Yargıtay 7. Ceza Dairesi, kaçakçılık suçundan verilen hükmü, eksik araştırma, hatalı etkin pişmanlık bildirimi, aleyhe bozma yasağı ihlali ve nakil aracı müsaderesindeki eksiklikler nedeniyle oybirliğiyle bozdu.
Özet: Mahkeme, sanığın kaçakçılık suçundan mahkûmiyet kararını, çelişkili beyanları nedeniyle olayı aydınlatmak için tanıkların dinlenmemesiyle eksik inceleme yapılması, etkin pişmanlık hükümlerindeki indirim oranının yanlış bildirilerek sanığın yanıltılması, aleyhe bozma yasağına aykırı olarak önceki karardan daha yüksek adli para cezası verilmesi ve suçta kullanılan aracın iyi niyetli üçüncü kişiye ait olup olmadığı yeterince araştırılmadan müsadere kararı verilmesi gibi usul ve esasa ilişkin hatalar nedeniyle bozmuştur.

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/375 E., 2021/66 K.SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefetHÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın ve nakil aracının müsaderesiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : BozmaSanık hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının iade kararı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: Sanığın kolluk beyanında, "aracı ...'ndan emanet aldığını, tanımadığı şahıslardan satın aldığı kaçak sigaraları satmak üzere araçla naklederken kolluk birimlerinin fark etmesi üzerine girdiği bahçe kapısı açık bir evin avlusundan da yaya olarak kaçtığını, ...'nun aynı gün kendisine teslim olmasını söylemesi üzerine kendiliğinden jandarmaya giderek ifade verdiğini" belirtmesi, kolluk birimlerince beyanına başvurulan ...'nun da sanığın kolluk beyanlarını doğrular mahiyette beyanda bulunması, ancak sanığın Mahkeme huzurunda alınan aşamalardaki savunmalarında, "...'nun kendisini telefonla aradığını, buluştuklarını,....''in ona ait olan araç ile sigara yakalattığını kendisine söylediğini, sabıkasız olmasından ve maddi durumunun kötü olmasından yararlanarak para teklif edip suçu üstlenmesini istediğini, kendisinin de kabul ettiğini ancak pişman olduğunu" belirtmesi ve sanığın olay yerinde yakalanmadığının, kolluk birimlerine kendiliğinden giderek teslim olduğunun anlaşılması karşısında, ....'nun ve olaya müdahale eden tutanak mümzii kolluk personellerinin Mahkemece celp edilerek dinlenmesinden, olaya ve sanığın ifadelerine ilişkin beyanlarının alınmasından, alınan ayrıntılı beyanlar sonrası sanığın hukuki durumunun tam bir netlikle ortaya konulmasından ve sonucuna göre gerekirse suç duyurusu hususunun değerlendirilmesinden sonra sanık hakkında bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,Kabule göre de;1.15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 5/2. maddesi uyarınca, sanığın kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık müessesesinden yararlanabilmesi için mahkemece kaçak eşyaya mahsus tespit varakasında yer alan dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar tutarını ödemesi hususunda ihtarat yapılması ve ödeme yapması halinde, soruşturma aşamasında 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca daha önce sanığa bu hususta ihtar yapılmamış olduğu da gözetilerek cezada 1/2 oranında indirim yapılacağının bildirilmesi gerektiği cihetle; kovuşturma aşamasında alınan savunması sırasında yapılan ihtaratta indirim oranının 1/2 olarak bildirilmesi gerekirken 1/3 olarak bildirilerek sanığın yanıltılması ve gerekçe gösterilmeden hakkında ilgili hükümlerin uygulanmaması,2.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının iade kararı öncesi yapılan yargılamada verilen 29.03.2016 tarihli hükümle sanığın neticeten 2 yıl 6 ay hapis ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırıldığı, anılan hükmün yalnızca sanık tarafından temyiz edildiği, aleyhe temyiz istemi bulunmadığı, incelemeye konu son kararda ise sanığın neticeten 2 yıl 6 ay hapis ve 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, aleyhe bozma yasağı gereği adli para cezası yönünden sanığın kazanılmış hakkı saklı tutularak 2 yıl 6 ay hapis ve 100,00 TL adlî para cezası üzerinden infazına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde neticeten 2 yıl 6 ay hapis ve 3.000,00 TL adlî para cezasına karar verilmesi, 3.Suçun işlenmesinde kullanılan nakil aracının müsaderesinin, yakalanan eşyanın gümrüklenmiş değeri ile nakil aracının suç tarihindeki bilinen değeri nazara alındığında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 54/3. maddesi uyarınca hakkaniyete aykırı olmadığının, yine dava konusu eşyanın, hacim ve miktar itibari ile aracın taşıma yükünün ağırlıklı bölümünü oluşturduğunun anlaşılması karşısında 5607 sayılı Kanun'un 13/1. maddesindeki şartların oluştuğu cihetle; malen sorumlunun mahkeme huzurunda dinlenmesinden, olaya ve nakil aracına ilişkin ayrıntılı beyanının alınmasından ve aracın iyiniyetli üçüncü kişiye ait olup olmadığının belirlenmesinden sonra sonucuna göre nakil aracının müsaderesi ya da iadesi hakkında bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde müsadere kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.Açıklanan nedenlerle, sanığın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 27.11.2025 tarihinde karar verildi.