İş sözleşmesini haklı nedenle fesheden işçinin alacakları; işverence üçüncü kişiye ciro edilen çekle ödeme iddiasının emsal kararlar ışığında mahsup edilmesinin hukuka aykırılığı.
Özet: Bir işçi, ücretleri, fazla mesai, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil ücretleri ile yıllık izin alacakları ödenmediği gerekçesiyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini belirterek işçilik alacaklarının tahsilini talep etmiş; ilk derece mahkemesi, işverenin çekle yaptığı iddia edilen ödemeyi geçerli sayarak davayı reddetmiş, ancak bölge adliye mahkemesi, işverenin emsal davalarda da benzer şekilde üçüncü kişiler aracılığıyla tahsil ettirdiği çeklerin ödeme yerine geçmeyeceği ve işçinin alacaklarının ödenmemesi nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği tespitleriyle ilk derece kararını hatalı bularak kaldırmıştır.
9. Hukuk Dairesi         2025/6874 E.  ,  2025/8478 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/1372 E., 2025/1382 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 24. İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/362 E., 2024/256 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirket bünyesinde 27.04.2002-20.09.2017 tarihleri arasında kesintisiz olarak çalıştığını, aylık ücretinin net 2.700,00 TL olduğunu, aşçıbaşı olarak çalışan davacının fazla çalışma yapmasına, ulusal bayram ve genel tatil günleri ile hafta tatillerinde de çalışmaya devam etmesine rağmen bu çalışmaları karşılığı ücretlerinin ödenmediğini, ücretlerinin geç ya da eksik ödendiğini, yıllık izinlerinin kullandırılmadığını, iş sözleşmesini bu yüzden haklı nedenle feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının çalışma süresi dışındaki iddialarının doğru olmadığını, davacının istifa etmek suretiyle işten ayrıldığını ve feshin haklı nedene dayanmaması nedeniyle kıdem tazminatı talep edemeyeceğini, fazla çalışma yaptığında karşılığı olan ücretinin ödendiğini ve bu durumun bordrolarla sabit olduğunu, davalı işyerinde elden ücret ödeme uygulaması olmadığından davacının bakiye ücret alacağının bulunmadığını, davacının çalıştığı bayramlar olduğunda ödemelerin yapıldığını, davacının tüm yıllık izinlerini kullandığını, ödenmeyen alacağının bulunmadığını beyanla davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının, davalıya ait işyerinde 26.09.2002-20.09.2017 tarihleri arasındaki dönemde çalıştığı, toplam hizmet süresinin 14... ay 24 gün olduğu, dosyada yer alan bilgi ve belgeler değerlendirildiğinde fesih tarihindeki aylık ücretinin net 2.700,00 TL, brüt ücretinin 4.015,41 TL olduğu, işverenin davacının kendisinin istifa ettiğini, buna rağmen uzun hizmet süresi nedeniyle işçilik alacaklarına karşılık kendisine 94.000,00 TL'lik çek verilerek ödeme yapıldığını belirttiği, Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı doğrultusunda yapılan incelemede keşide yeri İstanbul olan, 24.10.2017 tarihli, davacı ... lehine düzenlenmiş, 94.000,00 TL bedelli çekin, ... tarafından M.E. isimli kişiye ödendiğinin tespit edildiği, çekin ciro silsilesi incelendiğinde; davacı tarafından ciro edilerek M.E. isimli kişiye verildiğinin görüldüğü, sonuç itibarıyla davacı ile dava dışı çeki tahsil eden M.E. arasındaki ciro ilişkisinin tespiti mümkün görülmediğinden bu konuda ispat yapılamadığı, davalı Şirket tarafından davacının alacaklarına karşılık çekin düzenlenerek davacıya verildiği kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince kaldırma kararındaki eksikliklerin kısmen giderildiği, davanın reddine karar verilmiş ise de davacı tarafın çeki imzalandıktan sonra kendisine verilmediğini, ödemenin yapılmadığını savunduğu, davalının tarafı olduğu ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesinin 2020/4151 Esas, 2023/658 sayılı Karar; 27. Hukuk Dairesinin 2020/997 Esas, 2023/231 Karar sayılı kararı ile Dairenin 2018/2921 Esas, 2021/754 Karar sayılı emsal dosyalarında da davalı işyerinde çalışanlara çalışma karşılığı çek verildiği, çalışanlara ciro ettirildiği, ancak tahsilatların Şirketle bağlantılı başka kişilerce yapıldığı, çekle yapılan ödemelerin emsal dosyalarda mahsup edilmediği, işverenin bu şekilde uygulama geliştirdiği anlaşılmakla davacıya imzalatılan çekin M.E. isimli kişi tarafından tahsil edildiği, çeki tahsil ettiği anlaşılan M.E'nin davacı ile bir ilişkisinin bulunmadığı, davacının tahsil edilen çeki kendisi değil de M.E. kanalı ile tahsil etmiş olmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, emsal kararlar dikkate alındığında çekle yapıldığı iddia edilen ödemenin mahsup edilmemesi gerekirken aksi düşünce ile mahsubu gerektiğinin kabulü ile davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, dosya içeriğine göre ücret alacakları ödenmediği için iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği anlaşılan davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, davacının fazla çalışma yaptığı, genel tatillerde çalışma olgusunu dinlenen tanık ifadeleri ile kanıtladığı, davalı tarafın işbu alacak kalemlerinin davacıya ödendiği konusunda somut belge ile kanıtlama yükümlülüğünü yerine getiremediği, hafta tatili alacağının ispat edilemediği, 2017 yılı Ocak ve Temmuz ayı ücretlerinin davacıya ödenmediğinin anlaşıldığı, davalının iddia ettiği şekilde davacıya yapılan bir ödeme olmadığı tespit edildiğinden mahsup işlemi yapılmadığı gerekçeleriyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. İlk Derece Mahkemesince kaldırma kararına uygun yargılama yapılarak karar verildiğini, redde ilişkin kararın doğru olduğunu,
2. Davalı müvekkilinin çeki davacı namına düzenleyip vermekle ödeme yükümlülüğünü yerine getirdiğini, davacı çeki tahsil eden M.E'yi tanımadığını savunmuş ise de bunu ispat edemediğini,
3. M.E'nin müvekkili Şirket ile ilgisinin bulunmadığını, davacının işten çıkış tarihi 20.09.2017 tarihi olup çekin üzerindeki tarih ile işçinin işten çıktığı tarih arasında da bir uyum bulunmadığını, davacının çeki almadığına ve M.E'yi tanımadığına yönelik beyanının ikrar değil en fazla iddia olabileceğini ve bunu ispat edemediğini,
4. Çekin kambiyo vasfı, tedavül özelliği dikkate alınarak müvekkili Şirketin borcunun kalmadığının kabulü gerekirken tam tersi bir yorumla davanın kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu,
5. Davacının kıdem tazminatına hak kazanmadığını, ücret kabulüne ilişkin kararın hatalı olduğunu, davacının fazla çalışma yapmadığını ve tatil günlerinde çalışmadığını, yıllık izinlerini kullandığını, tüm ücretlerini eksiksiz aldığını, kıdem tazminatı dışındaki alacakların zamanaşımına uğradığını beyan etmiş ve inceleme sırasında resen gözetilmesi gereken diğer nedenlerle kararın bozulması gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş sözleşmesinin feshi ile davacının kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı, ücretin miktarı, davacının yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarına hak kazanıp kazanmadığı ile davacıya işçilik alacaklarının çekle ödenip ödenmediği noktasındadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.