6. Hukuk Dairesi, icra takibine itirazın iptali davasında sözleşmedeki faiz talep etmeme şartı ve damga vergisi kesintisi konularını değerlendirdi.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının davalının icra takibine yaptığı itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebiyle açtığı davayı ele almaktadır; davacı, davalının damga vergisi kesintileri ve "vadesinde ödeme yapılmazsa faiz istenemez" hükmüne itirazlarının haksız olduğunu iddia ederken, davalı kesintilerin yasal olduğunu ve sözleşmedeki faizsizlik şartının bağlayıcılığını savunmuştur; ilk derece mahkemesinin itirazı kısmen kabul eden ve icra inkar tazminatına hükmeden kararı, temyiz incelemesinde, taraflar arasındaki sözleşmelerdeki faiz talep edilemezliği hükmünün irade serbestisi gereği geçerli olduğu, Medeni Kanun 2. maddesinin uygulanmayacağı, sadece faizsizlik şartı bulunmayan özel bir sözleşme alacağı için faiz istenebileceği ve icra inkar tazminatı için alacağın belirli olması gerektiği gerekçeleriyle bozulmuştur.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/323 E., 2025/174 K.İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafın satın aldığı hizmet ve malzeme için 29 adet fatura ile toplam 1.598.374,00 TL borçlu olduklarını, borcun vadesinde ödenmemesi üzerine alacağın tahsili amacıyla başlatılan İzmir 16. İcra Dairesinin 2018/8384 sayılı dosyası ile takip dosyasında, davalı borçlu tarafından, damga vergisi, faiz ve TBK m.100 uygulamasına itiraz edildiğini, davalı tarafından yapılan rızai ödeme olmadığından alacaklıdan damga vergisi kesme hak ve yetkisi bulunmadığını, davalı tarafın itiraz dilekçesinde beyan ettiği "vadesinde ödeme yapılmaz ise faiz istenmeyeceğine" dair sözleşme hükmünün, TBK 20 ve devamı maddelerine göre genel işlem koşulu sayılacağını ve geçersiz olduğunu, ayrıca TBK 100. maddenin uygulanması gerektiğini ve bu hususa ilişkin itirazın haksız olduğunu ileri sürerek; alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan 139.905,34 TL'lik kısım için itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu'nun 1 no'lu ekindeki tablonun 4/1.a bendinde idarenin binde 8,25 oranında damga vergisi kesintisi yapma, 4/1.d bendinde icra dairelerinin ise binde 6,6 oranında damga vergisi kesintisi yapma hakkının bulunduğunu, kurumun mahsup edeceği damga vergisi ile İcra Dairesinin mahsup edeceği damga vergisi arasında hazine aleyhine binde 1,65 oranında fark bulunduğundan, damga vergisini mahsup ederek ödeme yapılmak istenmesinde yasaya aykırılık bulunmadığını, taraflar arasında akdedilen sözleşmelerin 12.1, 5.2, 12.2.3. maddelerinde yer alan "idare tarafından döner sermaye bütçe imkanları nedeniyle vade tarihinde ödeme yapılamaması halinde yüklenici tarafından idareden faiz talep edilemeyecektir" hükmü gereği davalı idareden takip öncesi ve takip sonrası için faiz talep edilmesinin mümkün olmadığını, davalı tarafın yapmış olduğu itirazların her birinin yasal dayanağı mevcut olduğundan takibi durdurma amacı taşımayacağını ve bu sebeple icra inkâr tazminatı talep edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 02.06.2021 tarihli kararı ile davalının 13.392,92 TL'lik damga vergisi kesintisi yapmasının haksız olduğu, taraflar arasındaki sözleşmede yer alan faiz istenmeyeceği yönündeki düzenlemenin de MK 2 maddesinde yazılı dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kabul edilen asıl alacak üzerinden davalının %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin 25.09.2019 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 02.11.2022 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ1. Bölge Adliye Mahkemesinin 02.11.2022 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce," Somut olayda, davacı ve davalı arasında ihale şartları kabul edilerek imzalanan sözleşmelerin hükümlerine göre davacının idareden faiz talep edemeyeceği anlaşılmaktadır. Sözleşmede tarafların iradesi esastar. Ancak TMK.'nun 27. maddesinde belirtilen hükümsüzlük hallerinden birisinin bulunması halinde taraf iradesine değer verilmez ve hükümsüz kabul edilir. Alacağa faiz işletilmemesi yönündeki irade de bu kapsamda değerlendirilemeyeceğinden tarafları bağlar. Dolayısıyla Medeni Kanunun 2. maddesi hükmünün somut olayda uygulanması mümkün değildir. Kaldı ki davacı bir tacir olarak basiretli davranma yükümlülüğünde olup, 2014-2017 yılları arasında birden çok ihaleye girerek davalı tarafla sözleşmeler imzalamıştır. Bu nedenle, mahkemece, 27.01.2015 tarihli (İhale Kayıt No:2014/172152) Hastane Bilgi Sistemi Donanımı 2015 Yılı Parça Dahil Hizmet Alımına Ait Sözleşmede, idareden faiz talep edilmeyeceğine ilişkin bir düzenleme bulunmadığından, sadece bu sözleşmeye dayalı alacak miktarları için işlemiş faize yönelik itirazın iptaline karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Öte yandan itirazın iptali davasında borçlunun haksızlığına karar verilmesi halinde ve alacaklının talep etmiş olması şartıyla borç miktarının Kanunda gösterilen orandan az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilir. İcra inkar tazminatına karar verilebilmesi için alacağın belirli ya da belirlenebilir olması gerekir. Ancak, hak tartışmalı ise icra inkar tazminatına hükmedilemez. Alacağın likit olması şartıyla itirazın iptali davası sonunda borçlunun itirazının kısmen kabulü halinde dahi, kabul edilen kısım üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmelidir. İcra inkar tazminatı, asıl alacak bakımından söz konusu olur. İşlemiş faiz isteği yönünden icra inkar tazminatına hükmedilmesi mümkün değildir. Davalı idare, 13.392,92 TL tutarında damga vergisi kesintisini, asıl alacaktan mahsup edemeyeceğinden, mahkemece itiraza konu asıl alacak miktarı 13.392,92 TL üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, asıl alacağa işlemiş faiz de dahil edilerek bulunan miktar üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi doğru görülmemiştir" gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.2. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilamı doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.VI. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili temyiz dilekçesinde; Damga Vergisi Kanunu gereği İdare tarafından yapılan mal ve hizmet alımları nedeniyle ilgilisine yapılan ödemelerden damga vergisi kesintisi yapılarak Maliye Hazinesine aktarıldığını, alacağın icra vasıtası ile tahsiline başlanmış olunması, alacaklı tarafa verilmek üzere icra dosyasına yapılacak olan ödemeden damga vergisi kesintisini engelleyen bir husus olarak düzenlenmediğinden, ödeme esnasında damga vergisi tutarı kadar olan alacak kısmına itiraz edilmesinde de herhangi bir yanlışlık bulunmadığı, mevzuat hükümleri ve sözleşme doğrultusunda işlem yapıldığını beyan etmektedir.B. Değerlendirme ve GerekçeDosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, hizmet alım sözleşmesinden kaynaklı tazminat istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,Davalı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 23.10.2025 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.