Tasarrufun iptali davasında davadan feragat üzerine verilen ek kararın, vekalet ücreti hükmü yönünden temyiz incelemesi sonucu bozma kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, alacaklı tarafından borçlunun çek borçlarından mal kaçırmak amacıyla gerçekleştirdiği iddia edilen taşınmaz devirlerinin İcra İflas Kanunu hükümleri uyarınca iptali talebiyle açılan tasarrufun iptali davasında, ilk derece mahkemesinin davayı kabul etmesinin ardından davacının belirli davalılar hakkında davadan feragat etmesi üzerine verdiği ek kararı inceleyen yüksek mahkemenin değerlendirmesini yansıtmaktadır; yüksek mahkeme, feragat nedeniyle o davalılar yönünden verilen ret kararını doğru bulmakla birlikte, bu davalılar lehine hükmedilen vekalet ücretini hatalı bularak kararın bu kısmını bozmuş, ayrıca temyiz hakkından feragat eden diğer davalıların temyiz taleplerini reddetmiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2014/163 E., 2016/33 K.Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... vekili, davalı ... ile ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.İlk Derece Mahkemesince 30.11.2021 tarihli ek karar ile davalılar ... ve ... yönünden davadan feragat nedeniyle davacının davasının reddine karar verilmiştir.Ek karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:Temyiz istemi, davalılar ... ve ... yönünden davadan feragat nedeniyle davacının davasının reddine yönelik İlk Derece Mahkemesinin 30.11.2021 tarihli ek kararına ilişkindir.Vekâletnamesinde davadan feragat yetkisi bulunan davacı iflas idaresi vekili Avukat ... 11.02.2020 tarihli dilekçesi ile davalılar ... ve ... yönünden davadan feragat ettiğini açıkça, kayıtsız ve şartsız olarak bildirmiş, davalılar ... ve ... vekili Avukat ... ise 07.08.2020 tarihli dilekçesi ile davacı Müflis ... Bankası A.Ş. İflas İdaresi tarafından geçerli bir feragatin dosyaya sunulması halinde taraflarınca da temyizden, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden feragat ettiklerini bildirmiştir. Bunun üzerine İlk Derece Mahkemesince 30.11.2021 tarihli ek kararla; davalılar ... ve ... yönünden davadan feragat nedeniyle davacının davasının reddine karar verilmesi doğru ise de; davalılar ... ve ... lehine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değildir. Bu nedenle; İlk Derece Mahkemesi'nin 30.11.2021 tarihli ek kararının bozulması gerekmiştir.İlk Derece Mahkemesi'nin ek kararının bozulmasına karar verildikten sonra; vekâletnamesinde kanun yolundan feragat yetkisi bulunan davalılar ... ile ... vekili Avukat ... 07.08.2020 tarihli dilekçesi ile temyiz isteminden de feragat ettiğini bildirdiğinden, davalılar ... ile ... vekilinin temyiz dilekçesinin feragat sebebiyle reddine karar vermek gerekir.İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karan davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlu ... aleyhine, aval verdiği 29.03.2013 tarihli 150.000,00 TL bedelli ve 02.04.2013 tarihli 150.000,00 TL bedelli çeklere dayanarak icra takipleri yapıldığını, takiplerin kesinleştiğini, davalının, takibe dayanak çeklerin keşide gününden onbeş gün önce alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla taşınmazlarını muvazaalı olarak diğer davalılara devrettiğini, bu nedenle icra takiplerinin semeresiz kaldığını, davalı borçlunun söz konusu tasarruflarının İİK'nun 278 ve devamı maddeleri uyarınca iptal edilmesi gerektiğini belirterek; dava konusu taşınmazların devrine ilişkin tasarrufların iptalini talep etmiştir.II. CEVAP1.Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; davacı alacaklının elinde geçici yada kesin aciz vesikası bulunmadığını, dava konusu yapılan taşınmazların, takip borçlusu olan davalı ... ile, taşınmazların önceki maliki olan dava dışı ... arasında yapılan 07.12.2012 tarihli sözleşme ile davalıya satıldığını, alacaklının davalı borçluyla birlikte hareket ettiğini, takip dayanağı çeklerin ve var olan alacak-borç ilişkisinin yapay ve danışıklı tesis edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; iptali istenilen tasarruf tarihinin borcun doğumundan önce olduğunu, davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığını, bu nedenle her biri yönünden ayrı dava açılması gerektiğini, müvekkilinin dava konusu taşınmazlan dava dışı ...'dan alacağına mahsuben satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.3.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı alacaklının elinde geçici ya da kesin aciz vesikası bulunmadığını, dava konusu takibe dayanak çeklerin, dava konusu tasarruf işlemlerinden sonra keşide edildiğini, buna göre, borcun tasarruf işlemlerinden sonra doğduğunu, müvekkili ile diğer davalılar arasında ticari ilişki ve akrabalık bağı bulunmadığını, müvekkilinin tapuda satış işleminin tarafı olarak görünmesine karşın, taşınmazların gerçekte; yapılan sözleşme ve ibranameye istinaden, ilk maliklerine ve gösterdikleri kişilere vekil aracılığıyla devredilmiş olduğunu, ortada muvazaalı işlemler bulunmadığımı belirterek davanın reddini savunmuştur.4.