Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin, kivi ve şeftali bahçelerinin sulanması amacıyla kadim hakka dayalı su kullanımına müdahalenin önlenmesi ve adil bir su rejiminin belirlenmesine ilişkin kararı.
Özet: Davacılar, davalının yeni edindiği taşınmazdaki kadim su kaynağının, kendilerine ait kivi ve şeftali bahçelerini sulama hakkını davalının engellemesi üzerine müdahalenin önlenmesi talebiyle dava açmış, ilk derece ve istinaf mahkemeleri orman arazisinden çıkan genel su niteliğindeki kaynaktan tarafların hakkaniyetli bir şekilde yararlanması için bilirkişi raporu doğrultusunda yedi günlük nöbetleşe su rejimi kurarak davayı kabul etmiş, davalı ise davacıların kadim hak iddialarının yersizliğini ve suyun kendisine ait olduğunu ileri sürerek kararı temyiz etmiştir.

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2477 E., 2024/1741 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 4. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2022/39 E., 2022/204 K.Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVADavacılar vekili dava dilekçesinde; Mersin ili, ... ilçesi, ... Köyü, .... Mevkii, 1 01... , 83, 149, 150, 3151, 1 52... ada 3 No.lu parsellerin tapusunun davacılar adına kayıtlı olduğunu, taşınmazlar üzerinde kivi ve şeftali bahçelerinin bulunduğunu, davalının aynı yer 1 01... parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, bu parsel içerisinde bulunan su kaynağından 40 yıldır davacılara ait bahçelerin sulama ihtiyacının karşılandığını, davalının taşınmazı yeni satın aldığını, davacıların sudan yararlanma hakkını engellemek amacıyla su borularını kaynaktan uzaklaştırarak suyun davacılara ait taşınmazlara akışını durdurduğunu, bu nedenle davalının müdahalesinin önlenmesine, davalı tarafından su kaynağına döşenen mevcut boruların kâl'ine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAPDavalı cevap dilekçesinde; davacıların taşınmazlarının kendi taşınmazı ile bir bağlantısının bulunmadığını, su kaynağının şahsına ait olduğunu ve ancak kendine yettiğini, suyun kullanımı için Orman ve Su İşleri Bakanlığı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ile aralarında protokol düzenlendiğini, davacıların murisleri ....'ın su üzerinde hak iddia etmesi üzerine Mersin Valiliği İl İdare Kurulunun bu yönde men kararı verdiğini, bu nedenle davacıların su ile bir bağlantısı bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu suyun orman arazisi içerisinden çıkan genel su niteliğinde olduğu, bu nedenle davaya konu sudan kadim ya da öncelikli kullanım hakları engellenmemek koşulu ile herkesin gereksinimi oranında yararlanabilme hakkına sahip olduğu, davacıların kadim haklarının bulunduğu, tarafların taşınmazlarının miktarı, alanı göz önüne alınarak bilirkişi heyetinin 24.09.2020 tarihli ikinci ek raporundaki açıklamaları ve raporda belirttikleri su rejiminin hakkaniyetli olduğu kabul edilerek davanın kabulüne, davalının suya vaki müdahalesinin önlenmesine, davaya konu Mersin ili, .... ilçesi, .... Mahallesinde bulunan 1 01... parsel sayılı taşınmazın sınırları dışında ... Mühendisi bilirkişi ...'ın 17.09.2019 tarihli raporunda D ve C harfleri ile gösterilen orman arazisi içinden çıkan sudan haftanın ilk 3 günü olmak üzere pazartesi sabah saat 08.00'den başlamak üzere perşembe sabahı saat 08.00'e kadar davalı tarafın taşınmazının sulanmasına, haftanın son 4 günü olmak üzere perşembe sabahı saat 08.00'den başlamak üzere pazartesi sabah saat 08.00'e kadar davacıların taşınmazlarının sulanmasına, taraflar arasındaki su rejiminin bu şekilde düzenlenmesine, davalının suyun tamamının kendi arazisine taşınmasını sağlayan boruların kâl'ine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 14.09.2018 tarihli keşifte yapılan debi ölçümüne göre mevcut suyun davalı ve davacıların mevcut su kaynakları ile sulama alanları göz önünde bulundurularak dikili meyve bahçelerinin tamamının sulanmasının mümkün olmadığı, dikili meyve bahçelerinin en ekonomik ve adil bir şekilde sulanmasının ancak Yargıtay İçtihatları kapsamında 7 günlük süre ve nöbetleşme esasına ve su rejimi kurulmak suretiyle mümkün olduğu anlaşılmakla Mahkemece yazılı şekilde su rejimi kurulmak sureti ile karar verilmesi dosya içeriğine uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacıların taşınmazları ile müvekkilinin taşınmazlarının hiçbir alakasının olmadığını, davacıların bu taşınmazlara malik oldukları tarihlere bakıldığında dava konusu yaptıkları su üzerinde kadim hak iddia etmelerinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, her davacı parseli kendi adına müstakil tapulu olup parsellerin de birbirlerinden uzak olmaları nedeniyle davacıların davayı birlikte açmalarının usul ve yasaya uygun düşmediğini, suyun müvekkilinin bahçesinde bulunan ürünleri sulamaya dâhi yetmediğini, davalının kendisine ait su için Orman ve Su İşleri Bakanlığı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ile 27.09.2017 tarihli protokol yaptığını, tapulu saha içinde bulunan bu suyun davacılar ile hiçbir ilgi ve alakasının olmadığını, Mersin Valiliği İl İdare Kurulunun 17.12.1998 tarihli ve ... no.lu kararı uyarınca davacıların babaları ve murisleri...ın su üzerinde hak iddia etmesi üzerine men kararı verildiğini, dolayısıyla dava konusu suyun davacılar ile hiçbir ilgi ve alakası olmadığı dedeleri zamanında da ortaya çıktığını, dava konusu suyun davalının tapulu arazisi içinde bulunan bir su olması nedeniyle genel sulardan sayılamayacağını, davalının taşınmazında kepçe çalışırken su yolu tahrip edilince bahçe içindeki sulama havuzunun suyunun kesildiğini (D) ve (C) harfleri ile gösterilen noktalarda suyun toplandığını, bilirkişilerce davalının arazisinin içinde halihazırda keşif gününde 7.100 m²'lik kısmın boş olduğu yazılarak davalının su ihtiyacının kısıtlandığını, arazinin meyilli yapıda bulunması nedeniyle davalının boruları söküldüğünde sudan kesin olarak faydalanma imkanı kalmayacağını, suyun boş yerlere akıp gideceğini, keşiften sonra bir kısım davacıların arazilerinde bulunan ağaçlarını tümden keserek kaldırmaları konusunun Mahkemece dikkate alınmadığını, tanık beyanlarına göre hangi kaynaktan çıkan sudan bahsedildiğinin anlaşılamadığını, davacıların kendilerine ait kaynaklarını gizlediklerini, davacılar her biri ayrı ayrı kendilerine ait 7 parça taşınmaz için su davası açmış olmalarına rağmen hangi davacıya, hangi saatlerde su tahsis edileceğinin belirlenmemesinin hatalı olduğunu, karar duruşması olan 23.06.2022 tarihli duruşma için mazeret beyan edildiği ve Mahkemece mazeretin kabul görüp duruşma tutanağına yazıldığı hâlde gerekçe dâhi gösterilmeden gıyaplarında savunma hakları kısıtlanarak hüküm verildiğini, hâkim ile davacılar vekilinin sosyal medyadan arkadaş olmaları nedeniyle hâkimin tarafsızlığı konusunda kuşkuya düştüklerini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, suya el atmanın önlenmesi ve kâl istemine ilişkindir. Savunma hakkı, Anayasa'nın 36. maddesi ile güvence altına alınmış olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinde de “hukuki dinlenilme hakkı” başlığı altında ayrıca düzenlenmiştir. Hâkim, tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. Buna göre hâkim iddia ve savunma haklarını kullanabilmeleri için tarafları duruşmaya davetle zorunludur.23.06.2022 tarihli 2 No.lu celsede davalı vekili Avukat ... aynı saatte başka bir duruşması olduğunu belgelendiren mazeret dilekçesini sunmuştur. Mahkemece bu celsede mazeretin kabul edildiği belirtilmesine rağmen yokluğunda hüküm kurulmuştur. Davalı vekilinin mazeret dilekçesinde yokluğunda karar verilmesine dair açık beyanı yoktur. Dilekçenin 2. maddesinde yazılı hususlar savunmayı tekrardan ibaret olup bundan yokluğunda karar verilmesini kabul ettiği sonucu çıkmaz. O hâlde davalı vekilinin mazeretinin kabulüne karar verildiği hâlde yokluğunda yargılamaya devam edilerek sözlü yargılamaya geçilmesi hukuki dinlenilme hakkını ihlâl ettiğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir. VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde temyiz edene iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,27.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.