Üniversitede 4/B sözleşmeli hemşirenin işçi statüsünde olduğunu ileri sürerek talep ettiği kıdem, ihbar ve diğer işçilik alacakları davasında görevli yargı yolunun belirlenmesi uyuşmazlığı.
Özet: Davacı, 2018-2022 yılları arasında davalı üniversitede hemşire olarak çalıştığını, iş akdinin haksız feshedildiğini ve kıdem, ihbar, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram genel tatil ve yıllık izin ücreti alacaklarının ödenmediğini iddia ederek dava açmış, davalı ise davacının 657 sayılı Kanunun 4/b maddesi uyarınca sözleşmeli personel olduğunu, işçi-işveren ilişkisi bulunmadığını, dolayısıyla idari yargının görevli olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiş; ilk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesi, davacının sözleşmeli personel statüsünde çalıştığı ve iş mahkemesinin görevli olmadığı gerekçesiyle davanın yargı yolu caiz olmaması nedeniyle usulden reddine hükmetmiş, davacı vekili ise temyiz başvurusunda müvekkilinin 4a sigorta kaydı, belirli süreli sözleşmesi ve işveren talimatıyla çalışması hususlarını vurgulayarak işçi statüsünde olduğunu belirtmiştir.

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1093 E., 2025/1280 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 8. İş MahkemesiSAYISI : 2022/391 E., 2025/162 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 06.07.2018-22.06.2022 tarihleri arasında davalı bünyesinde hemşire olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı tarafından haksız ve gerekçesiz olarak feshedildiğini, müvekkilinin fazla çalışma yaptığını, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatillerde çalışmaya devam ettiğini, ancak bu çalışmaların karşılığı ücretlerin davalı tarafından ödenmediğini ileri sürerek ücret, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili bünyesinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu (657 sayılı Kanun) kapsamında 4/B hükmü uyarınca hemşire olarak çalıştığını, buna göre taraflar arasında işçi-işveren ilişkisi bulunmadığını, davacının hizmet ilişkisine dayanan kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarını talep edemeyeceğini, hizmet ilişkisi bulunmayan somut uyuşmazlıkta idari yargının görevli olduğunu, davacının işi aksatacak şekilde uzun süre rapor aldığını, alınan raporların Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve 1/3 Esaslar Hakkında Yönetmelik'in 7/5-6 hükümlerinde düzenlenen usul ve esaslara uygun olmadığını, davacıya 03.06.2022 tarihli ve E-73115338- 903.99-54626 sayılı yazı ile konu hakkında bildirim yapılarak bu bildirimin tarafına yapıldığı günü takip eden gün göreve gelmesi konusunda uyarıldığını, davacının yazıyı 08.06.2022 tarihinde teslim almasına rağmen 09.06.2022 tarihinde ve takip eden günlerde göreve gelmediğinin tespit edilmesi üzerine ilgili günlere ait tutanaklar tutulduğunu, Sözleşmeli Personelin Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar'ın "Sözleşmenin Feshi" başlıklı Ek 6/E hükmü gereğince, sözleşmesi tek taraflı olarak feshedilerek 22.06.2022 tarihi mesai bitimi itibarıyla davacının müvekkili Kurum ile ilişiğinin kesildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamından davacının davalı Üniversitede hemşire pozisyonunda hizmet sözleşmesine istinaden çalıştığı, taraflarca imzalanan hizmet sözleşmelerinin 12. maddesinde; "Bu sözleşme 657 Sayılı Kanunun 4/B maddesi ve 7/15754 Sayılı kararnamenin değişik 14. Maddesi uyarınca akdedilmiştir." düzenlemesinin bulunduğu, sözleşme kapsamına göre davacının işçi statüsünde olmadığı ve davalı Kurumda 657 sayılı Kanun'un 4/B hükmü kapsamında sözleşmeli personel statüsünde çalıştığının anlaşıldığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünün iş mahkemesinin görev alanına girmediği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114/1-(b) hükmü uyarınca yargı yolunun caiz olmaması sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin uyuşmazlık konusu hukuki ilişki ve hususları nitelemesi, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitleri, delilleri takdir ve değerlendirmesi, uyuşmazlığın çözümü için gereken hukuk kurallarını uygulaması, uyuşmazlık konusu hususları gerekçelendirmesi isabetli olup kamu düzenine aykırı bir husus da tespit edilmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Müvekkilinin Sosyal Güvenlik Kurumuna 4A kapsamında kayıtlı olduğunu, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na göre, 4A'nın özel sektör çalışanlarına özgü bir sosyal güvenlik rejimi olduğunu, müvekkilinin 4A kapsamında kayıtlı olmasının işçi statüsünde olduğunun açık bir göstergesi olduğunu,2. Müvekkilinin belirli süreli iş sözleşmesiyle çalışmasının 4857 sayılı İş Kanunu’na (4857 sayılı Kanun) uygun bir özellik olduğunu, kamu görevlilerinin ise genellikle süresiz sözleşmelerle istihdam edildiğini, 3. Müvekkili hastane yönetiminin talimatları altında çalışmakta olup bu durumun işçi işveren ilişkisinin temel bir özelliği olduğunu,4. Sağlık hizmetlerinin hizmet alımı yoluyla gördürülmesinin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun temel ilkelerine bağlı kalınarak, özel esas ve usullerle düzenlendiğini, müvekkilinin istihdamının da bu çerçevede 4857 sayılı Kanuna tâbi bir hizmet alımı ilişkisi olarak değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkinin işçi-işveren ilişkisi olup olmadığı ve buna göre yargı yolunun caiz olup olmadığına ilişkindir.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.