İşçilik Alacakları, Haksız Fesih, Fazla Çalışma, Tatil Ücretleri ve Asıl-Alt İşveren Sorumluluğunun İncelendiği Yüksek Mahkeme Kararı.
Özet: Bu dava, asıl işveren-alt işveren ilişkisi içinde çalışan servis şoförünün, iş sözleşmesinin haksız feshedilmesi, ücretlerinin eksik ödenmesi, yoğun fazla mesai, ulusal bayram, genel tatil ve hafta tatili çalışmaları, kullanılmayan yıllık izin ve ödenmeyen asgari geçim indirimi alacakları talebiyle açtığı işçilik alacakları davası olup; ilk derece mahkemesi, davacının iş sözleşmesinin davalı tarafça haklı neden olmaksızın feshedildiğini, davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunduğunu, davacının giydirilmiş brüt ücretinin belirlendiğini, tanık beyanları ve dosya içeriğine göre davacının fazla çalışma, ulusal bayram, genel tatil ve ayda iki kez hafta tatili günlerinde çalıştığını, yıllık izinlerin kullandırılmadığını ve asgari geçim indiriminin ödenmediğini tespit ederek davayı kısmen kabul etmiştir.
9. Hukuk Dairesi         2025/7451 E.  ,  2025/8473 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/2335 E., 2025/1579 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 9. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/155 E., 2023/196 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılardan ... Medya Yayın Hizmetleri AŞ (... Medya Şirketi) vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalılardan ... Taş. Ltd. Şti.nde (... Şirketi) 13.05.2015 tarihinde, ... Medya Şirketi nezdinde ise 30.03.2017 tarihinde çalışmaya başladığını, davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin bulunduğunu, servis şoförü olan davacının aylık net ücretinin 7.000,00 TL olduğunu, ücretin asgari ücretin üzerindeki kısmının elden ödendiğini, ücrete ilave olarak yemek ve yol yardımı olduğunu, davacının sabah saat 06.00'da çalışmaya başlayıp akşam saat 22.00'de servis yapıp saat 23.30'a kadar aralıksız çalışmaya devam ettiğini, haftanın iki günü günlük çalışmasının saat 24.00'e kadar sürdüğünü, izin günü öncesindeki gün ise gece saat 01.30'a kadar çalışmayı sürdürdüğünü, iki haftada bir izin kullandığını, dinî ve millî bayramların tamamında çalıştığını, yaptığı fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücretlerinin ödenmediğini, yıllık izin kullandırılmadığı gibi ücretinin de ödenmediğini, alt işveren davalı ... Şirketinin davalı asıl işveren ... Medya Şirketinin borçlarını ödeyemediğini gerekçe göstererek aralarında davacının da olduğu 200 işçiyi işten çıkardığını ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile asgari geçim indirimi alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... Medya Şirketi vekili cevap dilekçesinde; talep edilen işçilik alacaklarının belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğini, davacı ile müvekkili Şirket arasında iş sözleşmesi bulunmadığını, davacı müvekkili Şirket çalışanı olmadığından davanın müvekkili yönünden husumetten reddinin gerektiğini, Şirket bünyesinde 4857 sayılı İş Kanunu (4857 sayılı Kanun) kapsamında istihdam edilen sair şoför kadrolarının mevcut olduğunu, diğer davalı ile aralarında 01.04.2018 tarihli sözleşme uyarınca hizmet alım ilişkisi bulunup, asıl işveren alt işveren ilişkisinin bulunmadığını, davacı müvekkili Şirketin işçisi olmadığından talep edilen işçilik alacaklarına hak kazanılıp kazanılmadığının bilinmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... Şirketi davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının işten ayrılmasına ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) istifaya ilişkin "Kod 03" olarak bildirildiği, dosyada davacının istifa ettiğine dair somut delil bulunmadığından davalının üzerine düşen ispat yükümlülüğünü yerine getirmediği ve iş sözleşmesinin davalı tarafça haklı bir neden olmaksızın sona erdirildiği, davacının davalıdan kıdem ve ihbar tazminatı hakkı olduğu, davacının davalılardan ... Şirketi bünyesinde 13.05.2015-31.08.20 15... .03.2017-01.02.2021 tarihleri arasında çalıştığı, 01.04.2018 tarihinden sonra ise aralarında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğu anlaşılan davalı ... Medya Şirketine ait işyerinde davalı ... Şirketi bünyesinde çalıştığı anlaşılmakla davalı ... Medya Şirketinin sorumluluğunun kendi dönemiyle sınırlandırıldığı, yapılan emsal ücret araştırma sonuçlarının ortalamasından aylık ücretin brüt 6.001,62 TL olduğu, davacının yaptığı iş ve mesleki kıdemi nazara alınarak davacının aylık ücretinin brüt 6.001,62 TL olduğu kanaatine varıldığı ve ek faydaların ilavesi ile giydirilmiş brüt ücretin 6.588,62 TL olduğu, dinlenen tanıkların beyanları ve dosya