Trafik kazasında sigortasız aracın işleteninin sorumluluğu, tescilli malikin aracı haricen satıp teslim etmesine rağmen işleten sıfatının devam edip etmeyeceği üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı.
Özet: Bir trafik kazasında yaralanan ve ölen yayaya yapılan ödemeler nedeniyle, trafik sigortasız aracın kayıtlı malikinden rücu talep eden davacı sigorta şirketinin icra takibine davalı malikin itirazının iptali davasında; davalı, aracı kaza tarihinden yıllar önce sattığını ancak tescil devrinin geciktiğini iddia etmiştir. İlk derece mahkemesi kayıtlı maliki sorumlu tutarken, temyiz incelemesinde davalının aracı fiilen elden çıkardığı ve işleten sıfatının kalmadığı gerekçesiyle karar bozulmuş, ilk derece mahkemesi ise tescil devri tamamlanmayan aracın malikinin sorumluluğunun devamı yönünde direnme kararı vermiştir; ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, davalının aracı kaza öncesi sattığına dair delilleri dikkate alarak direnme kararını bozmuştur.
4. Hukuk Dairesi         2023/2563 E.  ,  2025/13711 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2022/589 E. 2022/812 K.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının maliki bulunduğu ve trafik sigortası bulunmayan aracın 25.02.2007 tarihinde trafik kazasına karıştığını, müvekkilinin kazada yaralanan yaya ...’nın tedavisi için 60.000,00 TL, daha sonra ...'nın ölümü üzerine annesine 5.619,00 TL ve babasına 5.018,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ödendiğini, ödenen bedelin sorumlulardan rücusu amacıyla başlatılan icra takibine davalının haksız yere itiraz ettiğini ileri sürerek takibe vaki itirazın iptali ile davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; kazaya karışan aracı 28.01.2002 yılında yani kaza tarihinden 5 yıl evvel galerici ... Otomobil'e sattığını, galericinin aracı adına tescil ettirmediğinden Silivri Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu ve hukuki ihtilaf nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, birkaç kez galericinin bildirdiği kişilere aracın satışı için vekaletname verdiğini, en son 2007 Mart ayında müvekkilinden vekalet istendiğini ve müvekkilinin de anılan vekaletnameyi verdiğini, satış vekaletine istinaden 03.04.2007 tarihinde araç satışının gerçekleştiğini ve müvekkiline husumet yöneltilmesinin hatalı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 20.12.2012 tarihli ve 2010/581 Esas, 2012/557 Karar sayılı kararıyla davanın kısmen kabulü ile davalının Konya 8. İcra Müdürlüğünün 2009/12723 takip sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin 70.637,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, davacı tarafın icra inkar tazminatına yönelik talebinin şartlar oluşmadığından reddine karar verilmiştir.
IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 30.06.2014 tarihli ve 2013/10491 Esas, 2014/10263 Karar sayılı ilamıyla; "Somut olayda, davalı kazaya karışan aracı 2002 yılında galericiye satmış olduğunu, araç üzerinde fiili hakimiyeti kalmadığını iddia etmiştir. Davalının dosyaya sunduğu Silivri Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan 09.06.2005 tarihli şikayet dilekçesinde, galerici ...’ın aracı satın aldığı halde tescil kaydını üzerine almadığı belirtilerek emniyeti suiistimal suçundan şikayette bulunulmasına (Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı ihtilafın hukuki nitelikte bulunması nedeniyle takipsizlik kararı vermiştir) göre davalının bu savunmasına itibar edilerek, araç üzerinde fiili hakimiyetive ekonomik yaralanması bulunmadığı anlaşılan davalının işletenlik sıfatı olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde verilen kararın bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
İlk Derece Mahkemesinin 16.06.2015 tarihli ve 2015/249 Esas, 2015/256 Karar sayılı kararı ile "mevcut dosyadaki deliller incelendiğinde; davalının aracı kaza tarihinden önce 3. kişiye satıp devrettiğini ispatlayamadığı, aracı fiilen elden çıkarıp ve sadece Silivri Cumhuriyet Başsavcılığına aracı sattığını, ancak devrin alınmadığına yönelik beyanda bulunmasının işleten sıfatını değiştirmeye yeterli olmadığı, aksi taktirde muvazaalı devirlerin yapılmasına sebebiyet verileceği, ayrıca davalının yasada belirtilen şekilde mülkiyet devrini sağlamadığından üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeyen davalıya karşı mağdurun haklarının öncelikle korunması gerektiği, bunun yanında davalının işleten sıfatının değiştiğini ispatlamak kaydıyla işletme hakkını devreden kişiye rücu etme hakkı bulunduğu nazara alındığında öncelikle trafik kaydındaki malike karşı dava açmasında hukuka aykırı bir durumun bulunmadığı, davalının kazanın meydana gelmesi sırasındaki araç sürücüsünün kusuru oranında davacıya karşı sorumlu olduğu" gerekçesi ile direnme kararı verilmiş; direnme kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
