İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde, ticari işletme devri protokolünden kaynaklanan ödenmeyen vergi ve SGK borçlarına dair itirazın iptali davası.
Özet: Bu hukuki evrak, davacıların, davalıların 22/07/2020 tarihli protokol uyarınca devralmayı taahhüt ettikleri bir ticari işletmenin sosyal güvenlik ve vergi borçları olan toplam 1.408.250,38 TLyi ödememeleri üzerine başlattıkları ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali talebini içermekte olup, davacılar, davalıların protokole aykırı davrandıklarını ve borçları ödemeyerek kendilerini zarara uğrattıklarını iddia ederken, davalılar ise husumet yokluğu, zaman aşımı, hukuki yarar eksikliği ve protokolün davacı tarafın kendi yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle geçersiz veya feshedilmiş olduğunu savunarak davanın reddini talep etmektedirler.

T.C.

İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/657
KARAR NO : 2025/1264
DAVA : İtirazın İptali (Ticari İşletmenin Satılması veya Devrinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 15/08/2023
KARAR TARİHİ: 26/12/2025
Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonucunda;
İTİRAZ ;
İzmir ...İcra Müdürlüğü’nün...sayılı dosyasında; davacı alacaklılar tarafından davalı borçlular hakkında 581.077,00 TL’si 22/07/2020 tarihli protokol gereği ... borcundan kaynaklanan alacak ve 827.173,38 TL’si 22/07/2020 tarihli protokol gereği vergi borcundan kaynaklanan alacak olmak üzere toplam 1.408.250,38 TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatılmıştır.
Takipte 22/07/2020 tarihli protokol dayanak gösterilmiştir.
Davalı borçlular vekilleri aracılığıyla 11/11/2022 tarihinde verdikleri dilekçeleri ile; takip nedeniyle borçlarının olmadığını, borçlu sıfatlarının bulunmadığını, husumet yokluğunun bulunduğunu ileri sürerek, ödeme emrine, borca, faiz oranına ve tüm ferilere itiraz etmişlerdir.
İDDİA ;
Davacılar vekili dava dilekçesi ile özetle; müvekkili ...’in, diğer müvekkili ...Şti.’nin müdürü ve yetkilisi olduğunu; müvekkili şirketin açık hava reklamcılığı, tabela, reklam görselleri ve konseptleri üzerine faaliyet gösterdiğini, davalılar ile yapılan 22/07/2020 tarihli protokol ile müvekkili şirketin tüm alacak ve borçları ile devri konusunda tarafların anlaşmaya vardıklarını, protokolün... maddesinde; “...Reklam'ın 08/07/2020 itibari ile ekte kalemlendirilerek sunulmuş bulunan vergi borçları, ... borçları, cari borçları ve yazılı şekilde belirtilmiş, kayıt altına alınmış tüm borçlarını, sözleşme eki olan ödeme planı doğrultusunda ödemeyi kabul ve taahhüt eder. An itibari ile şirketin cari borçları,... borçları, vergi borçları belirtilmiş olup borçlar ... ve...tarafından ödenecektir.... ve ... tüm borçlardan müteselsilen sorumlu olacaklardır.” şeklinde açık hükmün bulunduğunu, tarafların protokol gereği gerekli yükümlülükleri başlangıçta yerine getirdiklerini, şirketin tüm demirbaşlarını aldıklarını, bir süre sonra davalıların şirketin resmi olarak kendilerine devrini istemediklerini ancak resmi olarak devralmamalarına rağmen, şirketin tüm işleyiş ve idaresinin davalılarca yürütüldüğünü, onun dışında protokol gereği şirket çalışanlarını bir süre daha çalıştırmaya devam ettiklerini, şirketin tüm borç ve alacaklarının ödenmesi ve tahsili işlemlerini yerine getirdiklerini ancak Devlet tarafından hak tanındığı için ... ve vergi borçlarını yapılandırma yolunu tercih ettiklerini, müvekkillerinin de önemli olan borçların ödenmesi olduğu için yapılandırma hükümlerinden yararlanılmasını uygun gördüklerini ancak müvekkiline gelen 12/10/2022 tarihli...