Ticaret Mahkemesinde avans olarak verilen çeklerin sözleşme ihlali ve yükümlülüklerin yerine getirilmemesi sonucu kötüye kullanılması nedeniyle borçsuzluğun tespiti ve çeklerin iptali ile icra takibine konulmaması için ihtiyati tedbir talepli menfi tespit davası.
Özet: Davacı şirket, ortağının bir işletmenin dekorasyon işleri karşılığında davalılara avans çekleri ile bir konutun kullanım hakkını devretmesine rağmen, davalıların işi tamamlamaması, çekleri iade etmemesi ve güven ilişkisini kötüye kullanması üzerine, kalan çekler nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile çekler hakkında ihtiyati tedbir ve iptal kararı verilmesini talep etmiş; ancak mahkeme, menfi tespit davası niteliğindeki bu uyuşmazlıkta dava şartı olan arabuluculuğa başvurulmadığını tespit etmiştir.

T.C.

İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/534 Esas
KARAR NO : 2025/511
DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan ve Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 02/06/2025
KARAR TARİHİ : 04/06/2025
Yukarıda tarafları yazılı mahkememize tevzi edilen dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
DAVA:
Davacı vekili, dava dilekçesinde; müvekkili şirketin sahibi...n ortak olup, ...'in 2024 yılı sonlarına gelindiğinde, “...” isimli işletmesinin anahtar teslimi olacak şekilde dekorasyon ve diğer tüm işlemleri için davalılarla anlaştığını, işletmenin ... birlikte ortaklarının... olup, ortaklığın % 50'sinn ...'e kalan %50’sinin ise diğer ortaklara ait olduğunu, ...'in dekorasyon ve diğer tüm işlemler karşılığında davalı...’e 7 adet çek verdiğini, bu çeklerin tümünün ... Ve Sanayi Ltd. Şti tarafından şirket yetkilisi ...adına tanzim edildiğini, ...'in, Menderes ilçesinde bulunan kuzeni...'e ait ancak kendisinin kullanımında olan lüks bir konutun kullanım hakkının devrinin de davalı ...’in istediği şahsa verdiğini,... isimli işyerinin 14.02.2025 tarihinde bitirilip anahtar teslimi teslim edileceğinin kararlaştırılmasına rağmen davalıların Mart ayının 2.haftasına kadar hiçbir işlem tesis etmediklerini, ..., 2 ortağı ve davalı ...'in buluşup işletmenin tesliminin Ramazan Bayramına 1 hafta kala bitmemesi halinde... isimli işletmenin % 50 ortaklığının kendisine geçeceği konusunda mutabakata vardıklarını, bu çerçevede 7 adet çek ile Menderes'te bulunan taşınmazın müvekkiline geri verileceği konusunda anlaştıklarını, bunlara rağmen davalıların hiçbir şekilde işlem yapmadıklarını, çeklerin bir kısmının ticari amaçla kullanıldığının, bir kısmının da tefecilere kaptırıldığının, işin bitirilemeyeceğinin söylendiğini, bunun üzerine dava dilekçesine ekli sözleşmenin imzalandığını, sözleşme içeriğinin davalı ... tarafından hazırlandığını, sözleşme ile davalı ...'in, en kısa zamanda verilen çekler ile kullanım devrini aldığı evi iade edeceğini taahhüt ve beyan ettiğini, 30.03.2025 tarihli 750.000,00 TL ve 30.04.2025 tarihli 2.000.000,00 TL borcun müvekkiline ödendiğini, ancak kalan 5 çek ile birlikte 30.05.2025 tarihli 2.000.000,00 TL borcun ödenmediğini, sonrasında davalıya ulaşılamadığını, bu amaçla ...'in 30.05.2025 tarihinde davalı ...'i aradığını, ...'in hakaret ve tehditlerde bulunduğunu, bununla ilgili olarak İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu,... isimli işletmenin halihazırda sadece %30'luk kısmının tamamlandığını, bu işletmenin %50 oranında payını ...'den devir alan davalıların müvekkilini zarara uğrattıklarını, müvekkili şirketin ortaklarından ...'in üzerine düşen tüm yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen, davalıların yükümlülüklerini yerine getirmediklerini, güven ilişkisini kötüye kullandıklarını, çeklerin vadesinin yaklaşmasından dolayı müvekkilinin zor durumda kalabileceğini, davalıların verdikleri zararlar nedeniyle dava haklarını saklı tuttuklarını bildirmiş, borçlu olmadıklarının tespitine, davaya konu 30.06.2025 keşide tarihli 3.000.000 TL bedelli, 30.07.2025 keşide tarihli 750.000 TL bedelli, 30.08.2025 keşide tarihli 750.000 TL bedelli, 30.09.2025 keşide tarihli 500.000 TL bedelli toplam 5.000.000,00 TL tutarındaki avans çeklerinin icra takibine konulmaması ve ödenmemesi konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini, çeklerin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Dava; davaya konu