Yargıtay 7. Ceza Dairesi, kaçakçılık suçundan mahkûmiyet kararını zincirleme suç, hak yoksunluğu ve tekerrür uygulamalarındaki hukuka aykırılıklar nedeniyle bozmuştur.
Özet: Yüksek Mahkeme, sanığın kaçakçılık suçunu işlediğine dair ilk derece mahkemesinin kabulünü yerinde bulsa da, sanığın benzer eylemlerinin Türk Ceza Kanununun 43. maddesi kapsamında zincirleme suç oluşturup oluşturmadığının yeterince değerlendirilmemesi, hapis cezasına bağlı hak yoksunluğu hükmünün eksik bırakılması, tekerrür hükümlerinin adli para cezasına hatalı uygulanması ve sanık lehine olan önceki bozma sonrası yargılama giderlerinin sanıktan tahsiline karar verilmesi gibi hukuka aykırılıklar nedeniyle mahkûmiyet kararını bozmuştur.

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/3249 E., 2021/1977 K.SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefetHÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : OnamaSanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: Olayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunması, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.Ancak; 1.Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2014 tarihli, 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar ve 16.05.2017 tarihli, 2015/7-398 Esas, 2017/272 Karar sayılı kararlarında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından;Temyiz incelemesine konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 25.06.2014, iddianame düzenleme tarihinin 08.07.2014 olduğu,Yapılan UYAP sorgulamasında Karşıyaka 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.11.2021 tarihli ve 2020/1030 Esas, 2021/546 Karar sayılı dosyasında suç tarihinin 14.03.2014, iddianame düzenleme tarihinin ise 25.07.2014 olduğu ve mahkûmiyet hükmünün temyiz edilmeden 20.01.2022 tarihinde kesinleştiği,Yapılan UYAP sorgulamasında İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.02.2015 tarihli ve 2014/1385 Esas, 2015/227 Karar sayılı dosyasında suç tarihinin 05.07.2014, iddianame düzenleme tarihinin ise 15.10.2014 olduğu ve mahkûmiyet hükmünün temyiz edilmeden 26.03.2015 tarihinde kesinleştiği, dosya ile ilgili olarak İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.12.2021 tarihli ve 2020/1873 Esas, 2021/2565 Karar sayılı dosyasında uyarlama yargılaması yapıldığı ve uyarlama yargılamasına ilişkin hükmün 07.01.2022 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği,Anılan dosyalarda sanığın üzerine atılı eylemlerin benzer mahiyette olduğu dikkate alınarak, suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından sanık hakkında dosyaların incelenip, kesinleşen dosyaların Kanun Yararına Bozma yoluna gidilerek gerekli ihtaratın yapılması ve sonucuna göre eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi kapsamında değerlendirilmesi yerine yazılı şekilde hüküm tesisi,2.Sanık hakkında hükmolunan hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararındaki iptal edilen hususlar gözetilerek, 5237 sayılı Kanun'un 53/1-b bendinde yer alan hak yoksunluğuna hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,3.Sanık hakkında hem adlî para cezası, hem de hapis cezası verildiği ve adli para cezaları için 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesine göre tekerrür hükümleri uygulanamayacağı halde tekerrür hükümleri uygulanmasına karar verilirken hiçbir ayrım yapmaksızın sanığın cezasının 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi,4.Bozma öncesi hükmün sadece sanık tarafından temyiz edildiği ve Yargıtay bozma ilamının sanık lehine olduğu gözetilmeksizin, bozma sonrası yapılan yargılama giderlerinin sanıktan tahsiline karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.Açıklanan nedenlerle, sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 03.11.2025 tarihinde karar verildi.