Erzurum Bölge Adliye Mahkemesinin, ağaçlandırma ve erozyon kontrolü projelerindeki fiili iş ile ödenen iş miktarı farkından kaynaklanan kamu zararının tazmini davasına ilişkin kararı.
Özet: Dava, 2004-2008 yılları arasında ihale usulüyle yapılan ağaçlandırma ve erozyon kontrolü işlerinde, fiili iş miktarı ile ödemeye esas iş miktarı arasındaki farktan kaynaklandığı iddia edilen toplam 442.352,43 TL tutarındaki kamu zararının, yüklenici firmalar ve çeşitli kamu görevlileri olan davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili istemine ilişkin olup; davalılar savunmalarında, kamu zararının oluşmadığını, tespit raporlarının taraflı ve kesin olmadığını, eksikliklerin doğal nedenlerle oluşabileceğini, kendi sorumluluklarının bulunmadığını ve isnat edilen kusurları kabul etmediklerini belirtmişlerdir.

MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/709 - 2022/1147İLK DERECE MAHKEMESİ : Bitlis Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2020/352 Esas - 2021/496 KararBölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; .. İl Çevre ve Orman Müdürlüğü'nce 2004-2008 yıllarında 4734 sayılı Kanun hükümlerine göre ihale usulü ile yapılan ağaçlandırma ve erozyon kontrolü işlerine ilişkin, Çevre ve Orman Bakanlığının 12.05.2010 tarih ve TKB/020-36 sayılı oluruna dayalı olarak görevlendirilen bilirkişilerin 15.07.2010 tarihli raporuna göre fiili iş miktarı ile ödemeye esas iş miktarı arasındaki fark nedeniyle 2004/.. kayıt numaralı ihaleden kaynaklı 140.994,17 TL, 2005/.. kayıt nolu ihaleden kaynaklı 88.848,54 TL, 2006/.. kayıt nolu ihaleden kaynaklı 142.560,47 TL, 2006/.. kayıt nolu ihaleden kaynaklı 63.595,37 TL, 2008/... kayıt nolu ihaleden kaynaklı 6.353,88 TL olmak üzere toplam 442.352,43 TL idare zararı tespit edildiğini, davalıların bu zarara sebebiyet verdiklerini, her proje için davalı yüklenici firmalar ve bunlarla birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olan davalıların sorumlu oldukları meblağlar ve yasal faizin işleyeceği tarihler esas alınarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla tazminine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAPDavalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin ..'de görev yapmakta iken özelleştirmeden dolayı 2007 yılında .. Çevre ve Orman Müdürlüğü'ne veri hazırlama ve kontrol memuru olarak atandığını, müvekkilinin kuruma ait yazışma işlemlerini yapmakta iken müdürleri tarafından ...'in gözetiminde eğitilmesinin istenildiğini, direkt olarak müvekkiline görev verilmediğini, mevzuata aykırı oluşturulan komisyonda ve yapılan görevlendirmeden dolayı sorumlu tutulmasının doğru olmadığını, 22.12.20 08... /.. kayıt numaralı .. .., .. ve .. Ağaçlandırma Projesi ile ilgili tespit edilen 6.333,887 TL kamu zararının müvekkili ile birlikte diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen tazmini yönünde haksız ve kötü niyetli açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... cevap dilekçesinde; 2008 yılında uygulaması yapılan ağaçlandırma çalışmaları ile ilgili aradan 2 yıl geçtikten sonra yani 2010 yılında eksikliklerin tespit edilmesi mümkün olmadığı gibi hakkaniyete de uygun olmadığını, örneğin 2008 yılında dikenli teli çekilmiş, fidan dikilmiş, tohum ekilmiş, teras yapılmış, bakım yapılmış ancak aradan geçen zaman içerisinde abiotik ve biotik faktörlerin etkisi ile bahse konu çalışmaların zarar görüp eksilebileceğini, muayene ve kabul komisyonu üyesi olması münasebeti ile sahada görülen herhangi bir eksiklikle ilgili idari, mali ve adli yönden sorumlu tutulmayı haketmediğini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından iddia edilen kamu zararının söz konusu olmadığını, bu hususta davacı tarafın iddialarının taraflı olan kurum müfettişlerinin raporlarına dayanıldığını, bu itibar ile kesin olmayan ve ispatlanamayan raporlara göre de tazminata hükmedilmesinin mümkün olmadığını, kamu zararı iddiasının ispat edilmesinin gerektiğini, ispat külfetinin davacı tarafa ait olduğunu, tarafsız bilirkişi heyeti tarafından böyle bir tespitin yapılması hukuk mantığına daha uygun olacağını, açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... ... cevap