Kadastro tespitine itiraz davasında, Hazinenin önceki mahkeme kararlarıyla tescilsiz olarak kazandığı taşınmazda, 30 yıllık zilyetliğe dayalı tescil talebinin reddi.
Özet: Uzun süreli zilyetliğe dayalı olarak taşınmazın kendi adına tescilini talep eden davacının davası, dava konusu parselin malik hanesinin daha önce kesinleşmiş mahkeme kararlarıyla 1972 yılı itibarıyla Maliye Hazinesi adına doldurulduğu, hazinenin mülkiyeti tescilsiz olarak kazanmış olması ve tescil işleminin sehven gecikmesinin bu durumu değiştirmeyeceği, dolayısıyla davacının 1976 yılından itibaren ileri sürdüğü zilyetlik iddiasının, hazinenin önceki mülkiyetine karşı geçersiz olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir.

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2021/40 E., 2022/30 K.Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A RDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; Van ili Tuşba ilçesi ... Mahallesinde bulunan 19 76... (eski 2 ada 2) parsel sayılı taşınmazı davacının 30 yılı aşkın süredir kullandığını, zamanaşımı yoluyla kazanma koşullarının gerçekleştiğini ileri sürerek, taşınmazın davacı adına tescilini talep etmiştir. Van 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 14/01/2016 tarihli ve 2013/227 Esas, 2016/50 Karar sayılı kararıyla, davanın reddine karar verilmiş; verilen hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 16 Hukuk Dairesinin 19.12.2017 tarihli ve 2017/4408 Esas, 2017/9132 Karar sayılı ilamıyla; dava konusu taşınmazın tapu kaydının oluşmadığı, maliki doldurma görevinin Kadastro Mahkemesine ait olduğu, görevsizlik kararı verilmesi gerektiği belirtilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Van 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/113 Esas, 2018/329 Karar sayılı kararıyla; görevsizlik kararı verilmiştir.Van Kadastro mahkemesinin 10.03.2021 tarihli ve 2019/3 Esas, 2021/14 Karar sayılı kararıyla; merci tayini için dosya Yargıtay 5. Hukuk Dairesine gönderilmiştir. Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 27.09.2021 tarihli ve 2021/4434 Esas, 2021/10367 Karar sayılı ilamıyla; Van Kadastro Mahkemesi yargı yeri olarak belirlenmiştir.İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "....dava konusu yapılan 2 ada 2 parsel esasen Van Asliye Hukuk Mahkemesinin 1973/213 Esas ve 1974/25 Karar sayılı dava dosyasında davalı olup dava dosyası aynı mahkemenin 1973/192 Esası ile birleştirilmiştir. Van Asliye Hukuk Mahkemesinin 1973/192 Esas ve 1985/197 Karar sayılı dava dosyasında verilen karar Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 01.05.1986 tarihli ve 1985/5872 Esas, 1986/2963 Karar sayılı ilamı ile bozulmuştur. Bozmadan sonra dava dosyası hakkında Van Asliye Hukuk Mahkemesinin 1986/799 Esas ve 1987/190 Karar sayılı ilamı ile verilen karar Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 01.05.1986 tarihli ve 1985/5872 Esas ve 1986/2963 Karar sayılı ilamı ile tekrar bozulmuştur. Bozma üzerine Van Asliye Hukuk Mahkemesinin 1989/625 Esas ve 1992/158 Karar sayılı ilamı ile dava dosyası hakkında görevsizlik kararı verilerek dosya Van Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Dava dosyası hakkında Van Kadastro Mahkemesince verilen 1995/26 Esas ve 1997/134 Karar sayılı ilam ise Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesinin 22.01.1998 tarihli ve 1997/5348 Esas, 1998/56 Karar sayılı ilamı ile bozulmuştur. Van Kadastro Mahkemesinin 1998/15 Esas ve 2001/20 Karar sayılı ilamı ile dava konusu yapılan 2 ada 2 parsel sayılı taşınmazın malik hanesi Maliye Hazinesi adına doldurulmuş verilen karar ise Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 2004/9583 Esas ve 2004/1289 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmiştir. Ancak Yargıtay 17. (Kapatılan) Hukuk Dairesi aynı ilamla 5 01... parselle ilgili bozma kararı verdiğinden 5 01... parsel bakımından yargılamaya Van Kadastro Mahkemesinin 2005/2 Esas ve 2011/25 Karar sayılı dava dosyasında devam edilmiştir. Yapılan yargılama sonucu 5 01... parsel hakkında verilen karar taraflarca temyiz edilmeksizin 04.11.2011 tarihinde kesinleşmiştir. Ancak kesinleşen dava dosyası tescil için tapu müdürlüğüne gönderilmesine rağmen dava konusu yapılan 2 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tescil işlemleri sehven unutularak yapılmamıştır. ...Somut olaya gelince; Van Kadastro Komisyonunun 19.02.1972 tarihli ve 708 numaralı ek kararı ile malik hanesi boş bırakılan taşınmazın malik hanesi mahkeme kararı ile 1972 yılı itibariyle doldurulacağından Hazine mülkiyeti tescilden önce yani 1972 yılı itibariyle kazanılmış olur. Taşınmaza ilişkin mahkeme kararının 2022 yılında tapuya hükmen tescil edilmesi kurucu değil bildirici nitelik taşır ve önem arz etmez. Bu durumda taşınmaz, tescil ya da şerh edilmiş olan bütün yükleriyle birlikte Hazineye geçer. Mülkiyeti tescilsiz olarak kazanan Hazine, tescilden önce de bir malikin sahip olduğu bütün hak ve yetkilerden yararlanır. Mahkeme kararı ile tescilsiz kazanımda bulunan Hazineye karşı iyiniyetli olması şartıyla kütükten anlaşılmayan bir hak ileri sürülemez, yani 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1023 hükmü bu kişi hakkında da uygulanır. Görülmekte olan davada davacı ... tarafından 1976 yılı itibariyle zilyetlik hükümlerine dayanılmış ise de, Hazinece taşınmaz 1972 yılı itibariyle iktisap edilmiş olduğundan malike karşı tapu kütüğünden anlaşılamayan bir hak yani zilyetlik hukuksal nedeni ileri sürülemez. Davacı tarafından taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetlik tanık ve mahalli bilirkişi beyanları ile ispatlanmış olsa dahi hukuken değer taşımayacağı, açılan davanın ispatlanmadığı" gerekçesiyle davanın reddine, davalılardan ... yönünden ise pasif husumet ehliyeti bulunmadığından davanın usulden reddine karar verilmiş; verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle;Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,01.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.