ödeme emirlerinden “davalıların borçları ödemedikleri, bu sebeple gecikme cezası ile birlikte tüm ... borçlarına ilişkin 12/10/2022 tarihi itibari ile toplam 581.077,00 TL borç olduğu” hususunun öğrenildiğini, Vergi Dairesine gidildiğinde de takip tarihi itibari ile 827.173,38 TL vergi borcunun olduğunun görüldüğünü, davalılar ile irtibata geçildiğini ancak bir sonuç alınamadığını; ayrıca protokol gereği devralınan makinelerin yüksek bedellerle satılarak işyerinin kapatıldığının ve usulsüz işlemlerle makinelerin başkalarına satıldığının öğrenildiğini; taraflarınca İzmir ...İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyasında... ve vergi borçlarının davalılardan tahsili için yasal takibe geçildiğini, davalıların takibe kötü niyetli olarak itiraz ettiklerini belirterek, davalıların itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın likit olması nedeniyle % 20 icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalılar tarafından müştereken ve müteselsilen ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
CEVAP ;
Davalılar vekili cevap dilekçesi ile özetle; davacı tarafın alacaklı sıfatının bulunmadığını, söz konusu borcun alacaklısının Vergi Dairesi olduğunu, o nedenle davacı tarafın müvekkillerinden bu bedelleri isteme hakkının bulunmadığını, davanın husumet nedeniyle reddinin gerektiğini, ayrıca zaman aşımı itirazlarının da bulunduğunu; müvekkillerinin vergi borçlarından sorumlu olduklarını kabul anlamına gelmemekle birlikte, davanın konusunun davacı yan tarafından hali hazırda ödenmemiş olan ve Vergi Dairesi tarafından da davacı aleyhine herhangi bir işlem başlatılmayan bir vergi borcu olduğunu, davacı tarafın bu borca ilişkin herhangi bir işlem yapmadığını, bu borcu ödemek zorunda kalmadığını, bu alacağın davacı taraf adına doğmuş bir alacak da olmadığını, borcun Vergi Dairesinin davacı şirketten kaynaklanan bir vergi bedeli alacağı olduğunu, müvekkili şirketten istenemeyeceğini, hukuki yararın bulunmadığını; protokolün geçerli olmadığını, davacı tarafça taahhüt edilen işlemlerin yerine getirilmediğini, davacı şirketin de davacı tarafça müvekkillerine devredilmediğini, protokolün ...maddesi gereğince işlem ve taahhütler yerine getirilmez ise sözleşmenin feshedilmiş sayılacağını, taahhütler yerine getirilmediğinden sözleşmenin geçerliliğini yitirdiğini ve müvekkillerinin vergi borçlarından sorumlu tutulamayacağını, protokolün ...maddesinde de; “...Bu işlem ve taahhütler yerine getirilmez ise sözleşme feshedilmiş sayılacaktır...” dendiğini, davacı tarafça açıkça söz konusu devirlerin gerçekleşmediğinin bildirildiğini, sözleşmenin feshedilmiş olduğunu, müvekkillerinin ödeme yapma zaruriyetinin doğmadığını; protokolün geçerli olmadığını, limited şirketlere dair devir işlemlerinin noter huzurunda yapılması gerektiğini, aleyhe hususları kabul anlamına gelmemek üzere davacı tarafın iddia ettiği miktarlarda da şirket vergi borcunun bulunmadığını; protokolde herhangi bir ödeme süresi ve ifa zamanının belirtilmediğini, buna rağmen müvekkillerinin iyi niyeti ile protokol imzalanır imzalanmaz vergi borçlarının ödenmesi amacı ile yapılandırmaya başvurduklarını ve ödemeye başladıklarını, ardından davacı tarafça müvekkillerine taahhüt edilen işlemler de yerine getirilmediğinden taraflarca anlaşmazlığa varıldığını, bir süre ödemeler yapılmamışsa da ardından müvekkillerinin ödemeler yapmaya devam ettiklerini, kaldı ki müvekkilleri tarafından yüklenilen taahhütler yerine getirilmişse de halihazırda hala söz konusu vergi ödemelerini gerçekleştirmeye devam ettiklerini, müvekkili iyi niyetli olarak ödemelerin bir kısmını yapmış ise de davalı tarafça protokoldeki hususlar yerine getirilmediğinden protokolün geçersiz oluğunu, davacı tarafın geçersiz protokole dayalı isteklerinin iyi niyetten uzak olduğunu belirterek, davanın reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLER ;
22/07/2020 tarihli protokol, ...nezdindeki kayıtlar, Vergi Daireleri ile yapılan yazışmalar,...'nın ödeme emirleri, bilirkişi raporu.
