Emekli işçinin işverenden kıdem tazminatı, fazla çalışma, ulusal bayram ve yıllık izin ücreti ile eksik bildirilen gerçek ücret alacaklarının tahsili talebiyle açtığı belirsiz alacak davasının Yargıtay incelemesi.
Özet: The employee claims long-term employment across organically linked businesses, seeking payment for underreported wages, overtime, holidays, unused annual leave, AGİ, and last months salary, while the employer denies the extended employment period, claims distinct business entities, and asserts that all entitlements were properly paid and no extra work was performed.
9. Hukuk Dairesi         2025/7194 E.  ,  2025/8484 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 48. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2021/1110 E., 2025/1550 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 8. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/111 E., 2020/178 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.02.1984 tarihinde davalıya ait işyerinde çalışmaya başladığını, sigorta kaydının 01.05.1987 tarihinde yapıldığını, askerlik süresi hariç davacının iş sözleşmesini emeklilik nedeniyle feshettiği 14.03.2018 tarihine kadar çalıştığını, davacının aynı işyerinde çalıştığı hâlde sigorta bildirimlerinin dönem dönem farklı şirketler üzerinden Kuruma bildirildiğini, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtlarında işveren olarak görünen tüm gerçek ve tüzel kişiler arasında hukuki ve organik bağ ve işyeri devri bulunduğunu, aile üyeleri tarafından değişik tarihlerde çeşitli şirketler kurularak devirler yapıldığını, işverenler arasında işyeri devri yapıldığını, davacının en son aylık net 3.000,00 TL ücretle çalıştığını ve davacıya ayrıca yemek parası için aylık net 250,00 TL ödendiğini, davacının SGK bildirimlerinin gerçek ücreti üzerinden yapılmadığını, davacının fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil çalışma ücretleri ile asgari geçim indirimi alacaklarının ödenmediğini ve yıllık izinlerinin tam kullandırılmadığını, kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin de ödenmediğini, davacının davalı işyerinde son 3 yıl birer hafta dönüşümlü olarak haftanın 6 günü 09.00 - 19.00 saatleri ile 13.00 - 22.00 saatleri arasında çalıştığını, son 3 yıl harici önceki çalışmalarında ise haftanın 6 günü 09. 00... .00 saatleri arasında çalıştığını, ayrıca davacının 2015 yılı Ekim ve Kasım aylarında tadilat nedeni ile 25... .00-03.00 saatleri arası, 2017 yılının Eylül ve Ekim aylarında tadilat nedeni ile 18... .00-03.00 saatleri arası, 2018 yılının Şubat ayında tadilat nedeni ile 7 gün 14.00-04.00 tarihleri arasında çalıştığını, çalışma süresi içinde kendisine ayrıca bir ara dinlenme verilmediğini, davalı işveren tarafından davacının haftalık 45 saati aşan çalışmalarının karşılığının ödenmediğini, davacının tüm çalışma süresi boyunca bütün millî bayramlarda ve genel tatillerde çalıştığını, bütün dinî bayramlarda ikişer gün çalıştığını, davacıya bu çalışmalarının karşılığının da ödenmediğini, davacının işveren tarafından yasal olarak ödenmesi gereken asgari geçim indirimi alacaklarının da ödenmediğini, davacının çalıştığı son ay olan 2018 yılı Mart ayı ücretinin de işveren tarafından ödenmediğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, ücret ve asgari geçim indirimi alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'i ve husumet itirazında bulunduklarını, davacının davalı yanında 10.04.2007-13.03.2018 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesini emeklilik nedeniyle feshettiğini, hizmet dökümünde dahi sigorta başlangıcının 01.05.1987 olarak göründüğünü, davacının çalıştığı diğer firmaların ağırlıklı olarak gıda ve erkek giyim sektöründe faaliyet gösterdiklerini, davalının uzmanlık