Göçmen kaçakçılığı faaliyeti sırasında meydana gelen ölümlü trafik kazasında yetim kalan çocukların destekten yoksun kalma tazminatı talebinde trafik sigortacısının sorumluluğuna ilişkin Yargıtay kararı.
Özet: Destekten yoksun kalma tazminatı talebiyle açılan davada, kaza yapan aracın taşıma eyleminin ticari yolcu taşımacılığı olmayıp göçmen kaçakçılığı amacıyla yapıldığı ve bu nedenle zorunlu karayolu taşımacılık sigortası kapsamında bulunmadığı gerekçesiyle, zararın doğrudan zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı kapsamında kaldığına hükmedilerek davanın kabulüne karar verilmiş olup, davalı sigorta şirketinin sorumluluğun güvence hesabına ait olduğu yönündeki itirazları reddedilmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/200 E., 2024/1776 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI : 2016/429 E., 2017/1134 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin anne ve babaları ile birlikte 07.08.2015 tarihinde 34... plaka sayılı araç ile yolcu olarak seyahat ettikleri sırada aracı kullanan ... isimli şoförün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu meydana gelen tek taraflı kazada anne ve babalarını kaybederek hem öksüz hem yetim kaldıklarını, kazaya karışan aracın davalı ... şirketine ZMSS poliçesi ile sigortalı olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla her bir müvekkili bakımından 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunmuş, talebi ... için 126.633,08 TL'ye, Hannan için 104.594,68 TL'ye ve ... için 71.537,08 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; kazaya karışan 34... plaka sayılı aracın müvekkili şirkete 21.04.2015 - 21.04.2016 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ZMSS poliçesi ile sigortalı olduğunu, ne var ki davaya konu taşımacılık faaliyetinin zorunlu karayolu taşımacılık sigortası kapsamında kaldığını ve bu nedenle karayolu zorunlu taşımacılık sigortası olmayan kazaya karışan araç bakımından sorumluluğun Güvence Hesabına ait olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın B/8. maddesi uyarınca taleplerin trafik sigortası teminatı kapsamında kaldığı gerekçesiyle davacı ... için 126.633,08 TL, davacı ... için 104.594,68 TL, davacı ... için ise 71.537,08 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte (davalı ... poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin 17.03.20 20... /1022 E. 2020/573 K. sayılı kararı ile "kazadan kaynaklanan zararın doğrudan doğruya trafik sigortacısının sorumluluğu kapsamında kaldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken sıralı sorumluluğu düzenleyen yasal düzenlemelere yanlış anlam verilerek karayolu taşımacılık sigortasının bulunmaması durumunda sıralı sorumluluk gereği trafik sigortacısının sorumluluğunun doğacağı şeklindeki gerekçeyle karar verilmesinin doğru olmadığı" gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi uyarınca, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi düzeltilmek suretiyle yeniden esas hakkında kararla davanın kabulüne karar verilmiştir.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİA. Bozma KararıBölge Adliye Mahkemesince verilen kararın davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/9995 (E), 2023/1539 (K) sayılı ilamıyla; davacıların Suriye uyruklu olduğu gerekçesiyle teminat muafiyeti bakımından gerekli araştırma yapılarak muafiyetin bulunmaması halinde davacı yana teminatı yatırması için 6100 sayılı HMK gereği süre verilip oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere kararın bozulmasına karar verilmiştir.B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen KararBölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yargılamaya devam olunmuştur. Davacıların teminattan muaf olmadıkları anlaşılmış davacılar vekiline takdir edilen teminatı yatırmak üzere süre verilmiş ve öngörülen sürede teminatın yatırıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu olayda; 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu kapsamında kalan nitelikte yolcu taşımacısı tarafından yapılan bir taşıma faaliyeti söz konusu olmadığı taşımacılık eyleminin göçmen kaçakçılığı suçunun işlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiş olduğu gerekçesiyle yapılan taşıma faaliyetinin zorunlu karayolu taşımacılık sigortası kapsamında bulunmaması karşısında, kazadan kaynaklanan zararın doğrudan doğruya ZMSS sigortacısının sorumluluğu kapsamında kaldığı sonucuna varılmış ve davanın kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; eylemin taşımacılık faaliyeti kapsamında olduğunu dolayısıyla Güvence Hesabının sorumlu olduğunu, istiap haddinin aşıldığını bu nedenle de tazminattan indirim yapılması gerektiğini ve diğer açılan dosyalar da değerlendirilmek suretiyle kişi başı limitinin dikkate alınması gerektiğini ileri sürmektedir.B. Değerlendirme ve GerekçeDosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre uyuşmazlık, trafik kazası nedeniyle talep edilen destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan imkan bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VII. KARARAçıklanan sebeplerle;Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,07.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.