GEREKÇE ;
Dava; haklarında vergi ve sigorta borcunun tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatılan davalının borca itirazının iptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasında imzalanan 22/07/2020 protokol incelendiğinde; bu protokolün davacı şirketteki borçların, alacakların ve yetkilerin temliki işleminin yapılmasına ilişkin olduğu, davalılar ... ve ... ...’nün “davacı şirketin 08/07/2020 tarihi itibariyle protokol ekinde kalem kalem sunulan vergi borçları, ... borçları, cari borçları ve yazılı şekilde belirtilmiş, kayıt altına alınmış tüm borçları sözleşme eki olan ödeme planı doğrultusunda ödemeyi” kabul ve taahhüt ettikleri, an itibariyle şirketin cari borçlarının, ... borçlarının ve vergi borçlarının belirtildiği ve “davalılar...ve ... tarafından ödeneceği, bu kişilerin tüm borçlardan müteselsilen sorumlu olacakları, şayet ödeme planı içerisinde belirtilen borçlar ...ve ... tarafından ödenmez ve... ve ... tarafından ödenmek durumunda kalınırsa bu protokol ile ...’a verilecek ve ... ve ...’nün müteselsil borçlu olduğu 1.100.000,00 TL teminat senedinin işleme konulacağı” hususunu ... ve ...’nün müteselsilen kabul ve taahhüt ettiği; 3. maddesinde “... Reklamın adına ... ve ...’ın yapmış olduğu vadesi gelmiş ya da gelecek olan 08/07/2020 tarihinden itibaren doğmuş veya doğacak tüm alacakları listede belirtilenler dahil olmak üzere tüm haklarıyla beraber ...ve ...’ye müştereken geçmiştir. ... Reklam adına ... ve ...’ın yapmış olduğu vadesi gelmiş ya da gelecek olan 08/07/2020 tarihinden itibaren doğmuş veya doğacak tüm alacakların tahsili halinde 3 iş günü içerisinde bedel ...ve ...’nün belirteceği hesaba ..., ... ve/veya ... Reklam tarafından yatırılacaktır. Aynı şekilde ... ve ..., ...ve ...’nün alacaklı olduğu 1.100.000,00 TL’lik teminat senedini iş bu alacakların ödenmesini teminen ... ve ...’e verecektir” dendiği; 4. maddesinde; “... reklamda 08/07/2020 tarihine kadar çalışmış olan ve çalışmaya devam eden tüm personelin alacaklarından ...ve ... müteselsilen sorumludur” dendiği; ... maddesinde; “anlaşma doğrultusunda ... reklam üzerine kayıtlı... plakalı ... araçlar ve yine şirket üzerine kayıtlı tekne ...’a devredilecek ve de 30.000,00 TL ...’ın hesabına ödeme yapılacaktır, bu ödeme ve devirlerin yapılması ile ... ve ...Reklam üzerinde hiçbir hak sahipliği iddiasında bulunmayacağını, şirketin hiçbir alacağı üzerinde hak talebinde bulunmayacağını, şirkette ekte yazılı bulunan hiçbir ... bedel talep etmeyeceğini; şirketin hiçbir aktifi, taşınırı ya da eşyası hakkında zilyetlik iddiasında bulunmayacağını kabul ve taahhüt ederler. Sözleşmenin imza altına alınmasıyla beraber ... ve ... iş bu tarihten itibaren şirket adına borçlandırıcı ya da kazandırıcı işlemler dahil olmak üzere hiçbir işlem yapmayacaktır. Yapılması, taahhüt edilmesi, evrak tanzim edilmesi durumunda ekte belirtilen alacak kalemlerinin iki katı oranında cezai şart bedelini ..., ... ve ... ödemeyi şarta ve koşula bağlı olmaksızın kabul ve taahhüt eder” dendiği;...maddesinde; “... reklam şirketinin yetki devirleri 30/12/2020 tarihine kadar ...ve ...’nün yazılı beyanı ve imzasının ikrarıyla belirteceği kişi üzerine ... ve ... tarafından geçirilecek olup iş bu işlemler için ... ve ...iş günü içerisinde işlem ve taahhütleri yerine getireceklerdir. Bu işlem ve taahhütleri yerine getirirken oluşacak olan giderleri ödeme yükümlülüğü ...ve ...’ye aittir. Bu işlem ve taahhütler yerine getirilmez ise sözleşme feshedilmiş sayılacaktır” dendiği; protokolün ekinde gelecek ödemelerin listelendiği, buna göre toplam gelecek ödemenin 431.732,00 TL olarak belirtildiği ve altının taraflarca imzalandığı; ayrı bir liste olarak borçların belirtildiği ve toplam tutarın 439.600,89 TL olarak yazıldığı, listenin altının taraflarca imzalandığı, yine ... borçlar dökümünün eklendiği, altının taraflarca imzalandığı, vergi borçlarının da yine liste olarak dökümünün yapıldığı, toplam 489.428,93 TL olarak belirtildiği, altının taraflarca imzalandığı görülmüştür.