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı alacaklının elinde geçici ya da kesin aciz vesikası bulunmadığını, müvekkilinin iyi niyetli üçüncü kişi (dördüncü kişi) durumunda olduğunu, tapu siciline güvenerek dava konusu taşınmazı iktisap ettiğini, davalı borçlu ve diğer davalılarla herhangi bir ilişkisi bulunmadığını, satış bedelinin tapuda 20.000,00 TL olarak gösterilmesine karşın, müvekkilinin taşınmazı 75.000,00 TL bedel ödeyerek satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.5.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davacı alacaklının elinde aciz vesikası bulunmadığını, müvekkilinin inşaat sektöründe faaliyet gösteren, emlak yatırımları yapan bir firma olduğunu, dava konusu arsayı planlanan apart otel projesinde değerlendirmek üzere yatırım amaçlı olarak satın aldığını, tapuda gösterilen satış bedelinin gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin bu taşınmaz için gerçekte4.500.0, 00 TL ödeme yaptığını, taşınmaz malikine elden 150.000,00 TL ödendiğini, 4.350.000,00 TL'nin taşınmaz üzerindeki takyidatların kaldırılması için ödendiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.6.Davalı ...; davaya cevap vermemiştir.III. MAHKEME KARARIMahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İİK'nun 278/2 maddesinde; akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitlerin (tasarrufların) bağışlama niteliğinde sayılacağının ön görüldüğü, dava konusu taşınmazların satış bedelleri ile gerçek değerleri arasında fahiş bir farkın olduğu, İİK'nun 278. maddesinin uygulandığı durumlarda; iyi niyet ya da alacaklıyı ızrar kastının aranmayacağı, davalıların uyuşmazlık konusu tasarruflarının İİY'nin 278 maddesi kapsamında iptali gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile, davalılar arasında yapılan tasarrufların iptaline, davacı alacaklıya; İstanbul 12. İcra Müdürlüğünün 2013/94 97... E. sayılı dosyalarında; Edime İli, Merkez İlçesi, ... Mahallesi mevkinde bulunan 879 ada, 20 parsel sayılı taşınmazda, aynı mevkide bulunan 837 ada, 50 parsel sayılı taşınmazda, Edime İli, Merkez İlçesi, ... Mahallesi mevkinde bulunan 1476 ada, 29 parsel sayılı taşınmazda, Edirne İli, ... Mahallesi mevkinde bulunan 2431 ada, 2 parsel sayılı taşınmazda, aynı mevkide bulunan 1721 ada, 72 parsel sayılı taşınmazın zemin kat, 1 ve 6 nolu bağımsız bölümlerinde, Edirne İli, ... Mahallesi mevkinde bulunan 413 ada, 18 parsel sayılı taşınmazda, Edirne İli, Merkez İlçesi, ... Mahallesi mevkinde bulunan 663 ada, 96 parsel sayılı taşınmazın zemin kat, 1 nolu bağımsız bölümünde, Edirne İli, Merkez İlçesi, ... Mahallesi mevkinde bulunan 663 ada, 96 parsel sayılı taşınmazın, 1-12-13- 14... nolu bağımsız bölümlerinde, Edirne İli, Merkez İlçesi, ... Mahallesi mevkinde bulunan 2040 ada, 8 parsel sayılı taşınmazın, 77 nolu bağımsız bölümünde, aynı mevkide bulunan 2232 ada, 16 parsel sayılı taşınmazın 28 nolu bağımsız bölümünde, Edime İli, Merkez İlçesi, ... Mahallesi mevkinde bulunan 1973 ada, 27 parsel sayılı taşınmazda; davacının her iki icra dosyasındaki asıl alacak ve ferilerini geçmemek kaydıyla; cebri icra yetkisi verilmesine karar verilmiştir.IV. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarMahkemenin yukarıda belirtilen kararma karşı süresi içinde davalı ... vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz Sebepleri1.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davaya konu gayri menkullerden Edirne İli, Merkez İlçesi, ... Mah., 413 Ada, 18 Parsel taşınmazı tapu kayıtlarına güven ilkesine dayanarak ...'dan 16.01.2013 tarihinde satın aldığını, tasarrufun iptali davalarında, davaya konu tasarrufların birden fazla olması durumunda, vekalet ücreti ve peşin harcın ayrı ayrı hükme bağlanması gerektiğini, davalı ... açısından sadece İİK 278/2'de gösterilen ivazlar arasındaki fahiş farkın gerekçe gösterilerek hüküm kurulamayacağını, muvazaanın ispatı için diğer olguların da araştırılması gerektiğini, müvekkilinin taşınmazı muvazaa iddiasında bulunulan ilk malik ...'dan değil ...'dan tapuya güvenerek, davadan önce 16.01.2013 tarihinde satın aldığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; tasarruf tarihinin borcun doğum tarihinden önce olduğunu, davaya konu tasarrufların hukuka uygun olup müvekkilinin muvazaalı tasarrufu bulunmadığını, müvekkilinin diğer davalılar ile uzaktan yakından hiçbir ilgi ve alakası bulunmadığını, dava konusu taşınmazları, dosyaya sundukları ödeme belgeleri ve banka makbuzları ile sabit olduğu üzere bedeli karşılığında satın aldığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.C. Gerekçe1.Uyuşmazlık ve Hukuki NitelendirmeUyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.2.