiğini, yasal iade sürecinde müşterilere yapılan iade miktarları ilgili satıcıdan tahsil edilmek üzere fatura düzenlenerek her bir satıcının cari hesabına işlendiğini, davalının da bu internet sitesi üzerinden satış faaliyeti yaptığını, müvekkilinin davalıya ait firmanın borçlu olmasından dolayı icra takibi başlattığını, davalının icra takibine itiraz ettiğini, farklı tarihlerde düzenlenen ürün iadeleri, fatura, hizmet bedelleri, kargo ve sair bedellere ilişkin toplam 20.399,80-TL cari hesabına kaydedildiğini, arabuluculuğa başvurulduğunu fakat anlaşmaya varılamadığını belirterek davanın kabulünü, icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamını, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafından dosyaya sunulan bir cevap dilekçesinin olmadığı görüldü. Mahkememiz dosyasının 28/03/2025 tarihli celsesinin 3 numaralı ara kararı uyarınca dosyanını bilirkişiye tevdine karar verilmiş olup, 26/05/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" Yüce Mahkemeniz tarafından: tarafların ticari defterleri, BA-BS formları, celp edilmiş olan belgeler ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirilmek suretiyle, davacının .... İcra Müdürlüğünün ... Esas Sayılı icra takip dosyasında davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise alacağın tutarı, davalının itirazının yerinde olup olmadığı, davacının takip tarihi itibari ile davalıdan alacaklı olup olmadığı yönünde verilen görevlendirme çerçevesinde;Davacı vekilinin dava dilekçesinde belirttiği gibi; taraflar arasında ... Satıcı Üyelik Sözleşmesi ya da herhangi bir sözleşme bulunmadığı,İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü 03.12.2024 tarih, ... sayılı yazısına göre; davalı ...'nin Gerçek kişi kaydının olmadığı,İstanbul Esnaf Sanatkarlar Odaları Birliği 20.03.2025 Tarih, 1615 sayılı yazısına göre; davalı ...'nin esnaf kaydının bulunmadığı,... Vergi Dairesi 07.04.2025 tarih, ... sayılı yazısına göre; davalı ...'nin 07.03.2022 tarihinden itibaren Kurye Faaliyetleri konusunda faaliyet göstermek ve ticari kazanç elde etmek amacıyla mükellefiyet tesis ettirmesine rağmen vergi dairesine herhangi bir beyanname vermediği, hangi usulde defter tuttuğunun vergi dairesi tarafından belirlenemediği, ayrıca davalının vergi dairesine verilmiş herhangi Ba-Bs formunun bulunmadığı, bu nedenlerle davalıya ait mükellefiyet ile ilgili vergi dairesi tarafından resen terk işlemlerinin başlatıldığı, Boğaziçi Kurumlar Vergi Dairesi 20.05.2025 tarih, ... sayılı yazısına ekli sistem kayıtlarında, davacı şirketin 2024 Yılı BS formlarının bulunmadığı,Davacı şirket tarafından davalı adına düzenlenen 19.01.2024 tarih, ... numaralı ... içerikli 20.399,80.-TL bedelli faturanın e- arşiv faturası olduğu bu nedenle davacı şirketin ilgili e-arşiv faturasının kağıt fatura gibi davalıya tebliğ etmesi ve fatura içeriği hizmetin de verdiğini ispat etmesi gerektiği,Davacı şirket 2024 Yılında Ticari defterlerini TTK 64/3 hükümlerine uygun bir şekilde e- defter uygulaması ile tuttuğu, dönem beratlarını zamanında sisteme yüklediği, envanter defteri noter açılış tasdiklerinin zamanında yaptırdığı, defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve birbirini doğruladığı davacı şirkete ait 2024 Yılı ticari defterlerin HMK 222/2 hükümlerine göre delil teşkil ettiği,Davacı şirket ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre; davacı şirketin 19.01.2024 tarihinde davalıya 20.399,80.-TL tutarında | adet fatura düzenlediği davalının bu fatura için herhangi bir ödeme yapmadığı, bu nedenlerle davacı şirketin davalıdan ödeme emri tarihinde 20.399,80.