Davacı vekili ayrıca dilekçesi ekinde demirbaş listesini, fotoğrafları, ... tarafından gönderilen ödeme emirlerini sunmuştur.
Davacılar vekili cevaba cevap dilekçesi ile; müvekkillerine ... tarafından ödeme emri gönderildiğini, ardından vergi dairesine gidilerek sorgulama yapıldığında vergi borcunun olduğunun da öğrenildiğini, davacı şirketin devrini istemeyen tarafın davalı taraf olduğunu, davalıların davacı şirketin vergi ve ... borçları dışında tüm borçlarını ödediklerini ve protokolden sonraki tüm alacaklarını tahsil ettiklerini, dolayısıyla resmi devir dışında tüm işlemlerin devir olmuşçasına ilerlediğini, şirket davalı tarafça devralınmadığından resmiyette borçların müvekkiline ait göründüğünü belirtmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; “davacıların alacaklı sıfatının bulunup bulunmadığı, alacağın muaccel bir alacak olup olmadığı ve davalılardan istenip istenemeyeceği, bir diğer anlatımla davacı tarafça ileri sürülen davacı şirketin Vergi Dairesi ve ...’ya olan borcunun muhatabının kim olduğu; 22/07/2020 tarihli protokolün geçersiz ya da feshedilmiş bir protokol olup olmadığı, tarafların bu protokol ile yüklendikleri yükümlülükleri yerine getirip getirmedikleri; davalıların İzmir ...İcra Müdürlüğü’nün... sayılı takip dosyası kapsamında davacılara borçlarının bulunup bulunmadığı, varsa icra takip tarihi itibari ile borç miktarının ne olduğu, davalılarca borca yapılan itirazın haklı bir itiraz olup olmadığı, itirazın iptal edilebilme ve tazminat istenebilme koşullarının bulunup bulunmadığı, takibe ve davaya konu alacağın zaman aşımına uğrayıp uğramadığı” konularındadır.
İzmir Ticaret Sicili Müdürlüğü’nden gönderilen belgeler incelendiğinde; davacı şirketin “Merkez ...” sicil numarasında kayıtlı olduğu, faal olduğu, adresinin “...” olduğu, şirket temsilcisinin 14/02/2014-14/02/2034 tarihleri arasında münferiden olacak şekilde ... olduğu, şirketin hissedarının da aynı kişi olduğu görülmüştür.
...’nin 21/02/2024 tarihli cevabi yazısında;...Şti.’nin 30/11/2016 tarihinde reklam ajansları faaliyeti işinden dolayı mükellefiyet olduğu, 01/10/2017 tarihinde adres değişikliği nedeniyle mükellefiyetinin ...Müdürlüğü’ne nakledilerek kapatıldığı;... Şti. adına faaliyet dönemi içerisinde tahakkuk eden ve yasal sürelerinde ödenmeyen vergi borçlarını Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması Hakkındaki Kanunun... maddesi kapsamında tecil/taksitlendirmek için 26/04/2023 tarihinde internet aracılığıyla başvuruda bulunduğu, isteği üzerine vergi borçlarının ilk taksit vadesi 04/08/2023 tarihinden başlamak üzere 48 (kırk sekiz) taksit olarak tecil/taksitlendirildiği, şirket adına tecil/taksitlendirilen vergi borçlarının 1, 2, 6, 7 taksitlerinin yasal sürelerinde ödemesinin yapıldığı ancak 3, 4, 5, 8 taksitlerin vadesi geçtiği halde henüz ödenmediği; yazının tarihi itibarıyla ödenmeyen taksitlerden kaynaklanan 8.544,11 TL vadesi geçmiş, 75.947,89 TL vadesi gelmemiş vergi borcunun bulunduğu bildirilmiştir.