içeriğinde yapılan tespitlere göre davalı işyerinde fazla çalışma yapıldığı, dinî bayramların iki günü haricindeki ulusal bayram ve genel tatil günleri ile ayda iki kez hafta tatili günlerinde çalışıldığının anlaşıldığı, denetime elverişli bilirkişi raporuyla taraf tanıklarının birlikte çalıştığı dönemle sınırlı olmak üzere hesaplanan fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücretlerinin hüküm altına alındığı, davalı işveren izinlerin kullanıldığına ilişkin yazılı bir belge sunmadığından davacının hak ettiği izin süresine göre bilirkişi tarafından yapılan hesabın uygun bulunarak yıllık izin ücretine hükmedildiği, ispat külfeti üzerinde olan davalı işverence dosyaya asgari geçim indiriminin ödendiğine dair herhangi bir evrak ibraz edilmediğinden talebin kabulü gerektiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının davacı vekili ile davalı ... Medya Şirketi tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve saysı belirtilen kararı ile; SGK'ya davacının istifa ettiğine dair bildirimde bulunulmuş olmasına rağmen dosya kapsamında herhangi bir istifa dilekçesinin olmadığı, dinlenen tanıkların beyanlarında iş sözleşmesinin işveren tarafından sona erdirildiğinin beyan edildiği, işyerine belli bir süre hizmet veren işçinin haklarının zayi olacağını bilerek işten ayrılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davalı işveren tarafından davacının iş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmayacak şekilde haklı nedenle feshedildiğine yönelik ispat külfetinin yerine getirilmediği, işverenin, işçinin ücretinin ödendiğini mutlaka yazılı belge, dekont, banka kaydı, makbuz ya da imzalı ücret bordrosu ile ispat etmek zorunda olduğu, asgari geçim indiriminin ödendiğine ilişkin bilgi ve belgenin olmadığı tespit edilmekle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf talebinin yerinde olmadığı, ilk derece mahkemesinin fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı ile hafta tatili alacağına yönelik kabulünde de herhangi bir isabetsizlik görülmediği, dosya kapsamında davacının tüm yıllık izinlerini kullandığına dair yıllık ücret izin defteri veya eşdeğer yazılı belge olmadığı, davalı ... Medya Şirketinin diğer davalı Şirketten hizmet aldığı, yapılan işin mahiyeti gereği davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi olduğundan davacı işçinin alacaklarından birlikte sorumlu oldukları, dava tarihi itibarıyla hüküm altına alınan alacakların zamanaşımına uğramadığı, belirsiz alacak davasının dava şartı yokluğundan reddedilmesinin usul hukukundaki imkânlar gözetildiğinde başvurulabilecek son çare olmadığı, mahkemeye erişim hakkına müdahale niteliğinde olduğunun açıklanmış olduğu, kıdem ve ihbar tazminatı hesabının unsurları olan ve ayni olarak sağlanan yemek yardımı ve benzeri gibi sosyal hakların miktarlarının belirlenmesi ile yıllık izin ücreti alacaklarının belirlenmesi işveren tarafından sunulacak belgelere bağlı olduğu takdirde kıdem tazminatı ve diğer işçilik alacakları belirsiz alacak davasına konu edilebildiği, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenmesi davacıdan beklenemeyeceği tespit edilmekle davalının bu yöndeki istinaf talebinin yerinde olmadığı, ücret miktarının ispat yükünün davacı işçiye ait olup dava dosyasında tanık beyanları ve emsal ücret araştırması kayıtları dikkate alınarak belirlenen ücrette hata bulunmadığı, tanık beyanlarıyla ispatlanan fazla çalışma, genel tatil ve hafta tatili alacağı yönünden yapılan indirim miktarının Yargıtayın yerleşik içtihatlarına uygun ve hakkın özüne dokunmayacak nitelikte olduğu sabit olduğundan, davacının hakkaniyet indirimine yönelik istinafının haklı olmadığı gerekçeleriyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... Medya Şirketi vekili temyiz dilekçesinde;
1. Müvekkili Şirket ile diğer davalı arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin bulunmadığını, davalının diğer davalı Şirketten hizmet alımı yaptığını ve aralarında sadece ticari bir ilişki mevcut olduğundan ve davacı müvekkili Şirketin işçisi de olmadığından davanın müvekkili Şirket yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini,
2. Davacının diğer davalı Şirketin işçisi olup söz konusu Şirket yetkililerinin emir ve talimatıyla çalıştığını, müvekkili Şirket bünyesinde 4857 sayılı Kanun kapsamında istihdam edilen şoför kadrosu bulunduğunu, bu husus incelenmeden eksik araştırmayla hüküm tesis edildiğini, davacı ile müvekkili arasında işçi işveren ilişkisi değil, hizmet satın alma ilişkisi olduğunu,
