Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, deprem nedeniyle ağır hasar gören konutun zorunlu deprem sigortası tazminat davasında, hasarın doğrudan depremden mi kaynaklandığının tespiti için jeoloji mühendisi bilirkişi raporu alınması gerektiğini kararlaştırdı.
Özet: Bir mülkte meydana gelen deprem hasarı sonrası sigorta tazminatı talebi üzerine, hakem heyetince kısmen kabul edilen tazminat kararının, önceki bir karar ile eksik inceleme nedeniyle bozulmasına hükmedilmiştir; zira uyuşmazlığın temelini oluşturan hasarın doğrudan depremden mi yoksa yapısal kusurlardan mı kaynaklandığı sorusunun tespiti için, depremin etkilerini değerlendirecek uzman bir jeoloji mühendisini içermeyen bilirkişi heyetinin raporu yetersiz bulunmuş ve konunun detaylı teknik bilgi gerektiren bir yeniden değerlendirme ihtiyacı olduğu belirtilmiştir.

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2022/811-2022/792SAYISI : KIT/2022/1375SAYISI : 2020/102078İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre,temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 26.09.2019 tarihinde meydana gelen 5,8 büyüklüğündeki deprem nedeniyle davacıya ait taşınmazın ağır hasar gördüğünü, riskli yapı olduğunun yetkili kurumca saptanıp tahliyesine karar verildiğini, davalı tarafından yapılan 4.342,65 TL ödemenin gerçek zararı karşılamadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 40.001,00 TL tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiş, bozma sonrası talebini 06.06.2022 tarihli ıslah dilekçesiyle 65.401,00 TL'ye arttırmıştır.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; ekspertiz raporuyla saptanan hasar bedeli olan 4.342,65 TL'nin ödenmesiyle sorumluluklarının son bulduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. HAKEM HEYETİ KARARIUyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından davanın kabulü ile (taleple bağlı kalınarak) 40.001,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından yapılan itiraz üzerine, İtiraz Hakem Heyeti tarafından davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİA. Bozma Kararı1.İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.2. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 08.11.20 21... /14106-2021/8334 sayılı kararı ile '' Davacı taraf, davacıya ait olup davalı nezdinde zorunlu deprem sigorta poliçesiyle sigortalı olan 7 nolu bağımsız bölümün deprem nedeniyle ağır hasar gördüğünü ileri sürerek tazminat isteminde bulunmuş; davalı ise, depremin doğrudan sebep olduğu zarar bedelinin eksperce belirlenmesi üzerine gerekli ödemeyi yaptığını savunmuştur. Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından, 08.11.2020 tarihli kök ve 25.11.2020 tarihli ek bilirkişi heyeti raporu benimsenerek, depremin doğrudan etkisiyle oluşan zarardan davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiş; davalının bu karara itirazı da İHH tarafından, UHH kararında kabul edilen hesap biçimi yanlış olmakla birlikte hükmedilen bedel sigorta bedelini aşmadığından kararın sonucu itibariyle doğru olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. Davacıya ait konutun deprem nedeniyle ağır hasar gördüğü ve riskli yapı haline geldiğinin, ... ile ...Bakanlığı ... ve ... Dönüşüm Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından tespit edilip ilan edildiği; anılan bu karar gereği de ... Belediye Başkanlığı'nın 12.03.2020 tarihli tebligatı ile binanın tahliyesine karar verildiği, ağır hasarlı ve riskli yapının yıkımının gerçekleştirileceği hususlarının bildirildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Resmi kurumlar tarafından yapılan bu tespitler de dikkate alındığında, sigortalı konutun bulunduğu binanın yapımının gerçekleştirildiği 2000-2006 yılları arasındaki dönemden bu yana zaman içinde binada oluşan yapısal bozulma ve yapım eksiğinin mi yoksa depremin doğrudan etkisinin mi zarara neden olduğu, taraflar arasındaki temel uyuşmazlık noktasıdır. Açıklanan bu uyuşmazlığın çözümünün, özel ve teknik bilgiyi gerektirdiği her tür izahtan uzaktır. Teknik değerlendirme yapılırken de, depremin meydana geldiği yer (merkez üssü), depremin şiddeti, sigortalı konutun bulunduğu yer ile depremin merkez üssü arasındaki mesafe vs. gibi birçok verinin detaylı irdelenmesiyle sonuca ulaşılması gerekli olup, anılan bu değerlendirmeler konusunda uzmanlığı bulunan jeoloji mühendisi bilirkişi tarafından yapılmalıdır.Hakem Heyeti tarafından benimsenen 08.11.2020 tarihli kök ve 25.11.2020 tarihli ek raporunu düzenleyen bilirkişi heyetinin 1 sigorta eksperi ve 2 inşaat mühendisinden oluştuğu, taraflar arasındaki temel uyuşmazlık noktası olan depremin doğrudan etkilerinin hasara neden olup olmadığı konusunda değerlendirme yapabilecek jeoloji mühendisi bilirkişinin heyette yer almadığı görülmektedir. Bu itibarla; her şeyden önce rapor düzenleyen bilirkişi heyetinde temel uyuşmazlık konusuyla ilgili uzmanlığı olan jeoloji mühendisi bilirkişi