toplam 7.000.000,00 TL bedelli 5 adet çekin iade edilmediğinin ve ödenmediğinin bildirilmesine rağmen harca esas dava değerinin 400.000,00 TL olarak gösterilip dava dilekçesinde, davanın HMK'nun 109.maddesi uyarınca, kısmi dava olarak açıldığına ilişkin hiçbir açıklamada bulunulmamasına karşın sonuç ve istem bölümündeki "borçlu olmadığımızın tespitine" ilişkin istem ile davaya konu 4 adet çek yönünden ihtiyati tedbir talep edilmesine ilişkin istemin çelişkiler içermesi nedeniyle davanın görülmeye devam edilmesi halinde öncelikle HMK'nun 119 (1/ğ) maddesi uyarınca bu konuda oluşturulacak ara kararı ile açıklamaya muhtaç olmakla birlikte, dava dilekçesindeki anlatımlara göre; davacı şirketin ortağı ... ile davalılar arasında sözlü olarak yapılan eser sözleşmesinin davalı tarafça yerine getirilmediği, davacı tarafından, davalılara avans çekleri olarak verilen ve tarihsiz yazılı sözleşmeyle feshedilen sözleşmeye bağlı olarak bedelsiz kaldığı ve iadesine karar verildiği iddia edilen davaya konu 5 adet çek nedeniyle davacı şirketin, davalılara borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
6102 Sayılı TTK'nun 5/A maddesinde; Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu düzenlenmiş, 28/03/2023 tarihli ve 7445 Sayılı Kanunun 31.maddesi ile menfi tespit davaları da TTK'nun 5/A maddesi kapsamına alınmıştır.
6235 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 1. ve 2. fıkralarında; davacının, arabuluculuk faaliyeti sonucunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, eklenmemesi halinde verilecek bir haftalık kesin süre içinde sunulması gerektiği, aksi taktirde dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın ve arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verileceği düzenlenmiştir.
Davanın menfi tespit davası niteliğinde olup, açıldığı tarih itibariyle TTK'nun 5/A maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk dava şartına tabidir. Kanun hükmü gereği arabuluculuk anlaşamama son tutanağı aslı veya örneği dava dilekçesine ekli olarak sunulmadığı gibi dava dilekçesi içeriğinde davanın açılmasından önce zorunlu arabuluculuk yoluna gidildiğine dair bir açıklamada da bulunulmamıştır. Buna göre; 6325 Sayılı Kanunun 18/A maddesinin 2.fıkrasında aranan prosedür tamamlanıp, zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulduğuna dair dava dilekçesinde bir açıklamaya yer verilmeksizin ve anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanak düzenlenmeden ve bu nitelikteki tutanak, dava dilekçesine eklenmeksizin Kanunun 18/A maddesinin 2.fıkrası uyarınca; zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmadığının bildirilmesi konusunda davacı tarafa bir ihtar yapılmasına gerek bulunmadığı anlaşılır durumda olduğundan davacı tarafa bu konuda bir ihtar yapılmasına gerek bulunmamaktadır.
Zorunlu arabuluculuğa tabi muhtemel açılacak bir davada, geçici hukuki koruma yollarına ihtiyaç duyulması hallerinde de davacı taraf hukuken çaresiz olmayıp, 6325 Sayılı Kanunun 18/A maddesinin 16. fıkrasında dava açılmadan önce ihtiyati tedbir kararı verilmesi halinde HMK'nun 397.maddesinin 1.fıkrasında düzenlenen dava açma süresinin, arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar işlemeyeceği, arabuluculuk bürosuna başvurulmasından sonra başvuran taraf aleyhine uyuşmazlık konusu ile ilgili olarak icra takibi yapılması durumunda başvuran tarafın bu takibe karşı son tutanağının düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde İİK'nun 72.maddesi uyarınca menfi tespit davası açması ve talep etmesi halinde İİK'nun 72.maddesinin 2.fıkrası hükmünün uygulanacağı düzenlenmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 13/12/2023 tarih, 2023/9-995 ve 2023/1251 karar sayılı ilamında zorunlu arabuluculuk yoluna tabi davalarda bu yola başvurmadan açılan davanın kanuni düzenlemeler gereği sonradan tamamlanabilir bir dava şartı olmadığı dikkate alınarak dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddedilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesinde dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvurulmuş olmasının dava şartı olduğuna ilişkin düzenleme, 6325 Sayılı Kanunun 18/A maddesinin 2. fıkrasındaki prosedürün yerine getirilmeksizin dava açılması hakkını veren bir yasal düzenleme değildir.