3. Davacının ücretinin hatalı tespit edildiğini, müvekkili işçilerine ödenen ücretler de karşılaştırıldığında davacının belirttiği ücretin şoför kadrosu için yüksek bir ücret olduğu, hizmet alım sözleşmesi kapsamında tarafımızca yapılan ödemelerin şoför ve diğer davalı Şirket arasında nasıl bir ödeme sistemi ile paylaşıldığının taraflarınca bilinmediğini, davacının aldığı ücret de asgari ücret olduğundan bilirkişi raporunun hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, husumetli ve asılsız davacı tanıklarının beyanları doğrultusunda ücret hesabı yapıldığını, bu sebeple dosyada ücret hatalı hesaplandığından tüm alacak hesaplamalarının da hatalı olup hukuka aykırı olduğunu,
4. Medya Şirketi olarak faaliyet gösteren ve medya hizmet sağlayıcılığı alanında iştigal eden müvekkil Şirketin faaliyet konusuna bakıldığında, şoförlük hizmetinin asıl işin bir bölümü veya parçası olmadığının açıkça görüleceğini, bu minvalde diğer davalı Şirket ile arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi olduğunun düşünülemeyeceğini,
5. Davalı Şirkete dava açan ve davacı ile menfaat birliği içindeki tanık anlatımlarına dayalı olarak davacının fazla çalışma yaptığı, ulusal bayram ve genel tatil günleri ile hafta tatillerinde çalıştığı kabulünün hukuka aykırı olduğunu, davacı tanığı A.D'nin müvekkil Şirkete karşı davacı gibi aynı taleplerle dava açtığını, diğer davacı tanığı S.K'nın ise, davacı ile birlikte hiçbir zaman çalışmadığını, asılsız olarak gerçek dışı beyanlarda bulunduğunu,
6. Dava konusu alacakların belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğini,
7. Kararın gerekçesiz olduğunu, itiraz edilen hususların hangi nedenle reddedildiğinin kararda belirtilmemesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini,
8. Zamanaşımı def'i nazara alınmadan eksik incelemeyle karar verildiğini beyan etmiş ve inceleme sırasında resen gözetilmesi gereken diğer nedenlerle kararın bozulması gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davanın belirsiz alacak davası olarak açılıp açılamayacağı, davalılar arasındaki hukuki ilişkinin tespiti ile davalı ... Medya Şirketinin talep edilen alacaklardan sorumlu olup olmadığı, ücretin tespiti, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretinin ispatı ile zamanaşımı konularına ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı ... Medya Şirketi vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dairemiz uygulamasına göre belirsiz alacak davasında, davanın açıldığı tarih itibarıyla uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenememesinden anlaşılması gereken; davacının gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen miktar veya değerin belirlenmesinin kendisinden gerçekten beklenilmemesi ya da objektif olarak imkânsız olmasıdır. Sırf taraflar arasında alacak miktarı bakımından uyuşmazlık bulunması, iddianın ispata muhtaç olması ve bilirkişi raporu alınması, talep sonucunun belirlenmesinin davacıdan beklenemeyecek olması anlamına gelmez. İş yargılamasında sıklıkla davaların yığılması söz konusu olmakla alacağın belirsiz olma kriterleri her bir talep için ayrı ayrı değerlendirilmeli ve şartları taşımayan davanın usulden reddine karar verilmelidir (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 27.12.2022 tarihli ve 2022/6872 Esas, 2022/17896 Karar sayılı; 14.09.2020 tarihli ve 2016/26476 Esas, 2020/7547 Karar sayılı; 31.05.2022 tarihli ve 2022/5909 Esas, 2022/6892 Karar sayılı; 09.02.2022 tarihli ve 2022/829 Esas, 2022/1542 karar sayılı kararları). İşçilik alacaklarının hangi hâllerde belirsiz, hangi hâllerde belirli veya belirlenebilir olduğu hususunda kesin bir sınıflandırma yapılması mümkün olmayıp her bir davaya konu alacak bakımından somut olayın özelliklerinin nazara alınarak sonuca gidilmesi gereklidir (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 15.12.2017 tarihli ve 2016/6 Esas, 2017/5 Karar sayılı kararı).
Somut uyuşmazlıkta bir kısım alacaklarla birlikte yıllık izin ücreti ve asgari geçim indirimi alacakları belirsiz alacak davasına konu edilmiş, Mahkemece söz konusu alacaklar belirsiz alacak olarak kabul edilmek suretiyle yargılama sürdürülüp sonuçlandırılmıştır. Ancak davacı hak kazandığı yıllık izin süresi ile yıllık ücretli izin alacağı hesabına esas ücretini ve asgari geçim indirimi alacağının miktarını belirleyebilecek durumdadır. Yıllık ücretli izin alacağı ile asgari geçim indirimi alacakları bakımından davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Hâl böyle olunca bu alacaklar yönünden davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi gerekirken işin esasına girilerek karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.