İlgili Hukuk6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri.3.Değerlendirmel .İİK'nun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışım isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nispi nitelikte, yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.İİK.nun 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötü niyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir.İİK’nın 283/11 maddesine göre de iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahsın nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerekir. Bu ihtimalde 3. kişinin sorumlu olduğu miktar, elden çıkarılan malın o tarihteki gerçek değeridir. Bir başka anlatımla dava ve tasarrufa konu malı elinde bulunduran şahsın kötü niyetli olduğunun kanıtlanamaması halinde dava tümden reddedilmeyip borçlu ile tasarrufta bulunan şahsın tasarrufa konu malı elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında ve alacak miktarı ile sınırlı olarak tazminata mahkum edilmesi gerekir. Bu halde dördüncü kişi yönünden bedel farkı yeterli olmayıp kötü niyetinin somut delillerle ispatlanması gerekir.Somut olayda, borcun doğumundan sonra dava konusu Edirne İli, ... Mahallesi mevkinde bulunan 413 ada, 18 parsel sayılı taşınmaz 14.01.2013 tarihinde, davalı borçlu tarafından davalı 3. kişi ...'ya, ... tarafından da 16.01.2013 tarihinde davalı 4.kişi ...'ya devredilmiştir. İlk Derece Mahkemesince davalı dördüncü kişi ... yönünden; taşınmazın tasarruf tarihindeki gerçek değeri ile tapudaki satış bedelleri arasında fark olduğu gerekçesiyle dava kabul edilmişse de varılan sonuç dosya kapsamına ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir. Davacı taraf, dava konusu bu taşınmazın borçlu tarafından ilk devredildiği kişi olan ... yönünden davadan feragat ettiğini bildirdiğinden, bu feragatin taşınmazı daha sonradan devralan davalı 4.kişi ...'ya da sirayet etmesi gerekir. Öte yandan, davalı dördüncü kişi ... yönünden (İİK. 282. maddesi hükmüne göre kötü niyetli üçünçü kişi) İİK. 278/3-2 maddesinin uygulama yeri yoktur. Dördüncü kişi konumundaki davalı ... yönünden ivazlar arasındaki fahiş fark davanın kabulü için yeterli olmayıp kötü niyetinin ispatlanmış olması gerekir. Ancak kötü niyetli olduğunu ya da davalı borçlunun mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilen ya da bilmesi gereken kişilerden olduğunu gösteren dosyaya yansıyan bir delil bulunmadığından davanın dördüncü kişi konumundaki ... yönünden de reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.2.Yine dava konusu taşınmazlardan Edirne İli, Merkez İlçesi, ... Mahallesi mevkinde bulunan 1973 ada, 27 parsel sayılı taşınmaz yönünden İlk Derece Mahkemesince; taşınmazın tasarruf tarihindeki gerçek değeri ile tapudaki satış bedelleri arasında fark olduğu gerekçesiyle dava kabul edilmişse de varılan sonuç dosya kapsamına ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir. Dava konusu 27 parsel sayılı taşınmazın 14.01.2013 tarihinde davalı borçlu ... tarafından davalı 3.kişi ...'a üzerinde 28.04.2011 tarihli 990.000,00 TL bedelli ... A.Ş. lehine ipotekli, Karaman l. İcra Müdürlüğü'nün 2012/4565 sayılı dosyasından 40.000,00 TL, Edime l.İcra Müdürlüğü'nün 2012/7444 sayılı dosyasından 257.493,00 TL alacak için hacizli olarak 22.000,00 TL bedelle devredildiği, mahkemece yargılama sırasında alınan bilirkişi raporuna göre taşınmazın satış tarihindeki gerçek değerinin 2.231.777,00 TL olduğu, buna göre taşınmazın 14.01.2013 tarihinde davalı 3. kişi ...'a satış tarihinde tapu kayıtlarında ipotek ve hacizlerle yüklü olarak devredildiği, ipotek ve haciz bedelleri göz önüne alındığında bedel farkının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan; İİK.nun 280. maddesine göre kötü niyeti kanıtlama yükümlülüğü davacı tarafta olup davalı 3.kişi ...'ın borçlu ile akrabalık bağı, iş ortaklığı, arkadaşlık gibi kötü niyeti gösterir bir durumu da kanıtlanamadığından davanın davalı ... yönünden de reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1 İlk Derece Mahkemesince verilen 30.11.2021 tarihli ek kararın BOZULMASINA,2.Davalılar ... ile ... vekilinin temyiz dilekçesinin feragat nedeniyle REDDİNE,3.Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı ... vekilinin, (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacı ve davalılar ..., ..., ... ve ...'a iadesine,23.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.