alanının ise kadın giyim olduğunu, davacının daha önce çalıştığı ... Gıda ve Tekstil San. Tic. Ltd. Şti.nin tasfiye edildiğini, davalının mağazasını 10.04.2007 tarihinde açtığını ve davacıyı işsiz kalmasın diye işe aldığını, davacının davalı yanında saat 09.00-19.00 veya öğlen 13.00-22.00 saatleri arasında vardiyalı satış elemanı olarak çalıştığını, davacının asgari ücret ve asgari geçim indirimi dâhil ücret aldığını, davacının fazla çalışma yapmadığını ve çıkış saati gelir gelmez işyerinden ayrıldığını, mağazanın ... Caddesi'nde yer aldığını ve burada tadilat yapmanın çok sıkı kuralları olduğunu, belediye izni olmadan tadilat yapılamayacağını, davalının gece tadilat izni alamadığını, bu nedenle tadilat işlerinin gündüz yapıldığını, davalı işyerinde haftanın her günü yoğun çalışma yapıldığını, buna rağmen davacının babasının hastanede yattığı süre boyunca yaklaşık 1,5-2 ay davacıya haftada 2 gün izin verildiğini, çalışanların öğle arası 45 dakika yemek molası olduğunu, gün içerisinde 15'er dakikadan 2 kez çay molaları olduğunu, davacının yıllık izinlerinin tamamını kullandığını, 20.04.2018 tarihinde davacının banka hesabına 5.184,96 TL yıllık ücretli izin, 22.921,97 TL kıdem tazminatı ve 839,27 TL kalan ücretinin ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı, davacının davalı nezdinde belirsiz süreli iş sözleşmesi ile 01.05.1987-14.03.2018 tarihleri arasında toplam 28... ay süre ile çalıştığı, SGK kayıtlarında farklı şirketler nezdinde sigortalandığı, davalının bu şirketlerin ortaklarından olduğu, Şirket ortaklarının aynı kişiler olduğu, giriş-çıkış işlemlerinin birbirini takip eder şekilde yapıldığı, bu suretle davalının davacının yukarıda belirtilen hizmet süresine ilişkin alacaklardan sorumlu tutulması gerektiği, davacının 01.05.1987 tarihi öncesinde sigortasız çalıştırıldığına dair iddiasını ispat edemediği; tanık beyanları, davacı iddiası, davacının kıdemi ve emsal ücrete ilişkin cevabi müzekkereler birlikte değerlendirildiğinde davacının en son aylık net 3.000,00 TL olduğuna dair iddiasını ispat ettiği, bir öğün yemek yardımı karşılığı aylık 250,00 TL'nin eklenmesi ile davacının giydirilmiş brüt ücretinin 4.446,33 TL olduğu, iş sözleşmesini emeklilik nedeniyle feshettiği, son 3 yıl haftada 3 saat, önceki dönemde ise haftada 18 saat fazla çalışma yaptığı, tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde davacının dinî bayramlarda 2 gün, resmî tatillerin ise tamamında çalışma yaptığı, %30 oranında indirim ile alacaklarının bulunduğu, davalı tarafça 20.04.2018 tarihinde yapılan 5.184,96 TL ödeme mahsup edildiğinde davacının bakiye 48.925,34 TL yıllık ücretli izin alacağı bulunduğu, Mart 2018 döneminde yapılan 839,27 TL ödeme mahsup edildiğinde ücret alacağının ve asgari geçim indirimi alacaklarının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan değerlendirmeye göre, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilmekle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b(1) hükmü uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde:
1. Davacının satış elemanı olduğunu, mağaza müdürü olduğu iddiasının doğru olmadığını, ücretinin asgari ücret olduğunu,
2. 2007 yılı öncesi çalışma döneminden sorumlu tutulamayacaklarını,
3. Fazla çalışma saatlerinin ispat edilemediğini, aksi hâlde raporun ikinci seçeneğinin hükme esas alınması gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının hizmet süresi, ücreti, fazla çalışma ücreti alacağının ispatı ve hesaplanması ile dava konusu alacaklardan davalının sorumluluğuna ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 4857 sayılı Kanun'un 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir sebeple sona ermesi hâlinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır.
Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü, işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile ispatlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
6100 sayılı Kanun'un 31. maddesinde, hâkimin davayı aydınlatma ödevi düzenlenmiş olup madde uyarınca, hâkim uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabileceği, soru sorabileceği ve delil gösterilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir.
İşçinin uzun süre yıllık izin kullandırılmadığı iddiaları karşısında 6100 sayılı Kanun'un 31. maddesinde öngörülen davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde hâkimin, davacı işçiyi bizzat dinleyerek çalışma ve dinlenme süreleri konusunu açıklığa kavuşturması gerekir. Dairemizce uzun süre kavramı beş yıl ve daha fazla süre olarak değerlendirilmiş olup kullandırılmadığı iddia edilen izin süresinin toplamda beş yıllık veya daha fazla olması hâlinde anılan hüküm çerçevesinde uygulama yapılmalıdır.
Somut uyuşmazlıkta; hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı işyerinde 28 yılı aşkın çalışması olduğu tespit edilen davacının tüm çalışma süresi boyunca hak ettiği yıllık ücretli izin süresinin 588 gün olduğu belirlenmiş ve davacının hiç izin kullanmadığı kabul edilerek fesih sırasında ödenen 5.184,96 TL yıllık ücretli izin alacağının mahsubuyla karar verilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde yıllık izinlerin tam kullandırılmadığını, kullandırılmayan izinlere ait ücretin ödenmediğini iddia ederek dava açmıştır. Bu durumda davacı vekilinin beyanından yıllık izinlerin kısmen kullandırıldığı izlenimi hasıl olmuştur. Ayrıca davacının uzun yıllar (28 yıl boyunca) yıllık ücretli izin kullanmadan çalışması hayatın olağan akışına da aykırı olduğundan, 6100 sayılı Kanun'un 31. maddesinde düzenlenen hâkimin davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde davacı asıl duruşmaya davet edilerek çalışma süresi boyunca yıllık izin kullanıp kullanmadığı konusundaki beyanının almasından sonra bu beyanın sonucuna ve tüm dosya kapsamına göre değerlendirme yapılarak bir karar vermesi gerekmektedir.
3. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İşçinin çalışma olgusunun tespitinde işyerinde veya komşu işyerinde çalışanların tanıklığı önemli olduğu gibi tanık olarak dinlenecek kişinin tanıklığına güveni etkileyebilecek bir durumun olup olmadığı da araştırılmalıdır. Tanıklar belirli bir dönem çalışmışlarsa ve başkaca delil yok ise beyanlarının belirtikleri dönemle sınırlandırılması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta; davacı vekili davacının son 3 yıl öncesinde 09.00-21.00 saatleri arasında çalışma yaptığını iddia etmiş ise de davacı tanıkları, davalı işyerindeki çalışma süreleri nedeniyle 3 yıl öncesine ilişkin beyanda bulunmamışlardır. Davalı tanığı M.K.Y. ise 3 yıl öncesinde 09.00-20.00 saatleri arasında çalışıldığını, 20.00'den sonra çalışma olmadığını beyan etmiştir. Buna göre davacının son 3 yıldan önceki dönemde 09.00-21.00 saatleri arasında çalıştığı, 1,5 saat ara dinlenme ile günlük 3 saat olmak üzere haftalık 18 saat fazla çalışma yaptığının kabulü isabetsiz olmuştur. Davacının, belirtilen dönemde 09.00-20.00 saatleri arasında 1 saat ara dinlenme ile çalıştığının kabulü ile fazla çalışma alacağının buna göre hesaplanması dosya kapsamına uygun düşecektir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.