Hırsızlık suçundan sanık müdafiinin usul ve ceza orantısızlığına dair temyiz itirazlarının reddiyle istinaf kararının Yargıtayca onanması.
Özet: Hırsızlık suçundan sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik bölge adliye mahkemesince verilen onama kararı üzerine, sanık müdafiinin kararın usule aykırı, cezanın orantısız ve aşırı yüksek olduğu, müştekinin farklı zarar beyanları ve bilirkişi incelemesi gerekliliği gibi gerekçelerle temyiz başvurusunda bulunması üzerine, Yargıtay tarafından yapılan incelemede hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı ve kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin reddine ve bölge adliye mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiş olup, TCKnın 53. maddesindeki değişikliğin infaz aşamasında gözetilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
2. Ceza Dairesi         2023/16658 E.  ,  2025/19466 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/2730 E., 2022/561 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin; verilen mahkûmiyet kararının usûle aykırı ve ağır bir karar olduğuna, müştekinin soruşturma ve kovuşturma aşamalarında farklı miktarda zarar bildirdiğine, zarar konusunda bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğine, sanığın maddi imkansızlık nedeni ile kısa sürede zararı gidermesinin mümkün olmadığına ve verilen cezanın çalınan eşyanın değeri ve suçun işleniş şekli ile aşırı orantısız ve yüksek olduğuna yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
15.04.2020 tarih ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile TCK’nın 53. maddesinde yapılan değişikliğin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Sanık hakkında kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar hukuka uygun bulunduğundan, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz isteminin reddiyle, 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca, usûl ve yasaya uygun olan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca Çeşme 3. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.