Bel fıtığı ameliyatında doktor hatası iddiaları üzerine açılan tazminat davası ile doktorun iftira iddiasıyla açtığı karşı davanın temyiz incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, bel fıtığı ameliyatı sonrası bacaklarında his kaybı yaşayan bir hastanın, ameliyatı gerçekleştiren beyin cerrahına ve yönlendirildiği özel hastaneye karşı tıbbi hata iddiasıyla açtığı maddi ve manevi tazminat davası ile doktorun hastaya karşı açtığı karşı davanın genel seyrini özetlemektedir; zira hasta, ameliyatın kötü yapıldığını, omuriliğine girilip hiçbir şey yapılmadığı halde vida takıldığını ve ikinci ameliyatın da durumu düzeltmediğini iddia ederken, doktor ise aşırı kilolu hastanın hastalığının komplike olduğunu, tıp kurallarına uygun davrandığını ve hastanın iddialarının iftira olduğunu savunarak sorumluluğu reddetmektedir.
3. Hukuk Dairesi         2025/1356 E.  ,  2025/5076 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/1847 E., 2024/1874 K.
ASIL DAVADA VE BİRLEŞEN 2020/2014 ESAS SAYILI DAVADA
DAVACI, BİRLEŞEN 2019/513 ESAS SAYILI DAVADA
ASIL DAVADA DAVALI
BİRLEŞEN 2019/513 ESAS SAYILI DAVADA
BİRLEŞEN 2020/214 ESAS SAYILI DAVADA
İLK DERECE MAHKEMESİ : Erzincan 2. Asliye (Tüketici) Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/352 E., 2022/312 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili; bel fıtığı teşhisi konan müvekkilinin, beyin cerrahı olan davalı ...'e muayene olduğunu, davalının 4.000,00 TL ücret karşılığında özel hastanede ameliyat teklif ettiğini ve diğer davalı ... hastanesine yönlendirdiğini, 29.08.2019 tarihinde yapılan ilk ameliyatın ardından davalının müvekkilini kastederek "çocuğu mahvettik, iyileşirse kurban keseceğim" dediğini, bacaklarını hissetmemesi üzerine de davalı tarafından 30.08.2019 tarihinde yeniden ameliyat yapıldığını, 1 hafta sonra taburcu edildiği sırada özel hastanenin yatak ve hizmet masraflarının davalı tarafından ödendiğinin öğrenildiğini, ameliyat ve fizik tedaviden sonra düzelmeyen müvekkilinin .. Tıp Fakültesi Hastanesinde yapılan muayenesinde ameliyatın çok kötü yapıldığının ve artık ameliyat olmasının çok tehlikeli olacağının öğrenildiğini, .. Üniversitesi Beyin Cerrahi bölümünde bir doktor tarafından yapılan ayrıntılı muayenede; ameliyatta doktor hatası olduğunun, gerekli bilgi ve donanım olmadan tam kapatıldığının, omuriliğe girilip hiçbir şey yapılmadan 2 vida atıldığının, riskin devam ettiğinin ve bu nedenle yeniden ameliyat yapılması riskli olduğundan yeniden ameliyat yapamayacağının söylendiğini, ilgi ve destek de olmadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 250,00 TL geçici iş göremezlik, 250,00 TL kalıcı iş göremezlik tazminatının ve 100.000,00 TL manevi tazminatın ameliyat tarihi olan 29.08.2018 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
2.Birleşen 2020/214 E. sayılı davada davacı hasta vekili; asıl davaya ilişkin iddialarını tekrarlayarak davalı ... Hastanesinin doktor ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere şimdilik 200,00 TL geçici iş göremezlik, 200,00 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL bakıcı giderinin ve 100.000,00 TL manevi tazminatın ameliyat tarihi olan 29.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsilini istemiştir.
3.Birleşen 2019/513 E. sayılı davada davacı ... vekili; ameliyatın beyin cerrahi uzmanı olarak görev yapan müvekkilinin görev alanı dışındaki bir hastanede yapıldığını, olayların gerçeğin dışına çıkılarak nitelendirdiğini, davalının referans üzerine başvurduğunu, davalıya tıp kurallarına ve hastalığın tedavisi için öngörülen kurallara uygun olarak tedavi uygulandığını, bıçak parası alındığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, ameliyata ikinci bir hekimle girilerek riski azaltmayı amaçladıklarını, davalı için cerrahiden hemen sonra fizik tedavi süreci bitmeden %80 engelli raporu alındığını, davacının ortaya çıkan sonuçtan sorumlu tutulamayacağını, davalının ailesinin tedaviyi ve ameliyat sonrasında fizik tedaviyi geciktirmesi nedeniyle rizikonun ortaya çıktığını, müvekkili aleyhine ileri sürülen hususların iftira mahiyetinde olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi tazminat ile 10.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini istemiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalı ... vekili; davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının tedavi sürecinde belkide son nokta olarak referans üzerine müvekkiline başvurduğunu, 18 yaşında ve 130 kilo olan davacı bakımından aşırı kilonun operasyona doğrudan etki eden ve sonuç alınmasını zorlaştıran bir etmen olduğunu, davacıda öteye dayalı taşlaşmış fıtık olduğunu, davacı ve ailesinin hastalık hakkında yeterli bilgi edindikten sonra tedavi ve ameliyata kendi istekleri ile onay verdiklerini, hiçbir şekilde bıçak parası talep edilmediğini, davacıya tıp kurallarına uygun olarak tedavi uygulandığını, sonuçtan sorumlu tutulmasının hukuken ve tıbben mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Birleşen 2019/513 E. sayılı davada davalı ... vekili; davalının genç yaşta sakat kaldığını, hayallerinin yıkıldığını, iftira gibi bir kastı bulunmadığını, doktorun kusurlu ve ihmalkar davranması ile ameliyat neticesinde sakat kaldığını, daha iyi hizmet almak için davacının kendisini özel hastaneye yönlendirmesini ve ameliyat için 4.000,00 TL ücret ödemeyi kabul ettiğini, davacının bu tıp kurallarını ihlal ettiğini savunarak birleşen davanın reddini istemiştir.
