Yargıtay, vekalet ücreti tartışmasında avukat olan katılanın kamu görevlisi sayılması hatasıyla hakaret suçundan verilen mahkumiyet hükmünü bozdu.
Özet: Yargıtay, sanık hakkında hakaret suçundan verilen mahkûmiyet hükmünü, sanık müdafiinin hukuka aykırı delil elde edildiği veya karşılıklı hakaretin söz konusu olduğu yönündeki diğer temyiz itirazlarını reddetmekle birlikte, avukat olan mağdurun vekalet ücreti hakkında yapılan telefon görüşmesi sırasında kamu görevlisi sayılamayacağı ve dolayısıyla eylemin 5237 sayılı Kanunun 125/3.a maddesi yerine 125/1-2. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle, ilk derece mahkemesinin kararının hukuka aykırı olduğuna ve bu nedenle bozulmasına oy birliğiyle karar vermiştir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/1677 E., 2023/722 K.SUÇ : Hakaret HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde yapıldığı, temyiz dilekçesinde temyiz sebebine yer verildiği ve temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇSanık hakkında hakaret suçundan İlk Derece Mahkemesince verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik olarak, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİSanık müdafiinin temyiz istemi özetle; katılan tarafından delil olarak dosyaya sunulan ses kaydındaki konuşmanın sanığa ait olduğunu kabul etmemekle birlikte, bu kaydın hukuka aykırı şekilde elde edilmesi ve üzerinde teknik inceleme yapılmaması nedeniyle hükme esas alınamayacağına, karşılıklı hakaret söz konusu olup, söylenen sözlerin hakaret suçunu oluşturmadığına ilişkindir. III. GEREKÇESanık müdafiinin belirttiği hukuka aykırılık nedenleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri de gözetilerek maddi ceza hukukuna ilişkin sair yönlerden yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak;Katılanın aşamalarda, sanığı vekalet ücreti hakkında görüşmek için aradığına dair beyanları ve 31.01.2020 tarihli CD inceleme tutanağı içeriği karşısında, sanığın vekillik görevini üstlenen katılanın, şahsi hakkı olan vekalet ücretine ilişkin taraflar arasında gerçekleşen telefon görüşmesi sırasında kamu görevlisi sayılamayacağı ve eylemin 5237 sayılı Kanun'un 125/1-2. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeksizin, sanık hakkında aynı Kanun'un 125/3.a maddesi uyarınca hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden HÜKMÜN, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, aynı Kanun'un 304. maddesi uyarınca İzmir 42. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.11.2025 tarihinde karar verildi.