olmadığından, heyetin eksik teşekkül ettirildiği açıktır. Karara esas alınan rapor, uzman bilirkişi heyetinden alınmadığı ve yeterli bir rapor olmadığından, bu rapora dayalı olarak karar verilmesi eksik inceleme niteliğindedir.Açıklanan nedenlerle; dava konusu sigortalı konutun bulunduğu 8 katlı binada yer alan tüm konutlar için aynı gerekçelerle davacının tazminat talep ettiği ve her bir konuta ilişkin istemin farklı tahkim dosyasında incelendiği gözetilerek, dosyaların birbiri ile irtibatı da sağlanıp diğer dosyalarda alınmış raporların dosyaya kazandırılması ve binaya ait yapı ruhsatı- proje vs. belgelerin ilgili yerlerden temin edilmesinden sonra; konusunda uzman 1 jeoloji mühendisi, 1 inşaat mühendisi ve 1 sigorta hukukçusundan oluşan bilirkişi heyetinden (bina yıkım işleminin gerçekleştirilmemiş olması halinde yerinde inceleme de yapılarak), sigortalı konutun riskli ve ağır hasarlı olarak tespitine neden olan hasarlarının, davaya konu deprem olayının doğrudan etkisiyle mi yoksa binanın yapısal özellikleri (yapım eksiği) ile zaman içinde ortaya çıkan yapısal bozulmaları nedeniyle mi meydana geldiğinin tespiti, depremin doğrudan etkisiyle hasarın oluştuğunun (zararın ZDS teminatında olduğunun) saptanması halinde ise, ZDS Genel Şartları ve ZDS poliçesi gereği davacının talep edebileceği tazminat miktarının ne olduğu hususlarında ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınıp, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.Kabule göre de; hasarın ZDS teminatı kapsamında olduğunun tespiti halinde, davacıya ait taşınmazın yapım yılının (1990 mı yoksa 2000 mi) netleştirilmesi ve davaya konu deprem tarihi olan 2019 yılına göre hasar bedelinin hesap edilmesi, poliçedeki % 2'lik muafiyet bedeli düşümünde poliçe hükümlerinin dikkate alınması gereğini gözetmeden hasar miktarı belirleyen raporun benimsenmesi de doğru değildir. '' gerektiği gerekçesiyle İtiraz Hakem Heyeti kararı bozulmuştur.B. İtiraz Hakem Heyetince Bozmaya Uyularak Verilen Kararİtiraz Hakem Heyetince bozma kararı sonrası kurulan ara karar sonrası davacı vekili tarafından verilen cevapta davacı ile DASK arasında devam eden 11 adet dosyanın mevcut olduğunu, bozma ilamında ifade edilen diğer dosyalar ile ilgi kurulması ve bu dosyaya alınması, yerinde keşif ile binanın yıkılma nedeninin saptanması gibi soruşturmanın tahkim yargılamasında tamamlanabilmesinin kabil görülmediği, yargılamanın adli yargıda sürdürülmesi gerektiği gerekçesiyle dosyadan el çekilmesine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde; depremde hasar gören binadaki her bir bağımsız bölüm için ayrı dosyalar ile başvurulduğunu, toplam 11 dosyanın bulunduğunu, Yargıtay 4. Hukuk Dairesince her bir dosyada aynı nedenle bozma kararı verildiğini, ancak binanın bu süreçte yıkıldığını, dosyalardan 8 inde bozma ilamı gereği işlem yapılarak başvurunun kabulüne karar verildiğini, dolayısıyla el çekme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, davalı sigorta şirketi tarafından DASK poliçesi ile teminat altına alınan bağımsız bölümün deprem kaynaklı hasara uğraması nedeniyle hasar bedeli talebin ilişkindir. İtiraz Hakem Heyetince davacı vekili tarafından verilen cevapta davacı ile DASK arasında devam eden 11 adet dosyanın mevcut olduğunu, bozma ilamında ifade edilen diğer dosyalar ile ilgi kurulması ve bu dosyaya alınması, yerinde keşif ile binanın yıkılma nedeninin saptanması gibi soruşturmanın tahkim yargılamasında tamamlanabilmesinin kabil görülmediği, yargılamanın adli yargıda sürdürülmesi gerektiği gerekçesiyle dosyadan el çekilmesine karar verilmiş olup gerekçede de belirtildiği üzere davacı aynı binadaki her bir bağımsız bölüm için ayrı ayrı başvuru yapmıştır.UYAP sisteminden yapılan inceleme sonucu davacının Dairemize temyiz incelemesi için gelen dosyaları tespit edilmiş, bu dosyalar 2023/3549 Esas, 2023/3737 Esas, 2023/3786 Esas, 2023/4076 Esas sayılı dosyalar olup dosyaların incelenmesinde eldeki dosyadaki gibi aynı gerekçelerle bozma yapılarak bilirkişi raporu alınması gerektiği belirtilmiş, bozma sonrası bozma gereği yapılarak bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve başvurunun kabulü yönünde hüküm kurularak davalı aleyhine tazminat hükümleri kurulmuştur. Başvurunun kabul yönündeki kararların davalı kurum tarafından temyizi üzerine kararlar onanmış ya da faiz başlangıcı yönünden düzeltilerek onanmıştır.Dolayısıyla aynı binada bulunan farklı bağımsız bölümlerin aynı deprem nedeniyle zarar görmesi sonucu yapılan başvurularda dosyadan el çekilmeden karar verildiği görüldüğünden, emsal nitelikteki dosyalarda hazırlanan bilirkişi raporlarından da yararlanılarak bozma gereği işlem yapılması gerekirken, yazılı gerekçe ile dosyadan el çekilmesi doğru görülmemiştir.VI. KARARYukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine,Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,06.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.