Enerji nakil hattı nedeniyle kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedeli tahsili davasında temyiz kesinlik sınırı ve fiili el atma şartlarının değerlendirilmesi.
Özet: Bu hukuki süreçte, davalı idare tarafından bir taşınmaza kamulaştırma yapılmaksızın enerji nakil hattı kurularak fiilen el atılması sebebiyle talep edilen taşınmaz bedelinin tahsili davasında, ilk derece mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi davanın kabulüne karar vermiş, temyiz incelemesi sırasında bazı davacılar için alacak miktarının kesinlik sınırının altında kalması nedeniyle temyiz başvurusu reddedilmişken, şartları sağlayan diğer davacı yönünden Bölge Adliye Mahkemesinin taşınmazın imar durumu ve fiili el atma nedeniyle kullanım imkanının kalmaması gerekçesiyle verdiği kabul kararının hukuka uygunluğu yönünden esas incelemesine devam edilmektedir.
5. Hukuk Dairesi         2025/2938 E.  ,  2025/12753 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2023/3592 Esas, 2024/3426 Karar
KARAR: Esastan ret/ Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar
İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara Batı 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2022/614 Esas, 2023/676 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddi ile kamu düzeni gereğince İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda,
Miktar veya her paydaş için değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın her paydaş için değeri kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
... ... davacılar yönünden hüküm altına alınan ve temyize konu edilen miktar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kalmaktadır.
Bu nedenle; davalı idare vekilinin ... ... davacılar yönünden temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı ... yönünden, gerekli şartları taşıdığı anlaşılan davalı idare vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu Ankara ili, ..., Mahallesi 424 47... parsel sayılı taşınmaza davalı idare tarafından kamulaştırma yapılmadığı halde enerji nakil hattı yapılmak suretiyle fiilen el atıldığını, bu nedenle fiilen el atılan taşınmaz bedelinin işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; vekâlet ücretinin maktu olarak hesaplanması gerektiğini, kamulaştırma işlemlerinin yapıldığını, parselasyon planının yapılması halinde maliklerin değişmesi ve taşınmazın tescile tabii olmayan yerlere ayrılmasının olası olduğunu, bilirkişilerin manyetik alanın insan sağılığını olumsuz yönde etkilediğini belirttiklerini, enerji iletim hatlarının insan sağılığı üzerindeki olumsuz etkisine ilişkin bilimsel veri bulunmadığını, belirlenmiş olan limit değerlerin aşılmadığını ve davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu parselin uygulama imar planında "Açık Pazar Alanı" olarak ayrıldığı, taşınmaz üzerinden ...Ankara-İstanbul ile Ankara- ... hattı geçirildiği, hatların salınımı nedeniyle taşınmada fiili olarak tasarruf imkanının kalmadığı, davalı idarece irtifak haklarına ilişkin olarak öncesinde rızai ferağ verildiği iddiası üzerine yapılan incelemede 1970 yılında alınan kamulaştırmaya istinaden kadastral 455,4 56... parseller üzerinde hatların tesis edildiği, o zamanki taşınmaz maliklerine usulüne uygun yapılan tebligatlar üzerine verilen rızai ferağlar sonucu irtifak haklarının tapuda tesis edildiği, dava konusu taşınmazın ise kadastral 764,7 82... parsellerden geldiği, davacılarnın taşınmazdaki paylarını kadastral 764 parselden gelerek imaren malik olan ... mirasçıları ile ...’dan gelen payı satın almak suretiyle malik oldukları, taşınmazın imaren ilk malikleri yönünden kesinleşmiş bir kamulaştırmadan bahsedilemeyeceği, davacılar yönünden dava konusu taşınmaza fiilen el atıldığı ve irtifak hakları nedeniyle taşınmazda yapılaşmanın mümkün olmadığı anlaşılmış olup, arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değerinin tespit edilip davalı idareden tahsiline, davacılar payının iptali ile davalı idare adına tesciline, dava konusu taşınmazda 764 kadastral parselden gelen ve davacıların satın almayla malik oldukları payların ilk kez imar ile dava konusu taşınmazda malik hissedar olduğu ve bu tarihte dava açma hakkını edindikleri dikkate alındığında vekâlet ücretinin nispi olarak hüküm altına alınmasına dair kararda, taşınmazın paydaşlarınca açılan ve Dairelerinin 2017/640 Esas, 2017/1960 Esas sayılı kararı ile uygun bulunan davaların Yargıtay 5.Hukuk Dairesinin 2017/31004 Esas, 2020/5615 sayılı kararları ile onanarak kesinleştiği ve idarenin taşınmazda bu suretle malik paydaş olduğu da dikkate alındığında, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık görülmediği, ancak davacıların dava konusu taşınmazda 764 kadastral parselden gelen ve davacıların satın almayla malik oldukları payların ilk kez imar ile dava konusu taşınmazda malik hissedar olduğu ve bu tarihte dava açma hakkını edindikleri ve fiili el atmanın da gerçekleşmiş olduğu dikkate alındığında nispi harca hükmedilmesi gerekirken maktu harç tahsiline dair hüküm kurulması doğru görülmemiş olup, belirtilen husus kamu düzenine ilişkin olması ve yeniden yargılamayı gerektirmemesi nedeniyle istinaf başvurusunun esastan reddi ile kamu düzenine ilişkin olarak resen yapılan inceleme sonucunda, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle, imar planı çalışmalarının yapıldığı ve dava konusu taşınmazın yaşamadığı, pasife alındığının şifahen öğrenildiğinden bu hususun ilgili belediye başkanlıklarından sorulması gerektiği hususunu ilave etmek suretiyle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplyeri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı tapu malikleri ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. Yapılan incelemede; davalı idare vekilinin, taşınmazın, imar gördüğü öğrenildiğinden ilgili belediye başkanlıklarına müzekkere yazılması yönünde temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmış olup, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Parsel Sorgu Uygulamasından edinilen bilgilere göre de taşınmazın birden çok parsele ifraz görmüş olduğu anlaşılmış olup, bu nedenle; taşınmazın yeni oluşan tapu kayıtları ve kadastro krokileri ilgili tapu ve kadastro müdürlüklerinden getirtilip, mahallinde keşif yapılarak, yeni oluşan ve davacı ...’ın paydaş olduğu parsel ya da parsellerde el atma olup olmadığı, fiilen el atılmasa bile dava konusu taşınmazın imar planındaki konumu kamuya tahsisli alan olarak ayrılıp ayrılmadığını tespit ederek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
A. Davalı İdare Vekilinin ... ... Davacılara İlişkin Temyiz İstemi Yönünden;
Davalı idare vekilinin temyiz dilekçesinin miktar yönünden REDDİNE,
B. Davalı İdare Vekilinin Davacı ...’a İlişkin Temyiz İstemi Yönünden;
1. Davalı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Davalı idareden peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,
Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.