Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, yurt dışında çalışan işçinin iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, organik bağ ve zamanaşımı uyuşmazlığını 5718 sayılı Kanun kapsamında inceliyor.
Özet: Mahkeme, yurt dışında (Tataristan) boru montaj ustası olarak çalışan davacının iş sözleşmesinin haksız feshedilmesi ve ücret, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile yıllık izin alacakları taleplerini içeren davasında, taraflar arasında organik bağ bulunan bir iş ilişkisi olduğunu ve uyuşmazlığa, işçinin sosyal ve hukuki ilişkilerinin yoğunlaştığı yer olarak Türk hukukunun uygulanması gerektiğini, zira Türk hukukunun işçiye daha yüksek koruma sağladığını ve bu durumun Uluslararası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun ilgili maddeleri uyarınca değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.
9. Hukuk Dairesi         2025/7093 E.  ,  2025/8465 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 50. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2021/4166 E., 2025/974 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 30. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/469 E., 2020/290 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 07.08.2015 tarihinde davalı Şirketin işçisi olarak Tataristan'da boru montaj ustası olarak çalışmaya başladığını, iş sözleşmesinin işverence haksız feshedildiğini, ücretinin 1.900,00 Amerikan doları (USD) olduğunu, ... Ltd. Şti. ile davalı Şirket arasında organik bağ bulunduğunu, bu hususun davalıya karşı açılan emsal dosyalarla sabit olduğunu, davacının 07.30-22.00 saatleri arasında çalıştığını, hafta tatilini iki haftada bir kullanabildiğini, tüm genel tatillerde çalıştığını, yıllık izinlerin ise kullandırılmadığını iddia ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile yıllık izin ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'i ileri sürerek davacının ... Federasyonu Tataristan Cumhuriyeti kanunlarına göre kurulmuş olan ... Ltd. Şti.nin işçisi olduğunu ve bu Şirketin müvekkili Şirketten tamamen ayrı tüzel kişiliği bulunduğundan husumet yönünden davanın reddinin gerektiğini, bu hususta emsal kararlar bulunduğunu, davacının iddia ettiği ücret ve çalışma şeklinin gerçeği yansıtmadığını, sigorta primlerinin çalıştığı ülke kanunlarına göre Tataristan'da ödendiğini, taraflar arasındaki ilişkide yabancılık unsuru bulunduğunu bu nedenle uygulanacak hukukun Türk hukuku olmadığını ... Federasyonu Tataristan Cumhuriyeti hukuku olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyada mevcut davalı tarafça Anadolu 14. İş Mahkemesine sunulan beyan dilekçesinden iş görüşmelerinin davalı Şirketin adresinde yapıldığı, tanık beyanlarından çalışanların Tataristan'da kurulu dava dışı ... Şirketi çalışanı olduklarından haberdar olmadıklarının, emir ve talimatları davalı Şirketten aldıklarının anlaşıldığı, davalı tarafça sunulan sigorta primlerinin bireysel kaydı adlı belge ve tanık beyanları hep birlikte değerlendirildiğinde her iki Şirket arasında organik bağ bulunduğu, davacının davalıya ait işyerinde 07.08.2015-06.05.2017 tarihleri arasında 1 yıl 8 ay 29 gün süre ile çalıştığı, ücretinin aylık net 1.900,00 USD olduğu, iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğinin davalı tarafça ispatlanamadığı, ödenmeyen yıllık izin ve diğer ücret alacaklarının bulunduğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda davacı Tataristan ülkesinde çalışmış ise de yerleşim yeri ile sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı ülkenin Türkiye olduğu, yine işçiye daha yüksek standartta koruma sağlayan hukukun Türk hukuku olduğu bu hâlde uyuşmazlığın Türk hukuku kurallarına göre çözümlenmiş olmasında usul ve kanuna aykırılık olmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve esas yönden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacının işini sürekli yurt dışında yaptığının sabit olduğunu bu nedenle uyuşmazlıkta işçinin mutaden işini yaptığı ülkenin hukukunun uygulanması gerektiğini,
2. Dosya kapsamına göre uyuşmazlığa Rus hukuku uygulanması gerektiğinden Rus hukukuna göre tüm taleplerin zamanaşımına uğradığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, davalıya husumet yöneltilip yöneltilemeyeceği, dava konusu alacakların zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktalarına ilişkindir.
Tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine, kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiği 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/2 hükmünde genel bir kural olarak düzenlenmiştir. Burada yetkili kılınan hukuk, işçinin işini fiilen yerine getirdiği yer ülke hukukudur. Ancak 5718 sayılı Kanun’un 27/4 hükmünde düzenlenen daha sıkı ilişkili hukukun varlığı hâlinde bu hukuk uygulanabilir. Bu bağlamda tarafların tâbiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu sosyal güvenlik sistemi, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapılması, daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapılması gibi unsurların sözleşmenin hangi hukukla daha sıkı ilişkili olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması mümkündür.
Somut uyuşmazlıkta davacı 07.08.2015-06.05.2017 tarihleri arasında davalı Şirkete ait Tataristan'da bulunan işyerinde çalışmıştır. Taraflar arasında davacının davalı işyerinde 16.09.2015-07.08.2016 tarihleri arasındaki çalışması yönünden 16.09.2015 tarihli, 08.08.2016-26.05.2017 tarihleri çalışması yönünden ise 08.08.2016 tarihli olmak üzere iki adet iş sözleşmesi imzalanmış ise de sözleşmelerin dili Rusçadır. Davacı işçinin Rusça bildiğinin işverence ispat edilmediği de dikkate alındığında, sözleşmenin hukuk seçimine ilişkin hükümlerinin geçersiz olduğu açıktır.
Bu hâlde hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine, daha sıkı ilişkili hukukun varlığı tespit edilmediği sürece, işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerekir. Somut uyuşmazlık bu çerçevede değerlendirildiğinde; mutad işyerinin Tataristan'da bulunduğu sabittir. Davacının ücretinin ödendiği yerin Tataristan olması, davacı adına sigorta primlerinin Tataristan'da ve Tataristan'da uygulanan mevzuata göre ödenmesi, iş sözleşmesinin Rusça dilinde yapılması ve Tataristan'da imzalanmış olması dikkate alındığında mutad işyerine nazaran daha sıkı ilişkili hukuk da bulunmadığından ilgili çalışma döneminde uyuşmazlığa mutad işyeri hukukunun uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi hatalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.