Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, icra takibine konu kıymetli evraktan kaynaklanan menfi tespit davasında borcun ödenip ödenmediği, karşılıklı senet ve arsa taahhütleri uyuşmazlığı.
Özet: Davacı, oğlunun borcu nedeniyle imzalamak zorunda kaldığı senetler için başlatılan icra takibine karşı açtığı menfi tespit davasında, borcun yeniden yapılandırıldığını, bir kısım ödeme yapıldığını, ancak daha sonra bu ödemenin davalı tarafından geri alındığını ve vaat edilen arsa devrinin gerçekleşmediğini belirterek takip konusu bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir; davalı ise davacı ve oğlunun borcun tamamından sorumlu olduğunu, yapılan ödemelerin geri çekildiğini, vaatlerin yerine getirilmediğini ve ek senetler düzenlendiğini iddia ederek davanın reddini istemiştir.

T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/124 Esas
KARAR NO : 2025/1254
DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 07/10/2018
KARAR TARİHİ : 27/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili hakkında Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasından dolayı borcunun bulunmadığının tespitinin talep edildiğini, davalının müvekkilinin oğlunun kendisinden borç alması üzerine borcu tahsil amacıyla, davacı tarafa 1 adet 50.000-TL lik, 1 adet 10.000-TL lik senet imzalattığı, davacı tarafın bu 2 senedi davalı tarafa verdiğini, 20/08/2014 tarihinde davalı ile protokol imzalandığını, buna göre, davalı tarafa verdiği senetleri aldığını, karşılığında 1 adet 50.000-TL lik, 1 adet 10.000-TL lik senet verdiğini, başkaca borcun bulunmadığını taraflarca imza altına alındığını, 11/11/2014 tarihli ... ile ... arasında, 20.000-TL paranın verildiği, 100m2 kat mülkiyetli bir arsanın 01/01/2015 kadar verileceği, elinde olan bütün senetler ödendiğini, elindeki bütün senetleri yarın ....'a teslim edilecek şeklinde, şahitler ..,..,.... ve .... huzurunda bu sözleşmenin imzalandığını, müvekkili tarafından "davalı tarafa söz konusu ödemelerin yapıldığını ve 100m2 kat mülkiyeti arsanın da değerinin 30.000-TL olarak davalı tarafa ödendiğini ve bu nedenle söz konusu Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 60.000-TL borcun tamamında davacı ve oğlu ... birlikte sorumlu olduğunu, bu yönde her iki tarafın verilen kambiyo senetleri 20/08/2014 tarihli sözleşme ile 10.000-TL ve 50.000-TL olmak üzere iki senede çevrildiğini, davacının borçlu olduğu 60.000-TL tutarındaki iki senet ile olarak davacının oğlu ... ile müvekkili arasında 11/11/2014 tarihli sözleşme ile 20.000-TL nakit ve 100m2 arsa karşılığında ödenmesi konusunda anlaşma yaptıklarını, 11/11/2014 tarihli anlaşma ile müvekkiline ödenen 20.000-TL tutarındaki meblağın davacının oğlu ... tarafından A4 kağıdına yazılı alındı imzalı kağıt ile müvekkilinden geri alındığını, taraflarca borcun ödenmemesi nedeni ile müvekkilin ısrarı neticesinde davacının oğlu ... 25.000-TL ve 10.000-TL tutarında iki adet senet daha düzenlendiğini ve müvekkiline verildiğini, bu senetler karşılığında villa vereceğini beyan ettiğini, davacı ve oğlunun 100m2 arsa verilmediği gibi müvekkile ödenen 20.000-TL nin geri alındığını ve teminat olarak verilen 35.000-TL tutarındaki iki senet ve icraya konulmuş bulunan 50.000-TL nin senede konu borç karşılığında müvekkile villa verileceğinin taahhüt edildiğini, bu taahhütlerin yerine getirilmediği gibi müvekkiline olan 60.000-TL tutarındaki borcun da halen ödenmediğini, davacının ödemelerden hiçbir dahilisi bulunmadığını, her ne kadar 11/11/2014 tarihli sözleşme ile ödemeyi kabul ettiklerini ancak alım aşamasında hiçbir ödeme yapmadıklarından açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
ARAŞTIRMA;
1-İstanbul .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası UYAP aracılığıyla getirtilmiştir.
2-Bakırköy ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takip dosyası fiziken getirtilmiştir.