Mahkememizce davacı şirkete ait ticari defterleri ile dayanağı belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Mali müşavir bilirkişi hazırlayıp sunduğu 17/02/2025 tarihli raporunda özetle; davacı şirketin mali müşavirine yazılı mail ile ve ayrıca farklı tarihlerde telefon aramaları ve mesajlar ile inceleme isteğine rağmen 21/01/2025 tarihinden itibaren geçen süre boyunca defter ve belgelerin incelemeye sunulmamış olması sebebiyle görevlendirme konuları hakkında defter kayıtlarından tespit yapılamadığını ve dosyada mevcut belgeler incelenmek suretiyle değerlendirmelerde bulunulduğunu; limited şirketlerde şirketin malvarlığından tahsil edilemeyen kamu borçlarından yasal temsilcinin şahsen sorumlu olacağını, sigorta primleri ve diğer alacaklar ödenmediğinde yönetim kurulu üyeleri ile üst düzeydeki yöneticilerin ve yasal temsilcilerin şirket ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacaklarını, davalıların protokol gereği davacı şirketin kamu borçlarını ödemediklerini, kısmen ödediklerini, protokolün ... maddesinde belirtilen yükümlülüğün davalılar tarafından yerine getirilmediği kanaatine varıldığını ancak aynı protokolün ... maddesi ile... maddesi arasında bağlantı kurulduğunda ibra edilmediklerinden sorumlu olacakları kanaatine varılabileceğini, konunun davacı şirketin borç ve alacaklarının devrine dayalı olduğu göz önüne alındığında protokol ile taraflar arasında imzalanan 22/07/2020 tarihli sözleşme ile şirketin ... ve vergi borçları dahil olmak üzere ödemesinin davalılara devredildiğini, yani davalılar tarafından üstlenildiğini, davacı şirketin tek ortağı davacı tarafından hisse devrinin yapılmadığını, tanıklar tarafından bildirilen şirketin “...” unvanının “...” olarak değiştirilmesinin tescil ve ilan yönünden mümkün bulunmadığını, nitekim ticaret sicil gazetesinde de böyle bir tescil ilanının mevcut olmadığının belirlendiğini, dosyaya gelen ...’nin yazısında ...sayılı Kanun kapsamında yapılandırma başvurusunun e-bildirge şifresiyle elektronik ortamda yapıldığını, ödeme planları oluşturulduğunu ancak herhangi bir ödeme yapılmaması sebebiyle yapılandırmaların bozulmuş olduğunu ve 11/06/2024 tarihi itibariyle davacı şirketin ... kurumuna toplam 1.250.000,00 TL tutarında borcu bulunduğunun belirtildiğini, dolayısıyla davacı şirketin ve tek yetkili temsilcisinin kamu kurumu borçları yönünden (davalılar aleyhine icra takibi başlatan) davacıların sorumlu olacağını; bunun yanı sıra vergi ve ... borcunun ödenip ödenmediği vs. konusunda defter kayıtları sunulmadığı için bir inceleme yapılamadığını, dosyaya sunulan belgeler üzerinden değerlendirildiğinde ise ... borçları için yapılandırma başvurusunun sözleşme tarihinden sonra 11/06/2021 tarihinde yapıldığını, vergi borcu yönünden ise 26/04/2023 tarihinde internet aracılığıyla başvuruda bulunulduğunu ve ilk taksitin vadesi 04/08/2023 tarihinde başlamak üzere 48 taksit olarak taksitlendirildiğini ancak davacı şirketin vergi borcu taksitlerinden 1, 2, 6 ve 7. taksitlerin ödemelerinin yapıldığını, 3, 4, 5 ve 8. taksitlerin ise ödenmediğini, taksitlerden kaynaklanan şirketin 8.544,11 TL vadesi geçmiş borcunun olduğunu, 75.947,89 TL vadesi gelmemiş vergi borcunun bulunduğunu, dosyaya sunulan belgeler ile tanık anlatımları değerlendirildiğinde davalılar tarafından davacı şirketin alacaklarının tahsil edildiğini, piyasaya olan borçların ödendiğini, makine ve demirbaşların satıldığını ancak yapılandırma başvurusu yapılmış olmasına rağmen şirketin ... ve vergi borçlarının ödenmediğinin anlaşıldığını, İzmir ...İcra Müdürlüğü’nün ...sayılı dosyasında ödeme emrinde toplam 1.408.250,38 TL alacağın takibe konulduğunu, icra takip tarihi 08/11/2022 tarihi olduğuna göre davacı şirketin icra takip tarihi itibariyle ... ve vergi borçları tutarının 2024 tarihli düzenlenen yazılarda belirtilen tutarlardan daha düşük olarak hesaplanmış olabileceğini, zira 11/06/2024 tarihi itibariyle ...’ya toplam 1.250.000,00 TL tutarında ve 21/02/2024 tarihi itibariyle vergi dairesine 75.947,89 TL tutarında vadesi gelmemiş vergi borcunun bulunduğunun belirtildiğini, davacı şirkete ait ticari defterler incelemeye sunulmadığı için şirkete ait makinelerin satışına ve tutarlarına ilişkin herhangi bir tespit yapılamadığını bildirmiştir.