-TL cari hesap alacağının olduğu,28.03.2025 Tarihli Duruşma tutanağının 2. Bendinde TTK'nın 64-88-83/son maddeleri ve HMK'nın 216-222-220/son maddeleri gereğince — uyuşmazlık dönemine ait ticari defter ve belgelerinin eksiksiz bir şekilde mahkememize ibraz edilmesi veya bulunduğu yerlerin açıklanması, aksi halde bunları ibrazdan kaçınmış sayılacağının ve mazeretsiz ibraz edilmemesi halinde bir daha ibraz edemeyeceğiniz ve davadaki hasmının ticari defter ve belgelerinin incelenmesi sonucu bunların usul ve yasaya uygun tutulmuş olması halinde hasmının ticari defter ve belgelerinin sonucuna göre işlem yapılacağı hususu ile ayrıca davadaki hasmının ticari defter ve belgelerinin usulsüz olması, incelenmemesi, incelettirilmemesi, incelenememesi, ibraz edilmemesi, usulüne uygun olmasına rağmen kendisi lehine delil teşkil etmemesi hallerinde mahkemenin duruma göre ibraz etmekten kaçındığı ticari defter ve belgelerinin içerikleri konusundaki hasmının beyanlarını doğru olarak kabul edebileceği ve belirtilen sürenin kesin süre olduğunun ihtarına karar verildiği, tutanağın 14.04.2025 tarihinde davalıya TK 21/2 madde hükümleri doğrultusunda tebliğ edildiği halde, davalının ticari defter ve belgelerini dosyaya sunmadığı ve yerinde inceleme talebinin bulunmadığı,Taraflar arasında akdedilmiş herhangi bir sözleşme bulunmadığı gibi; taraflar arasında borcun ifa edileceği muayyen bir gün belirlenmediği, davacı şirketin, davalı borçluya muaccel olan borcunu ödemesi yönünde herhangi bir ihtarda bulunmadığı, takip talebinde ise asıl alacağına karşılık TTK 1530 kapsamında 6.200,00.-TL tutarında temerrüt faizi tahakkuk ettirdiği, bu sebeple fatura belirtilen 19.01.2024 ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak benimsenerek 19.01.2024 fatura tarihinden, 05.02.2024 takip tarihine kadar 17 gün gecikme üzerinden yapılan hesaplamalara göre;TTK 1530 kapsamında Yıllık 9448 temerrüt faizi oranında, davacının takip talebinde davalıdan 456,06.-TL ticari temerrüt faizi talep edebileceği,Davacı şirket tarafından, davalı adına düzenlenen ve davalıyı borç altına sokan 19.01.2024 tarih, ... numaralı ... içerikli 20.399,80.-TL bedelli faturayı davalıya tebliğ ettiğini ve fatura içeriği hizmeti verdiğini ispatlaması halinde;Davalı tarafından; .... İcra Dairesi ... Esas Sayılı dosyasına edilen itirazın, 05.02.2024 takip tarihinden itibaren, 20.399,80.-TL asıl alacak, 456,06.-TL ticari temerrüt faizi ile birlikte 20.855,86.-TL üzerinden iptali ve icra inkar tazminatı hükmünün Yüce Mahkemenize ait olduğu, sonucuna ulaşılmıştır." şeklinde görüş ve kanaatinde bulunulduğu görüldü. Mahkememiz dosyasının 01/10/2025 tarihli celsesinin 1 numaralı ara kararı uyarınca davacı vekiline davalı ile aralarında imzalanmış olan sözleşmenin bir suretini dosyaya sunmak üzere süre verildiği, davacı vekilinin 06/10/2025 havale tarihli dilekçesi ile davalının gerçekleştirdiği işlemleri firma ekran onayı vererek ilerlediğini, davalının üyelik sözleşmesini panele yüklemediğini, bu yüzden üyelik sözleşmenin mevcut olmadığını beyan ettiği görüldü.Mahkememiz dosyasının 12/11/2025 tarihli celsesinin 1 numaralı ara kararı uyarınca davacı vekiline davalı ile aralarındaki ticari ilişkinin ne şekilde olduğu, davacıya ait satış platformu üzerinden satış yapan satıcı konumunda mı yoksa davacı şirkete hizmet veren konumunda mı olduğu, davalının faaliyet alanına ilişkin olarak davacıyla anlaştığı hususlarında beyanda bulunmak üzere süre verildiği, verilen süre içerisinde davacı vekilince beyan dilekçesi sunulduğu görüldü. Mahkememiz dosyasının 31/12/2025 tarihli celsesinde davacı vekilinin beyanında "Davamızın kabulüne karar verilsin. Davalı ... ... üzerinden satış yapan satıcıdır. Kendisi bize kargo firması olarak hizmet vermemiştir. Beyan dilekçemiz ekinde sunulan kargo hizmet bedeline ilişkin yazan kısımlar satıcı olan davalının üçüncü kişilere sattığı ürünlerin müşteriye teslimi için çıkacak kargo bedellerini göstermek içindir. Müvekkil davalının üçüncü kişilere sattığı ürünleri davalı adına müşterilere ulaştırmakta ve bu gönderi ücretlerini de davalıya yansıtmaktadır. Ancak davalı müvekkilimize bu ürünlerin kargo bedellerini ödememiştir. Davalı müvekkil nezdinde satış yapan satıcıdır ve satıcıların üçüncü kişilere gönderdikleri ürünlerin gönderim bedelleri de satıcı tarafından karşılanmalıdır. Ancak davalı bu yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Davacı ve davalı arasındaki uyuşmazlık taşımadan kaynaklı değil davalının sözleşmesel yükümlülüklerine aykırı davranmasından kaynaklıdır." dediği görüldü. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE:Dava; davacı tarafından cari hesap alacağının tahsili için davalı aleyhine başlatılan itirazın iptali istemine ilişkindir. TTK' nun 4. Maddesi; "(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;a) Bu Kanunda,b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde,c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.(2) (Değişik: 28/2/2018-7101/61 md.) Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir; miktar veya değeri beş yüz bin Türk lirasını geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır" şeklinde düzenlenmiştir.01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesi uyarınca, ticari davalara bakmak görevi, asliye ticaret mahkemesine aittir. Ticari davalar, mutlak ve nispi ticari davalar olarak ikiye ayrılmaktadır. Nispi ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinin ilk cümlesinde tarif edilmiş olup, her iki tarafın da "ticari işletmesiyle ilgili hususlardan kaynaklanan" hukuk davalarıdır. Mutlak ticari davalar ise, tarafların tacir olup olmadıklarına ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili bulunup bulunmadığına bakılmaksızın yasa gereği ticari dava sayılan uyuşmazlıklardır. TTK'nın 4/1-a ve devamı bentlerinde yazılan uyuşmazlıklar ile diğer yasalarda ticari dava olduğu belirtilen uyuşmazlıklar, mutlak ticari davalardır. Mahkememizce davalının tacir kaydının bulunup bulunmadığı hususunun tespiti için ilgili yerlere müzekkere yazılmış, vergi dairesinden dosyamız arasına gönderilen 07/04/2025 tarihli müzekkere cevabı ile ; davalının beyanname vermediğinden hangi usulde defter tuttuğunun kayıtlarda bulunmadığı, ilgili hakkında resen terk çalışmasının başlatıldığı bildirilmiştir. Yine 19/03/2025 tarihli müzekkere cevabında davalının gerçek usulde ticari kazanç elde ettiğinin bildirildiği görülmüştür. Mahkememizce ticaret sicil müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabında davalının tacir kaydının bulunmadığının bildirildiği görülmüştür. Dosyamız ile emsal mahiyette bulunan ... Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi 2024/1185 E., 2024/1308 K. Sayılı kararında " Somut olayda; Dava, fatura ve cari hesap alacağı nedeni ile yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık mutlak ticari dava niteliğinde değildir. ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce yapılan araştırma neticesinde ... Ticaret Sicil Müdürlüğü cevabına göre davalının ticari kaydının bulunmadığı, ... vergi dairesince davacının gerçek usulde ticari kazanç yönünden kaydının devam ettiğinin bildirildiği, TTK'nın 6102 Sayılı Yasanın 11.maddesine göre, kararnamede belirtilen sınırın aşılmadığı ve davacının tacir olmadığı anlaşıldığından taraflar arasındaki uyuşmazlık nispi ticari dava niteliğinde de olmadığından uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülüp sonuçlandırılması gerekir. (Yargıtay 20.HD 2016/3005 Esas 2016/5831 Karar)" şeklinde yine emsal mahiyetteki ... Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesinin 2023/495 E., 2023/467 K. Sayılı kararında " ... Asliye Ticaret Mahkemesince, ... Esnaf ve Sanatkarlar odasına yazılan yazı cevabında davacı .....'in esnaf kaydının devam ettiği, ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün yazı cevabında davacının ticaret sicil kaydının olmadığı, ... Vergi Dairesinden gelen yazı cevabında davacının kazanç türünün gerçek usulde ticari kazanç olduğu ve davalının yıllık gelirinin Bakanlar Kurulu Kararına göre 2022 yılı için esnaf veya tacir sayılma hadlerini aşmadığı yani davacının esnaf olduğu iş bu dosyada görevli mahkemenin ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçeleriyle görevsizlik kararı verilmiştir. Somut olayda; "Dava, fatura alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ilişkindir. Esnaf ve Sanatkarlar Odası 25.11.2022 tarihli yazı cevabı ve ... Vergi Dairesi 23.11.2022 tarihli yazı cevabına göre davacının tacir olmadığı anlaşılmakla, uyuşmazlık nispi yahut mutlak ticari dava değildir. Açıklanan nedenlerle yargı yerinin ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna karar verilmiştir. " şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüştür. Davacı vekili mahkememiz son celsesindeki beyanında "Davamızın kabulüne karar verilsin. Davalı ... ... üzerinden satış yapan satıcıdır. Kendisi bize kargo firması olarak hizmet vermemiştir. Beyan dilekçemiz ekinde sunulan kargo hizmet bedeline ilişkin yazan kısımlar satıcı olan davalının üçüncü kişilere sattığı ürünlerin müşteriye teslimi için çıkacak kargo bedellerini göstermek içindir. Müvekkil davalının üçüncü kişilere sattığı ürünleri davalı adına müşterilere ulaştırmakta ve bu gönderi ücretlerini de davalıya yansıtmaktadır. Ancak davalı müvekkilimize bu ürünlerin kargo bedellerini ödememiştir. Davalı müvekkil nezdinde satış yapan satıcıdır ve satıcıların üçüncü kişilere gönderdikleri ürünlerin gönderim bedelleri de satıcı tarafından karşılanmalıdır. Ancak davalı bu yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Davacı ve davalı arasındaki uyuşmazlık taşımadan kaynaklı değil davalının sözleşmesel yükümlülüklerine aykırı davranmasından kaynaklıdır." şeklinde beyanda bulunduğu görülmüş, bu hali ile davacı ve davalı arasında sözleşmesel ilişkiden kaynaklanan uyuşmazlık bulunduğu, taraflar arasındaki ihtilafın taşıma sözleşmesinden de kaynaklanmadığı, bu hususun bizzat davacı vekilinin mahkememizdeki beyanı ile tespit edildiği, davalının esnaf-tacir araştırmasına ilişkin mahkememizce yapılan araştırma ve incelemede davalının tacir kaydına da rastlanmadığı, bu yönde bir delile de ulaşılamadığı bu hali ile davalının tacir olmadığı anlaşıldığından taraflar arasındaki uyuşmazlık mutlak ticari dava niteliğinde de olmadığından emsal mahkeme içtihatları da dikkate alınarak uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği anlaşıldığından mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan davanın, davaya mahkememizin görevli olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, 2-Davaya bakmaya İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeniyle mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 3-HMK. Madde 20 uyarınca işbu kararın miktar itibariyle verildiği anda kesin olması sebebiyle gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içinde mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine, 4-Dosyanın gönderilmesi için süresi içerisinde taraflarca mahkememize başvurulmaz ise HMK. Madde 20 uyarınca davanın AÇILMAMIŞ SAYILACAĞINA karar verileceğinin ihtarına 5-HMK'nın 20.maddesi gereğince yasal süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesi için taraflarca başvurulması halinde HMK 331/2.maddesi gereğince yargılama giderlerinin ve HMK 323/1-ğ maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan vekalet ücretinin yetkili ve görevli mahkeme tarafından hüküm altına alınmasına, belirtilen sürede başvuru yapılmaması halinde talep üzerine yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin mahkememizce hüküm altına alınmasına,Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı (e duruşma ile), davalı tarafın yokluğunda HMK madde 341 hükmü uyarınca KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 31/12/2025Katip ...(e-imzalıdır) Hakim ... (e-imzalıdır)