dilekçesinde özetle; görevini ihmal etmediğini, kusurlu davranmadığını, görevini kötüye kullanmadığını ve gerekeni yaptığını, yapılan ödemelerle işin fiili durumunun birbirini tutmadığı yönündeki iddia sonucu üzerine atılı suçlamanın Hizmet Kabul Tutanağına dayandırılamayacağını, üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu ihalelerin ihale mevzuatı kapsamında yüklenici firmaların yaptığı ağaçlandırma işleri olduğunu, 20 04... yıllarına ait ihalelerde personel olmadığından tek komisyon kurulduğunu, 2006 yılında yapılan iki ihalede de müvekkilinin kontrol teşkilat üyesi olarak bulunduğunu, gerçekleştirme görevlisi olarak imza attığını, 2008 yılında ise ..'ya tayin olan müvekkilinin ..'te görevli olmadığını ancak Genel Müdürlük tarafından .. iline 3 gün süreyle geçici görevlendirildiğini ve muayene komisyonunda imzasının bulunduğunu, bu ihalede gerçekleştirme görevlisi olmadığını, ihale mevzuatına göre ağaçlandırma işlerinin hizmet alım işleri olduğunu, bu işlerin meteorolojik faktörler, hayvan zararları ve insan zararlarına açık olan işler olduğunu, kurumca düzenlenen raporun tarazfsız olmadığını, açılan davanın ve tazminat talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... cevap dilekçesinde; .. Çevre ve Orman Müdürlüğünde 2005 yılında biyolog olarak göreve başladığını, yapılan hizmetten 4-5 yıl sonra düzenlenen her iki bilirkişi raporlarının farklı olmasından da anlaşılacağı üzere hizmetin yapıldığı yerin coğrafi, arazi ve diğer koşulların hizmetin yapıldığı yıldaki şartlarda sağlıklı ve bilimsel olarak değerlendirilemeyeceğini, davacı idarenin iddialarını kabul etmediğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... cevap dilekçesinde; .. Çevre ve Orman Müdürlüğünde 2005 yılında şube müdürü olarak göreve başladığını, yapılan hizmetten 4-5 yıl sonra düzenlenen her iki bilirkişi raporlarının farklı olmasından da anlaşılacağı üzere hizmetin yapıldığı yerin coğrafi, arazi ve diğer koşulların hizmetin yapıldığı yıldaki şartlarda sağlıklı ve bilimsel olarak değerlendirilemeyeceğini, davacı idarenin iddialarını kabul etmediğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... cevap dilekçesinde; 2006/.. .... ... nolu ihalelelerde kamu zararın 12.12.2006 tarihinde oluştuğunu, bu belirtilen tarih ve öncesinde .. Çevre ve Orman Müdürlüğünde görev yapmadığını belirtmiştir.Davalı Şirketler tarafından cevap dilekçesinde; idarenin kamu zararının isteyebilmesinin mümkün olmadığını, kamu zararı ile aralarında illiyet bağı kurulmasının idarece yapılan bir yanlışlık olduğunu, yapılan işlere dair sözleşmelerdeki bütün yükümlülükler idarenin atadığı kontrol teşkilatı eşliğinde yapılarak muayene ve kabul işlemlerinin yine idarece gerçekleştirilip hizmet alımının kabul edildiğini ve hakedişlerinin ödendiğini, kamu zararı olarak değerlendirilen hususun asslında eksik ve kusurlu araştırmanın bir ürünü olduğunu, idarece bölgede oluşan sel ve çığ felaketlerinin görmezden gelindiğini, idarenin kendi hatalarından dolayı oluşan zararını ihale/harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlilerinin karşılamak zorunda olduğunu, bu nedenlerle açılan davanın ve tazminat talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI1-Mahkemenin 19.04.2018 tarih ve 2013/.... /.. sayılı kararı ile alınan bilirkişi heyet raporu ile hizmetin yapıldığı yerin coğrafi ve fiziksel özelliklerinin hizmetin yapıldığı yıllardaki şartlarda sağlıklı ve bilimsel olarak değerlendirilemeyeceği, aradan geçen zamana karşın sağlıklı bir sonuç alınmayacağı, ihalelerle ilgili yürütülen soruşturmalarda takipsizlik kararı verildiği ifade edilerek davacının 2004/.. sayılı ihaleyle ilgili olarak kamu zararı talebinin yerinde olmadığı kanaati bildirilmiş, mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda yukarıda anılan gerekçe doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir2-Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 12.10.2020 tarih ve 2018/. .... /.. Karar sayılı ilamıyla somut olayda, usulsüzlük iddialarının değerlendirilmesine ilişkin davacı kurum tarafından görevlendirilen beş kişilik müfettiş heyetinin