Mali müşavir bilirkişi ... itirazlar üzerine hazırlayıp sunduğu ek raporunda özetle;...’nden gelen yazı cevabına göre 14/04/2025 yazı tarihi itibariyle ödenmeyen taksitlerden kaynaklanan 50.835,00 TL vadesi geçmiş ve 99.115,81 TL vadesi gelmemiş vergi borcunun bulunduğunu; ...’nden gelen yazı cevabına göre 15/04/2025 yazı tarihi itibariyle ödenmeyen taksitlerden kaynaklanan 25.319,03 TL ve vadesi geçmiş ve 49.366,20 TL vadesi gelmemiş vergi borcunun bulunduğunu; ...’nden gelen 15/04/2025 tarihli yazıya göre 08/11/2022 tarihindeki borç tutarının gecikme zammı dahil toplam 467.656,04 TL olduğunu, yazı tarihi itibariyle borç tutarının ise 1.446.104,67 TL olduğunu;...’nden gelen 16/04/2025 tarihli yazıya göre şirketin vadesi geçmiş borcuna rastlanmadığını, davacı şirketin vergi borçları tutarının 16/04/2025 tarihi itibariyle toplam 1.670.740,71 TL olduğunu; tarafına verilen görevlendirme konuları sınırları içerisinde dosyadaki mevcut belgeler, bilgiler ile tanık anlatımları üzerinden somut tespitlere göre değerlendirme yapıldığını ve raporun düzenlendiğini, ibra konusunda takdirin mahkemeye ait olduğunu, uzmanlık alanının dışına çıkmadığını bildirmiştir.
26/09/2025 tarihli duruşmada davacılar vekili; müvekkili şirket ortada vergi borçları ve ... borçları ile piyasaya borçlar varken karşı tarafa devredildiğini, protokolle birlikte mevcut borçların, doğacak borçların davalılar tarafından karşılanmasının, bunun yanı sıra davacı şirket alacaklarının da yine davalı tarafça tahsil edilmesinin kararlaştırıldığını, davalı tarafın davacı şirketin piyasaya olan borçlarını ödediğini, alacaklarını tahsil ettiğini ancak vergi ve ... borçlarını ödemediğini, davacı şirket defterlerinin söz konusu protokolle birlikte davalı tarafın muhasebecisine teslim edildiğini, resmiyette davacı şirketin müvekkili üzerinde gözüktüğünü, söz konusu kamu kurumlarına yapılan yapılandırma başvurusu davalı tarafça yapılmakla birlikte resmiyette müvekkili tarafından yapılmış gibi gözüktüğünü, karşı taraf “yapılandırmayla mevcut borcun daha rahatlıkla ödeneceğini ve faiz yüküyle karşılaşmayacağını” söyleyince müvekkillerinin de bu duruma onay verdiklerini, müvekkillerinin vergi dairesinden ödeme emri gelene kadar söz konusu kamu borçlarının yapılandırılarak ödendiğini düşündüklerini, yapılandırmalara başvurunun protokol tarihinden sonra yapıldığını, takibi dava tarihi öncesinde müvekkillerine gelen ödeme emri tebliği ve ...'dan alınan borç dökümüne göre başlattıklarını, müvekkilleri tarafından Vergi Dairesi’ne ve ...'ya yapılmış bir ödemenin söz konusu olmadığını, davalı tarafça da bir kaç taksit ödendikten sonra takibe konu edilen tutar ve sonraki yıllarda işlemiş faizlerinin ödenmediğini ve böylece kamu kurumlarına olan borç tutarının arttığını belirtmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya içeriğine göre; taraflar arasında 22/07/2020 tarihli protokol imzalanmıştır. Bu protokol davacı şirketteki borçların, alacakların ve yetkilerin temliki işleminin yapılmasına ilişkindir. Protokolün ...maddesinde; “... reklam şirketinin yetki devirleri 30/12/2020 tarihine kadar ...ve ...’nün yazılı beyanı ve imzasının ikrarıyla belirteceği kişi üzerine ... ve ... tarafından geçirilecek olup, iş bu işlemler için ... ve...iş günü içerisinde işlem ve