C. Hukuk Genel Kurulunca Verilen Bozma Kararı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.01.2022 tarihli ve 2019/ (17) 4-224 Esas, 2022/26 Karar sayılı ilâmı ile; "Dosya içerisinde aracın kaza tarihinden beş yıl öncesine ait dava dışı galericiye satılıp teslim edildiğine dair davalının eşi tarafından imzalanmış 28.01.2002 tarihli harici satış sözleşmesi ve bu tarihten sonra davalı tarafından müteaddit defalar bildirilen isimlere (bir kısmı aynı kişiler olmak üzere) aracın satışı için verilen özel vekâletler bulunmaktadır. Davalının dosyaya sunduğu Silivri Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan 09.06.2005 tarihli şikâyet dilekçesinde, galericinin aracı satın aldığı ve satışa ilişkin vekâletler de verildiği hâlde tescil kaydını üzerine almadığı belirtilerek galerici hakkında güveni kötüye kullanma suçundan dolayı suç duyurusunda bulunmuş, Silivri Cumhuriyet Başsavcılığınca ihtilafın hukukî nitelikte bulunması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Gelinen süreçte en son satış için verilen Mart 2007 tarihli vekâlete istinaden araç satışı resmî olarak 03.04.2007 tarihinde gerçekleşebilmiştir. Kazaya neden olan aracın satışı için verilmiş özel vekâletnameler ve aracın galeriye teslim edildiğine dair yazılı belge, soruşturma ve ceza dosyaları ile bu dosyalarda bulunan beyanlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde somut olay bakımından kayden malik olarak yer alan davalının araç üzerindeki eylemsel egemenliğin kazadan çok önce kesin biçimde ortadan kalktığını ispat etmiş olduğunun kabulü gerekmektedir. Zira her ne kadar 28.01.2002 tarihli belge oto satımına ilişkin geçerli bir belge olarak kabul edilemez ise de; bahsedilen yazılı belge bu olayda aracın fiili tesliminin bu tarihten itibaren galeriye bırakıldığının bir delilidir. Eş söyleyişle, somut uyuşmazlıkta, aracın satış için galeriye bırakma ve davalının eylemsel egemenliğinin kalktığı olgusu bahsedilen belgelerden açıkça anlaşılmaktadır. Hayatın olağan akışına göre davalının aracı galeriye teslim ettiği belli olup, somut olayda davalının işleten sıfatıyla sorumluluğuna hükmedilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir" gerekçesiyle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı bozulmasına karar verilmiştir.
D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davasının reddine ve davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin dava açılmasında kusurunun bulunmadığını ve bu nedenle aleyhine yargılama giderlerine hükmedilemeyeceğini, noter haricinde yapılan araç satışlarının geçersiz olduğunu ve bu nedenle davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; davacı tarafça, davalının maliki olduğu ve ZMSS poliçesi bulunmayan aracın karıştığı trafik kazası sonucunda mağdura ödenen maddi tazminat ve sonrasında mağdurun vefatı nedeniyle desteğinden yoksun kalanlara ödenen maddi tazminatın rücuen tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptaline ilişkindir
1- Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre hükmün bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davaya konu kazaya karışan ve ZMSS poliçesi bulunmayan araç trafik sicilinde davalı adına kayıtlıdır. Davacı bu kayda dayanarak davasını işleten sıfatıyla kayıt malikine yöneltmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3 ve 19. maddelerine göre trafik kaydı "işleteni" kesin olarak gösteren bir karine değilse de, kimliğini belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak trafik kayıt maliki, işleten konumunda olmadığını işletenin bir üçüncü kişi olduğunu kanıtlamakla, malik olmasına karşın, işleten sıfatıyla sorumlu tutulamaz. İşletenin kim olduğu Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde tanımlanmış ve aynı Kanun'un 85. maddesinde de hukuki sorumluluğun işletene ait bulunduğu hüküm altına alınmıştır. Bu bakımdan işleten 2918 sayılı Kanun'un 3. maddesindeki tanıma göre kayıt sahibi olabileceği gibi kayıt sahibi olmayan ve araç üzerinde ekonomik yararı bulunanlar da işleten konumunda yer alabilirler. Bu bakımdan zarar gören kişi davasını açmadan önce işletenin trafik kaydında adı yazılı kişiden başkası olduğu konusunda bir araştırma yapmakla yükümlü kılınamaz.
Somut olayda davacı trafik kaydına dayanarak iş bu davayı davalı aleyhine açmış ve onun işleten olmadığı davalının ileri sürdüğü kanıtlarla doğrulanmıştır. Bu nedenle davanın açılmasında davacının bir kusuru bulunmadığından davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi ve davalı yararına yargılama giderleri ve bu arada vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekmektedir. Mahkemece davalı aleyhine açılan dava reddedilmiş ise de davalı aleyhine vekalet ücreti takdir edilmemesi gerekirken vekalet ücreti takdir edilmesi hatalı olmuş ise de; bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesi atfıyla uygulanan 1086 sayılı HUMK'un 438/7 nci maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının vekalet ücretine dair hüküm bölümünün 5 numaralı bendinin hükümden çıkartılarak mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının vekalet ücretine dair hüküm bölümünün 5 numaralı bendinin hükümden çıkartılmasına ve hükmün bu hali ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının temyiz eden davacıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
07.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.