konuyla ilgili yaptıkları ikinci teftiş neticesinde oluşturdukları 15.07.2010 tarihli inceleme raporunda; söz konusu arazide yapılan ölçüm ve tespitler sonucu, ihale kapsamındaki faaliyet türleri liste halinde sıralanmış, bunların birim ölçüleri ile ödeme miktarı karşılaştırılarak kanaat bildirildiği, söz gelimi Fidan dikimi - Tamamlama, Tohum Ekimi - Tamamlama, Dikim Çukuru Açılarak Tohum Ekimi, Fidan Sıraları Üzerinde Ot Alma Çapa ve Teras Onarımı, Salma Sulama faaliyetlerinin yüzeyde çevresel faktörlere bağlı olarak aradan geçen süre nazarında da miktarlarının tespit edilemediği açıkça ifade edilmiş bununla birlikte; Makineli Alt Toprak İşleme, İşçi ile Toprak İşleme, Gradoni Şeklinde Makine ile Teras Yapımı, Servis Yolu Yapımı, Dikenli Tel Çit İhata, Piketaj gibi faaliyet kalemleri yönünden ise sahada ölçüm yapılabildiği ve kamu zararı iddiasının ölçüm yapılan faaliyet kolları açısından ortaya konulduğu, yerel mahkemenin hükme esas aldığı raporda ise sözü edilen ihalelerdeki faaliyet ve zarar kalemlerinin ayrıntılı ve bilimsel verilerle incelenmediği, bilirkişi raporunun içerik denetiminin dosya mevcuduna göre yine hakime ait olduğu kuralı çerçevesinde; oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyeti nezdinde inceleme raporundaki faaliyet türleri açısından ayrı ayrı inceleme yapılarak ölçüm - ödeme ve zarar metrajlarının somut ve teknik veriler ışığında açık şekilde değerlendirilerek davalıların kusur ve illiyet rabıtalarının incelenmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.3-İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile makineli Alt Toprak İşleme, İşçi ile Toprak İşleme, Gradoni Şeklinde Makine ile Teras Yapımı, Servis Yolu Yapımı, Dikenli Tel Çit İhata, Piketaj gibi işlemlerde dahi; ağaçlandırma faaliyetinin doğaya açık faaliyetler olduğu, bölgede yoğun bir hayvancılık faaliyetinin olduğu, sahaların gerek hayvan otlatması, gerekse iklim koşulları (erozyon, kış şartları, karın uzun süre kalması), tesisten sonraki yıllarda saha sınırlarında ortaya çıkan sosyal baskılar (hayvan otlatmak için çitlerin ve yolların tahrip edilmesi) gibi nedenlerle sahalarda değişiklikler olabileceği, bu sahalarda 4-5 yıl sonra yapılacak denetimlerde bir sonuca varılmasının mümkün olmadığı, davacı kurumun 442.352,43 TL zararının bulunduğu iddiasının kanılanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, dosyaya sunulan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişsiz ve yetersiz olduğunu, somut gerçeklikler dikkate alınmadan, dosyadaki delillerin tamamının göz ardı edildiğini, rapor hazırlanırken sadece davalılar hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararın esas alındığını, diğer tüm delillerin ve raporların göz ardı edildiğini, davalılar hakkında takipsizlik kararı verilmiş olmasının, davalıların kusurlu hareket ile kamu zararına neden oldukları gerçeğini ortadan kaldırmadığı gibi takipsizlik kararının, mevcut kamu zararını da ortadan kaldırmadığını, yapılan ihaleler nedeniyle kurumun toplam 442.352,43 TL olduğunu, zararın raporlar ile ispatlandığını, söz konusu zararların tazmini gerektiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, kurum zararının tazmini istemine ilişkindir.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, .. Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma sonucunda, davalılar hakkında edimin ifasına fesat karıştırma, resmi belgede sahtecilik ve ihaleye fesat karıştırma suçlarından dolayı kamu zararının oluştuğuna dair yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve kararın kesinleştiğinin anlaşılmış olmasına, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarıyla "ağaçlandırma faaliyetlerinin doğaya açık faaliyetler olduğu, bölgede yoğun bir hayvancılık faaliyetinin olduğu, sahaların gerek hayvan otlatılması, gerekse iklim koşulları (erozyon, kış şartları, karın uzun süre kalması) gibi nedenlerle bu sahalarda 4-5 yıl sonra yapılacak denetimlerde bir sonuca varılmasının mümkün olmadığı" yönünde görüş belirtildiğinin anlaşılmış olmasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,26.11.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.