taahhütleri yerine getireceklerdir. Bu işlem ve taahhütleri yerine getirirken oluşacak olan giderleri ödeme yükümlülüğü ...ve ...’ye aittir. Bu işlem ve taahhütler yerine getirilmez ise sözleşme feshedilmiş sayılacaktır” denmiş olup, bu maddeye göre davalı taraf davacı taraftan devri yazılı olarak istemeyerek temerrüde düşmüştür. Bu nedenle de davalı tarafın, kendi temerrüdünden yararlanamayacak olması sebebiyle “sözleşmenin feshedilmiş sayıldığı” yönündeki davalı savunması haklı bulunmamıştır. Diğer yandan; emsal Yargıtay ... Hukuk Dairesi’nin ... Esas ve ...Karar sayılı kararında da belirtildiği şekilde; eldeki bu olayda davaya konu protokolle kararlaştırılan edimlerin (davacı tarafın da kabulünde belirttiği şekilde; davalı tarafın davacı şirketin piyasaya olan borçlarını ödemesi, alacaklarını tahsil etmesi, davacı şirket defterlerinin davalı tarafın muhasebecisine teslim edilmesi, kamu kurumlarına davalı tarafça yapılandırma başvurusunda bulunulması gibi) büyük bölümünün davalı tarafça yerine getirilmiş bulunması, bu yükümlülüklerin de sözleşmenin büyük bölümünü oluşturması karşısında bu aşamadan sonra davalı tarafça ileri sürülen “sözleşmenin noter huzurunda yapılmadığı, geçersiz olduğu” şeklindeki savunması Medeni Kanun’un ... maddesine uygun bulunmamıştır. Durum böyle olmakla birlikte; davanın konusu icra takibi 08/11/2022 tarihinde başlatılmıştır. Davacılar vekili 26/09/2025 tarihli duruşmada “icra takibini dava tarihi öncesinde müvekkillerine gelen ödeme emri tebliği ve ...'dan alınan borç dökümüne göre başlattıklarını, müvekkilleri tarafından Vergi Dairesi’ne ve ...'ya yapılmış bir ödemenin söz konusu olmadığını” bildirmiştir. Davacının, davalıya icra takibinden önce ödemeyi yapması konusunda yöneltilmiş bir ihtar vb irade açıklaması yoktur. Dolayısıyla, icra dosyasında davacı tarafça takibe konu edilen tutar davacı tarafça ödenmiş bir paraya ilişkin olmadığından, diğer bir anlatımla; takibe konu tutarların davacı tarafça ödenmemiş bulunması sebebiyle ortada takip tarihinde muaccel olmuş bir alacağın varlığından söz edilemeyeceğinden, muaccel olmamış bir borç için alacaklı, icra takibinin ve itirazın iptali davasının hukuki korumasından yararlanamayacağından, davacıların ödemedikleri ve henüz muaccel hale gelmemiş bir tutarı davalı taraftan istemekte hukuki yararlarının bulunmadığı kanaatine ulaşıldığından, davanın... sayılı HMK’nın 114/1-h ve 115/2 maddeleri gereğince usulden reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM; Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;
1-... sayılı HMK’nın 114/1-h ve 115/2 maddeleri gereğince davanın hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğu sebebiyle USULDEN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın peşin olarak alınan 17.008,15 TL harçtan düşülmesi ile kalan 16.392,75 TL harcın karar kesinleştiğinde isteği halinde davacı tarafa iadesine,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerine bırakılmasına,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak, davalılara verilmesine,
5-Davacı tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayarak artan kısmının karar kesinleştiğinde iadesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 26/12/2025
Başkan ...
¸E-imza
Üye ...
¸E-imza
Üye ...
¸E-imza
Katip ...
¸E-imza