Yargıtay 2. Ceza Dairesinin, hırsızlık suçundan mahkum suça sürüklenen çocuğun aleyhe bozmaya karşı savunmasının alınmaması nedeniyle 1412 sayılı kanunun 326. maddesi ihlaliyle verilen hükmün bozulması kararı.
Özet: Yüksek mahkeme, hırsızlık suçundan hüküm giyen suça sürüklenen çocuk hakkında verilen mahkûmiyet kararını, yerel mahkemenin daha önceki bozma kararından sonra yargılamayı yenilerken, çocuğun kendisinden aleyhine sonuç doğurabilecek bozma hususlarına karşı beyanlarını almayıp sadece avukatının ifadeleriyle yetinmesini, bu durumun 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 326. maddesi ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 307/2. maddesinde yer alan zorunlu savunma hakkına aykırı olduğunu tespit ederek, hükmü tebliğnameye aykırı şekilde yeniden bozmuştur.
2. Ceza Dairesi         2025/12180 E.  ,  2025/19479 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2025/90 E., 2025/153 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Suça sürüklenen çocuk hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibari ile 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7499 sayılı Kanun'un 22. maddesi ile 5271 sayılı Kanun'a eklenen geçici 6. maddenin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Hükmün aleyhe bozulması hâlinde, davaya yeniden bakacak mahkemece, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 326. maddesi uyarınca sanıktan bozmaya karşı diyeceğinin sorulması zorunlu olup, bu zorunluluk 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 307/2. maddesinde de aynı şekilde benimsenmiştir. Anılan bu kanun hükümleri uyarınca sanığa, bozma ilâmında belirtilen ve aleyhinde sonuç doğuracak olan hususlarda beyanda bulunma, kendisini savunma ve bu konudaki kanıtlarını sunma olanağı tanınmalıdır. Bu yasa hükümleri, savunma hakkının sınırlanamayacağı ilkesine dayanmakta olup, uyulmasında zorunluluk bulunan buyurucu kurallardandır.
İnceleme konusu somut olayda, yerel mahkemece bozma ilâmından sonra suça sürüklenen çocuğa aleyhe bozma kararına karşı diyeceklerini saptamadan, suça sürüklenen çocuk müdafiinin beyanları alınıp, bozma ilâmı doğrultusunda karar verilmek suretiyle, 1412 sayılı Kanun'un 326. maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.