3-Çatalca .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dosyası UYAP aracılığıyla Mahkememize getirtilmiştir.
4-Körfez Tapu Müdürlüğü'nün 19/09/2019 Tarih ve .... sayılı yazısı ile; davaya konu Kocaeli ili, ... ilçesi, ... Mah., ... ada, 39 parsel sayılı taşınmazda bulunan 3 adet dükkan vasıflı bağımsız bölümlerin tapu kayıtları getirtilmiştir.
5-Çatalca Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası UYAP aracılığıyla getirtilmiştir.
6-Çatalca .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası UYAP aracılığıyla Mahkememize getirtilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
İşbu dava, Bakırköy .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı görevsizlik kararı ile Mahkememize gelmiştir.
Dava, davalı ... tarafından, davacı aleyhine Bakırköy ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla başlatılan takibe dayanak olan 21/08/2014 düzenleme tarihli, 30/09/2014 vade tarihli, 50.000,00 TL bedelli bono nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Tarafların üzerinde anlaşamadıkları konuların; davacının aleyhine başlatılan icra takip dosyasından ve icra takibine konu bonodan dolayı borçlu olup olmadığı, davacının icra takibine dayanak bonoya karşılık bir ödeme yapıp yapmadığı, noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce icra dosyası celp edilerek dosya arasına alınmış, tanık dinlenmiş, Çatalca .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, İstanbul .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası, tapu kayıtları dosyamız arasın alınmış, taraf delilleri toplanmıştır.
Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davalı tarafından davacı aleyhine asıl alacak ve ferisi olmak üzere 50.016,32-TL üzerinden kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının 21/08/2014 düzenleme tarihli, 30/09/2014 vade tarihli, 50.000,00 TL bedelli bono olduğu anlaşılmıştır.
Somut olayda davacı tarafın, oğlunun davalıya olan borcu nedeniyle davacının 1 adet 50.000,00-TL'lik ve 1 adet 10.000,00-TL'lik senet imzalayarak davalıya verdiğini, 20/08/2014 tarihinde takibe konu senedi davalıya verdiğine dair ve başka borcu olmadığına dair protokol imzalandığını, 11/11/2014 tarihinde ise bu kez davalı ile davacının oğlu arasında bu iki senedin ödenmesi konusunda bir protokol imzalandığını, 20.000,00-TL para verildiğini, 01/01/2015 tarihine kadar 100 m2 kat mülkiyetli arsa verileceğinin arsanın değerinin de 30.000,00-TL olacağının kararlaştırıldığı, davalının tefecilik yaptığını, davacının senetlerde yazan miktara karşılık İzmit'de bulunan dükkan vasıflı taşınmazların davalıya devrini sağladığını, böylece davalıya olan tüm borcun ödenmiş olduğunu, buna rağmen davalının senedi icra takibine konu ettiğini, Çatalca'da üçüncü kişiye sattığı taşınmaza yönelik tasarrufun iptali davası açtığını, davalının ödenen senedi teslim etmeyerek takibe konu ettiğini ileri sürerek söz konusu bono kasamında davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı, delil olarak dayandığı 20/08/2014 tarihli ve 11/11/2014 tarihli protokol fotokopilerini dosyaya sunduğu görülmüştür. Söz konusu 20/08/2014 tarihli fotokopi belge incelendiğinde, ...'dan 6 adet ... ve ...'a ait senetlerin alındığının, bunun yerine bir adet 50.000,00-TL'lik ve 1 adet 10.000,00-TL'lik senet verildiğinin, başka borç olmadığının yazıldığı, ..., ... ve tanık olarak .... tarafından imzalandığı görülmüştür. 11/11/2014 tarihli belge incelendiğinde, davalı ..., davacı ...'ın oğlu olan ...'ın ve şahitler olarak ...., ... ve ... isimli kişilerin imzalarının olduğunu, 20.000,00-TL para verildiği, 100 m2 kat mülkiyetli bir arsanın 01/01/2015 tarihine kadar verileceği ve bütün senetlerin ödendiğinin yazıldığı görülmüştür.
