İşe iade kararı sonrası işverenin işçiyi aynı pozisyonda samimi olarak başlatmaması nedeniyle boşta geçen süre ücreti ve iş güvencesi tazminatı alacağına ilişkin Yargıtay incelemesi.
Özet: Çalışanın geçerli neden olmaksızın feshedilen iş sözleşmesi sonrası açtığı işe iade davasını kazanıp kararın kesinleşmesi üzerine, işverenin çalışanı eski unvan ve pozisyonunda değil, daha düşük bir görevde işe başlatmaya çalışması, ücretinden haksız kesinti yapması ve görev vermeyerek samimi bir işe iade niyetinde bulunmaması gerekçeleriyle, hem ilk derece mahkemesi hem de istinaf mahkemesi tarafından işverenin işe başlatmada samimiyetsiz olduğuna hükmedilerek çalışanın boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar ile iş güvencesi tazminatı taleplerinin kabul edildiği bir davadır.
9. Hukuk Dairesi         2025/6814 E.  ,  2025/8438 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/512 E., 2025/1118 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 24. İş Mahkemesi
SAYISI : 2016/311 E., 2022/396 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 18.01.2006-12.09.2014 tarihleri arasında davalı işverenlikte çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı tarafça haklı ve geçerli neden bulunmaksızın feshedilmesi sebebiyle işe iade davası açıldığını, Mahkemece işe iadesine karar verilmiş olup kararın Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiğini, işe iade kararının kesinleşmesi üzerine davalı tarafa ihtarname gönderilerek işe iade talebinde bulunduğunu, müvekkilinin işe davet edilerek göreve başladığını, davalı işverenlikçe 06.05.2016 tarihinde müvekkilinin banka hesabına 4 aylık ücret olarak 11.733,33 TL ödeme yapıldığını, ancak söz konusu ödemenin eksik olduğunu, fesih sırasında kullandırılan ihbar öneli nedeni ile ücretten kesinti yapıldığı bildirilmiş ise de ihbar öneline tekabül eden miktarın kesilmesinin hatalı olduğunu, iş sözleşmesinin feshi tarihinde işyerinde mali işler yönetmeni olarak görev yapmakta iken işe iade kararı sonrası işe başladığında raporlama yönetmeni ünvanı ile çalışması yönünde baskı yapıldığını; ancak Yargıtay içtihatları gereği işçinin aynı ünvan ve makamda çalıştırılması gerektiğini, işverenliğe gönderilen e-postalardan görüleceği üzere davacıya görev verilmediğini ve görüşme talebinin her seferinde ertelendiğini, bu sebeplerle işverenlikçe gerçek işe iade yapılmadığını ileri sürerek boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar alacağı, iş güvencesi tazminatı ve kıdem tazminatı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kesinleşen işe iade kararı sonrasında işe davet edildiğini, davacının eski ücretini kabul ederek form imzaladığını, davacıya eski görevi olan raporlama servisinde çalışacağının bildirildiğini, davacının e-postalarını önce imzasız olarak, daha sonra mali işler yönetmeni imzası ile gönderdiğini, bu şekilde davacının iş tanımı ile ilgili sorun çıkartmak suretiyle işverenle arasında uyuşmazlık yaratmaya çalıştığını, davacıya göreve başladığı 02.05.2016 tarihinden itibaren sözlü ve yazılı görevler verildiğini, bu nedenlerle kendisine iş verilmediği şeklindeki iddiasının yerinde olmadığını, aksine işe iade kararı sonrası işyerine döndükten sonra verilen işleri isteksiz ve zoraki bir şekilde yapması ve işyerini geçersiz sebepler uydurarak terk etmesi gibi davranışlar göstermesinin işe iade talebinde samimiyetsiz olduğunu ortaya koyduğunu, tarafına verilen işlerin yerine getirilmesinde gereken özen ve ciddiyeti göstermediğini ve 06.05.2016 tarihinde işyerini izinsiz olarak terk ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının geçersiz fesih tarihindeki eski ücretiyle ve son görevinden farklı bir görevde işe başlatılması nedeniyle, davalı işverenin davacıyı işe başlatma hususunda samimi olmadığının anlaşılmasına göre davacı işe başlatılmamış kabul edilerek denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunan 16.11.2020 tarihli bilirkişi raporundaki hesaplamalar doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya içeriğine göre kesinleşen işe iade kararı sonrasında, davacının yasal süre içerisinde işe iade talebi ile davalı işverene başvurduğu, ancak davalı işveren tarafından davacının daha düşük pozisyonda işe başlatıldığının dosya kapsamı ile sabit olduğu gözetildiğinde, davalının işe başlatmakta samimi olmadığını, davalı tarafından sunulan iş talep formunda, davacının talip olduğu görevin "federasyonun tüm birim ve teşkilatı" olduğu, aylık ücretin 5.500,00 TL olduğu belirtilmiş ise de iş bu belge üzerinde yapılan imza ve yazı incelemesinde, imza, isim ve tarihin davacının eli ürünü olduğu, diğer yazıların davacının eli ürünü olmadığının tespit edildiği, davalı tarafından davacıya geçersiz fesih tarihinde ödenen ihbar tazminatı mahsup edilerek bakiye boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar alacağının ödendiği savunulmuş ise de davalı tarafından ödemeye ilişkin herhangi bir yazılı belge sunulmadığı, kaldı ki geçersiz fesih tarihinde davacıya yazılı fesih bildirimi ile önel verildiğinin açık olduğu, Mahkemece emsal işçi bordroları esas alınarak işe başlatmama tarihindeki aylık ücretin belirlenmesinde isabetsizlik olmadığı, salgın nedeniyle duran süre de gözetildiğinde zamanaşımına uğrayan alacak miktarı bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. İşe davette davacıya iş sözleşmesinin feshinden önceki eski görevi olan raporlama servisinde çalışacağının bildirildiğini, buna rağmen davacının önce imzasız yazılar gönderdiğini, sonrasında ise mali işler yönetmeni imzası ile yazı gönderdiğini, oysa fesih bildiriminden çok önce 15.08.2014 tarihinde gönderilen görevlendirme talimatıyla raporlama yönetmeni olduğunun kendisine bildirildiğini, bu görevlendirme talimatı ve aynı tarihte kendisi tarafından okunduğuna ilişkin belgelerin dosyaya sunulduğunu, davacının aynı tarihte attığı bir başka e-postada ise davacının mali işler yönetmeni ünvanını kullandığını ve mali işler yönetmeni için gerekli şifre ve bilgilerin kendisine verilmesini talep ettiğini, tüm bu hususların davacının iş tanımıyla ilgili sorun çıkartmak suretiyle davalıyla arasında uyuşmazlık çıkarma amacıyla hareket ettiğini gösterdiğini,
2. Davacının gerek işe iade kararı sonrası işyerine döndükten sonra verilen işleri isteksiz ve zoraki yapıyor olması gerekse işyerini geçersiz sebepler uydurarak terk etmesi gibi tavır ve davranışlarıyla işe iade talebinde samimiyetsiz olduğunu,
3. Davacının önceki görevinde aynı ücretle çalıştırıldığını, bu konuda davacı ve davalının imza ile mutabık kaldığını, davacının işe iade sonrası çalışma başvurusunun samimiyetsiz olduğunun bu yönüyle de anlaşıldığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı işverenin işe davetinin ciddi, davacının işe iade başvurusunun ise samimi olup olmadığı ile dava konusu alacakların hesaplanmasına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.