Yukarıdaki yasal düzenlemeler ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ilamı göz önünde tutultuğunda; davacı tarafın, dava dilekçesine ekli olarak anlaşamama tutanağını sunmaması yanında dava dilekçesinde dahi davadan önce zorunlu arabuluculuk yoluna gidildiğine dair hiçbir açıklama yapmaması karşısında 6325 Sayılı Kanunun 18/A maddesinin 2. fıkrasında aranan prosedürün yerine getirilerek anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanak aslının dava dilekçesine ekli olarak sunulmamış olması nedeniyle davacı tarafın zorunlu arabuluculuğa ilişkin dava şartını yerine getirmemiş olduğu, davanın açılmasından sonra bu eksikliğin tamamlanması yoluna gidilmesi halinde zorunlu arabuluculuk dava şartının, tamamlanabilir nitelikte dava şartı olmaması nedeniyle bu durumun verilecek hükme etkili bulunmadığı dikkate alınarak, TTK'nun 5/A 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-2 ve HMK'nın 114 (2) ve 115 (2) maddeleri uyarınca davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
Dava dilekçesinde, davaya konu 4 adet çekin ödenmemesi ve icra takibine konu edilmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiştir. 6325 Sayılı Kanunun 18/A maddesinin 16. fıkrasında dava açılmadan önce ihtiyati tedbir kararı verilmesi halinde HMK'nun 397.maddesinin 1.fıkrasında düzenlenen dava açma süresinin, arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar işlemeyeceği, arabuluculuk bürosuna başvurulmasından sonra başvuran taraf aleyhine uyuşmazlık konusu ile ilgili olarak icra takibi yapılması durumunda başvuran tarafın bu takibe karşı son tutanağının düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde İİK'nun 72.maddesi uyarınca menfi tespit davası açması ve talep etmesi halinde İİK'nun 72.maddesinin 2.fıkrası hükmünün uygulanacağı düzenlenmiştir.
Davanın, zorunlu arabuluculuk dava şartının usulüne uygun şekilde yerine getirilmemesi nedeniyle bu konudaki dava şartının yerine getirilmeden dava açılması nedeniyle TTK'nın 5/A ve 6325 sayılı kanunun 18/A maddesinin 2.fıkrası uyarınca, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilip, yasa hükümleri gereği davalı tarafa tebligat yapılmaksızın nihai olarak karar verildiğinden ve yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler gereği davacı tarafın, dava açmadan önce dava dilekçesinde talep ettiği ihtiyati tedbirleri değişik iş dosyasıyla talep etmesinin mümkün bulunduğu, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi hallerinde ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesinin mümkün bulunmadığı birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafın ihtiyati tedbir istemi konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerektirici nedenlerle:
1-6102 Sayılı TTK'nun 5/A maddesi ve 6325 Sayılı Hukuk uyuşmazlıklarında Arabulucuk Kanunu'nun 18/A-2 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulması prosedürünün yerine getirilmeden ve anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanak aslı veya onaylı örneği sunulmadan dava açılması nedeniyle, zorunlu arabuluculuk yoluna başvuru koşulunun usulüne uygun yerine getirilmemiş olması nedeniyle HMK'nun 114(2) ve 115(2) maddeleri uyarınca; davanın, DAVA ŞARTI YOKLUĞU NEDENİYLE USULDEN REDDİNE,
2-Davacı tarafın dava dilekçesinde talep ettiği ihtiyati tedbir istemleri konusunda KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın, peşin yatırılan 6.831,00 TL harçtan indirilmesi ile geriye kalan 6.215,6‬0 TL harcın isteği halinde davacı tarafa iadesine, ‬
4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı tarafça peşin yatırılan gider avansından artan gider avansının davacı tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 343 ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 04/06/2025
Başkan...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye...
e-imza
Katip ...
e-imza