Davalı cevap dilekçesi ile davacı tarafından dayanılan protokolleri kabul etmiş, ancak, verilen 20.000,00-TL'nin davacının oğlu olan ... tarafından geri alındığını, bunun A4 kağıdına yazılarak imzalandığını, protokolde belirtildiği gibi kendisine 100 m2 arsa da verilmediğini, borcun ödenmediğini, borcun ödenmemesi nedeniyle davacının olu olan ...'ın teminat olarak 25.000,00-TL'lik ve 10.000.00'lik senetler verdiğini, bunların da halen ödenmediğini, villa vereceğini taahhüt ettiğini, ancak villa da vermediklerini, davacının iddia ettiği dükkanları bedelini ödeyerek kendisini aldığını ileri sürdüğü görülmüştür.
Tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, davacı taraf dava konu senedin, 11/11/2014 tarihli protokol çerçevesinde ödendiğini, bu kapsamda İzmit'de bulunan dükkanların davalıya devrinin sağlandığını, bu şekilde borcun ödendiğini ileri sürmektedir. Davalı ise protokol imzalandığını kabul etmekle birlikte, protokolde belirtilen 20.000.00-TL'nin davacının oğlu ... tarafından geri alındığını, sözleşmede belirtilen 100 m2 arsanın ise kendisine verilmediğini, bu nedenle borcun ödenemediğini ileri sürmektedir. Davalının dosyaya sunduğu A-4 kağıda yazılı belge incelediğinde, 14/02/2015 tarihli olduğu, "10.000,00-TL aldım" ... yazılı olduğu, kağıdın alt kısmında ise, .... 8.000-TL aldım yazılı olduğu ve imza bulunduğu görülmüştür.
Buna göre, davalı tarafından inkar edilmeyen 11/11/2014 tarihli protokolün, daha önce yapılan 20/08/2014 tarihli protokol kapsamında düzenlendiği anlaşılan 50.000,00-TL'lik ve 1 adet 10.000,00-TL'lik senetlerin ödenmesi hususunda düzenleme içerdiği, söz konusu protokol ile senetlerin hükümsüz kılınmasının söz konusu olmadığı, nasıl ödeneceği hususunda anlaşma yapılmış olduğu anlaşılmaktadır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun kambiyo senetlerine ilişkin hükümleri poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir (6102 TTK' nın 778, eTTK. 690, 730).
Kambiyo senedi niteliğinde olan bono, düzenlenmesine esas teşkil eden temel ilişkiden bağımsız, karşı edimin ödenmesi şartına bağlanamayan, kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi taahüdünü içeren mücerret (soyut) bir borç ilişkisini ifade etmektedir. Kambiyo senetlerinde soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendisini gösterir. Buna göre, bir kambiyo senediyle borç altına giren kimse, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bu hususu ispat etmekle yükümlüdür.
Her senedin düzenlenmesinin altında yatan bir neden/ilişki vardır. İlletten mücerret olan kambiyo senetleri “ifa amacıyla” ya da “ifa yerine” düzenlenebilir. İfa amacıyla düzenlendiğinde, taraflarca aksi kararlaştırılmadığı sürece asıl borç ilişkisi ortadan kalkmaz. Kambiyo senedinin bu iki nedenden hangisi için düzenlendiğinin açıkça belirtilmediği durumlarda, kambiyo senedinin ifa amacıyla düzenlendiği kabul edilir. Bir başka anlatımla, kambiyo senedinin mevcut asıl borç ilişkisinden doğan alacağın ifasını teminen, bu alacağın ifasının gerçekleştirilmesi uğruna düzenlenmesi esastır (Bozer, Ali/Göle, Celal: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 2018, s.68).
Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s.16). Başka bir deyişle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır.
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372).
Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi hükmü uyarınca; Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. 6100 sayılı HMK 'nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Yine aynı Yasanın 200/1 maddesi gereğince eldeki davanın değer ve miktar itibariyle yazılı belgeyle ispat edilmesi gerekmektedir.
İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde, yukarıda belirtildiği gibi, 11/11/2014 tarihli protokolün, daha önce yapılan 20/08/2014 tarihli protokol kapsamında düzenlendiği anlaşılan 50.000,00-TL'lik ve 1 adet 10.000,00-TL'lik senetlerin ödenmesi hususunda düzenleme içerdiği, söz konusu protokol ile senetlerin hükümsüz kılınmasının söz konusu olmadığı, nasıl ödeneceği hususunda anlaşma yapılmış olduğu, davacının protokol kapsamında İzmit'de bulunan dükkanların devrinin sağlandığını ileri sürdüğüne göre davacının bu ödeme iddiasını ispat etmesi gerekmektedir.