3.Birleşen davada davalı hastane vekili; davacının kronikleşmiş bel fıtığı sebebiyle bel bölgesinde fıtığa bağlı ileri derecede kireçlenme olduğunu, şiddetli ağrı ve hareket kısıtlılığını içeren klinik tablo ile hastaneye başvurduğunu, yapılan muayene sonucunda ameliyatın çok riskli olduğunun davacıya anlatıldığını, ileri derecedeki şikayetlerinin çözümü için ameliyat önerildiğini, ameliyatların risklerinin hem hastaya hemde birinci derecede yakını olan babasına anlatıldığını, baba tarafından onam formuna "okudum, anladım ve kabul ediyorum" ifadelerinin kendi el yazısıyla yazıldığını, davacının klinik seyri ve ameliyat öncesi durumları değerlendirilip ameliyatın riskleri kendisine anlatılarak onayı alındıktan sonra gerekli cerrahi girişimin gerçekleştirildiğini, davacı tarafından ameliyat sonrası yaşandığı iddia edilen diyalogların gerçek dışı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; asıl ve birleşen 2020/214 Esas sayılı davalar bakımından 31.01.2022 tarihli Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Kurulu raporu ile uzman bilirkişi heyetinden alınan 26.04.2022 havale tarihli bilirkişi heyet raporunda davalı doktorun davacının tanı ve tedavi aşamasında gerekli özen ve dikkati gösterdiğinin, davalı hastanede yapılan işlemlerin tıp bilimi açısından yeterli olduğunun tespit edildiği, birbiriyle uyumlu raporlar doğrultusunda davalı doktorun ve hastanenin sorumluluğunu gerektirecek ihmal ve hata bulunmadığı; birleşen 2019/513 Esas sayılı dava bakımından ise, davalının anayasal hakkı olan şikayet hakkını kullandığı, hakkın kullanımının ölçülü olduğu ve kötüye kullanılmadığı anlaşıldığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş; karar, asıl ve birleşen davacı ile birleşen davacı vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının olduğu ameliyatın tanı hikayesine göre risk barındırdığı, ameliyat sonrası oluşan semptomların komplikasyon olarak değerlendirildiği, bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu, mahkeme kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karar asıl ve birleşen davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleşen davacı vekili; soruşturma dosyası sonucunun beklememesinin hatalı olduğunu, davalı doktorun haksız fiil tarihinde kamu hastanesinde çalışmasına rağmen mevzuata aykırı olarak mesai sonrası yorgun vaziyette saat 20:20'de ciddi ameliyatı yaptığını, gerekli dikkat ve özeni gösteremeyerek davacının sakat kalmasına sebep olduğunu ve tam kusurlu olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında davalının açık kusurunu gösterir yasal mevzuatın dikkate alınmadığını, ameliyattan çıktıktan sonra şok geçiren davalı doktorun, hatasını kabul edip pişmanlık göstererek davacının anne-babasına, çocuk düzelirse kurban keseceğim dediğini, özel hastane masraf ve ücretini dahi ödediğini, acil durum gerektirmeyen ameliyatların gündüz mesai saatleri içinde yapılması gerektiğini, raporlarda somut olaya ilişkin ayrıntılı inceleme yapılmadığını, müvekkilinin bakıma muhtaç kalacak şekilde sakat kaldığının dikkate alınmadığını, itirazlarının değerledirilmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Gerekçe ve Değerlendirme
Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davalarda; vekalet sözleşmesinden kaynaklanan asıl ve birleşen davada doktor ve özel hastanenin özen borcuna aykırılık iddiasına, birleşen davada da kişilik haklarına saldırı nedenine dayalı maddi manevi tazminat istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçelere, İlk Derece Mahkemesince aldırılan 31.01.2022 tarihli Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Kurulu raporu ile uzman bilirkişi heyeti raporlarının birbiriyle uyumlu olmasına, meydana gelen tıbbi sonucun komplikasyon olarak nitelendirilmesine ve davacının hastalık öyküsü ile tıbbi bilgi ve belgeleri incelenerek davalı doktorun tıbbi ihmali bulunmadığının tespit edilmesine göre somut olayda davalılara sorumluluk yüklenemeyeceği anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.