Yargılama aşamasında, davacı ... vefat etmiş, davacı vekili veraset ilamını ve 5 ree mirasçılardan aldığı usulüne uygun vekaletnamesini dosyaya sunarak mirasçılar adına davaya devam ettiklerini bildirmiş, bu şekilde taraf teşkili sağlanarak yargılamaya devam edilmiştir.
Mahkememizce tapu kayıtları dosya arasına alınmış, Kocaeli İli, ... İlçesi, ... ada, 39 parsel, c blok, bodrum kat, (2) nolu bağımsız bölümün, bodrum kat, (1) nolu bağımsız bölümün ve b blok, bodrum kat, (2) nolu bağımsız bölüm sayılı taşınmazların tapu kayıtları incelendiğinde, söz konusu taşınmazların 13/02/2025 tarihinde dava dışı ... tarafından davacılıya satıldığı anlaşılmış olup, dosya kapsamında söz konusu taşınmazların davacı ile ilgisini ortaya koyan veya davacının davaya konu senet nedeniyle davalıya olan borcunun ödenmesi hususunda yapılan devirler olduğuna dair yazılı bel belge, delil bulunmadığı anlaşılmıştır.
İstanbul ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası dosyamız arasına alınmıştır. Davacı taraf, bu dosya kapsamında davalının tefecilik yaptığının ortaya koyulduğunu iddia etmiş ise de, söz konusu dosyada davacı, davalı, davacının oğlu ... ve dava dışı ...'ın müşteki-sanık konumunda olduğu, birbirlerine karşılıklı yaralama suçundan yargılandıkları, söz konusu dosya kapsamında tefecilik iddiası ile ilgili bir yargılama veya tespit olmadığı anlaşılmıştır.
Yapılan açıklamalar çerçevesinde tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde, yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, davaya konu senet bakımından, davacı taraf senet bedelinin yapmış oldukları 11/11/2014 tarihli protokol kapsamında ödendiğini iddia etmekte, davalı taraf ise protokolü kabul etmekle birlikte ödemenin yapılmadığını savunmaktadır. Ödeme hususunda ispat yükü davacının üzerinde olup, davacı tarafından dayanılan protokolde davalıya 100 m2 kat mülkiyetli arsa devredileceği yazılmış omasına rağmen, davacı tarafından davalıya bu kapsamda yapılmış herhangi bir arsa devri bulunmadığı, davacının bunun yerine İzmit'de bulunan dükkanların davalıya devredildiğini ve senet bedelinin bu şekilde ödendiğini ileri sürdüğü, söz konusu tapu kayıtları incelendiğinde, taşınmazları davalının satış bedelini ödeyerek üçüncü kişiden almış olduğunun satış senetlerinde yazılı olduğu, dosyada bunun aksini veya taşınmazların davacı tarafından davalıya borca karşılık devredildiğini ortaya koyan yazılı veya kesin bir delil bulunmadığı, resmi satış sözleşmesinin aksinin ve bononun ödendiğinin ancak yazılı belge ile ispat edilebileceği, sonuç olarak, tüm dosya kapsamına göre, davacı 11/11/2014 tarihli protokol kapsamında, senet bedellerinin ödenmesi için davalıya verilmesi kararlaştırılan 100 m2 arsa yerine İzmit'de bulunan taşınmazların devri ile borcun ödenmiş olduğunu iddia etmiş ise de, söz konusu taşınmazların tapuda yapılan satış sözleşmesi ile üçüncü kişi tarafından davalıya devredilmiş olduğu, davacının iddiasını ispat edemediği anlaşılmakla, davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM; Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 615,40-TL karar harcının dava açılırken yatırılan 853,88-TL peşin harç, 0,27-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 854,15-TL harçtan indirilmesi ile fazla yatırılan 238,75-TL'nin davacıya geri verilmesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan 100,00-TL yargılama giderinin davacı mirasçılardan alınması ile davalıya verilmesine,
5-Davalı yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükteki bulunan AAÜT uyarınca reddedilen dava değeri üzerinden hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacı mirasçılardan alınarak davalıya verilmesine,
6- Kullanılmayan avansın kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa geri verilmesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 vd. maddeleri gereğince (5235 sayılı Kanunun 2. maddesi de dikkate alınarak) davacı vekili, davalı vekili ve davalının yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya başka bir mahkeme aracılığıyla gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/11/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır