Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında trafik kazası sonucu sürekli iş göremezlik tazminatı talebinde, zamanaşımı ve illiyet bağı tartışmalarıyla sigorta tahkim yargılamasının sonlandırılmasına karşı temyiz incelemesi.
Özet: Davacı, 2015 tarihli trafik kazasında yaralanarak maluliyet iddiasıyla sigorta şirketinden tazminat talep etmiş, ancak Uyuşmazlık Hakem Heyeti zamanaşımı gerekçesiyle başvuruyu reddetmiştir; İtiraz Hakem Heyeti ise davacının itirazını kabul ederek Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararını kaldırmış ve olası maluliyet ile kaza arasındaki illiyet bağının ancak kapsamlı bir adli tıp raporu, tanık dinleme ve tüm tıbbi belgelerin incelenmesi gibi yargılama usulleriyle tespit edilebileceği, mevcut delillerle tahkimde uyuşmazlığın sonuçlandırılamayacağı gerekçesiyle tahkim yargılamasından el çekilmesine karar vermiştir; davacı ise bu el çekme kararının, mahkemede zamanaşımı riski doğurarak adil yargılanma hakkına aykırı olduğunu ve hak kaybına yol açacağını belirterek temyiz etmiştir.
4. Hukuk Dairesi         2024/6604 E.  ,  2025/13645 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2024/495- 2024/492
SAYISI : 2024/İHK-30395
SAYISI : K-2024/105520
İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 18.07.2015 tarihinde davacının yolcu olarak bulunduğu otomobil ile davalıya Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile sigortalı karşı aracın karıştığı çift taraflı trafik kazasında davacının yaralanarak malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak olarak şimdilik 15.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalıya başvuru tarihi olan 16.08.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, tarafların uzlaşması nedeniyle davacının tazminat talep edemeyeceğini, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kaza tarihinin 18.07.2015, ceza zamanaşımının 8 yıl olduğu, 18.07.2023 tarihinde zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle başvurunun zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kazanın 18.07.2015 tarihinde meydana geldiği, Savcılıkça yapılan soruşturma sonucunda şikayet yokluğu nedeniyle KYOK verildiği, davacının olayı anlattığı 19.07.2015 tarihli ifadesinde şu an için iyi olduğunu ifade ettiği, yaralanmasına ilişkin ayrıntılı açıklamada bulunmadığı ve şikayetçi olmadığı, 18.07.2015 tarihli muayenesinde yumuşak doku bozukluğu ön tanısı verildiği, bu tarihli muayenede kemik kırığına ilişkin tespit olmadığı, 23.07.2015 tarihli raporda her iki pubik kol düzeyinde(kalça kemiğinde) kırık hatlarının tespit edildiği, sunulan maluliyet raporunda da belirtildiği üzere ... Hastanesinin 07.08.2015 tarihli raporunda kemik kırığı tarif edilmediği, “trafik kazası geçiren hastanın sol el üstünde 5 cm’lik kesi, sol kulak arkasında 3 cm’lik ekimoz olduğu, hayati tehlikesinin olmadığı, kişinin yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte olduğu” şeklinde tespitte bulunulduğu, bu durumda iddia edilen maluliyetin kaza ile illiyetinin ancak kaza öncesine ve sonrasına ilişkin davacıya ait tüm tıbbi belgelerin getirtilip mahkemece yapılacak yargılamada dinlenecek tanık, Adli Tıp Kurumundan alınacak rapor ve toplanacak delillerle tespit edilebileceği, sunulan rapor ve mevcut delillerin maluliyet ile kaza arasında illiyet bağını ortaya koyacak nitelikte olmadığı, evrak üzerinden inceleme ve değerlendirmenin yapıldığı tahkim yargılaması ile uyuşmazlığın sonuçlandırılamayacağı kanaatine varıldığı, itiraz edenin itirazı hakkında karar verilmesinin açıklanan nedenlerle sağlıklı olmayacağı, bu yolla adaletin tam olarak tesis edilemeyeceği, bu durumda da yargılamanın sürdürülmesinin gereksiz olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin itirazının kabulüne, Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına, sigorta tahkimi yargılamasının sona ermesine ve işten el çekilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İtiraz Hakem Heyetince el çekme kararı verilerek görevli ve yetkili mahkemelerde dava açılmasının adil yargılanma kapsamında daha uygun olacağına kanaat getirilmişse de ıslah sonrası el çekme kararının mümkün olmadığını, kaza tarihinin 18.07.2015 olduğunu, mahkemede dava açılsa bile zamanaşımı nedeniyle davanın reddine hükmedileceğini, davanın mahkemede görülmesinin davacı açısından adil yargılanma kapsamında olmayıp aksine hak kaybına neden olacağını, dava dilekçesi ekinde dosyaya sundukları ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 09.08.2023 tarihli raporda davacının kazadan kaynaklanan maluliyetinin %8 oranında olduğunun tespit edildiğini, raporda davacının maluliyeti ile davaya konu kaza arasında illiyet bağı bulunduğunun belirtildiğini, söz konu rapor hükme esas alınarak karar verilmesini talep ettiklerini, aksi kanaate olunması halinde ise usulüne uygun hazırlanmış yeni bir maluliyet raporu alınmasına karar verilmesi gerektiğini, dosyadan el çekilmesine karar verilmesinin hatalı olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı ... tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan davacı yolcunun sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
1.Somut olayda; kaza neticesinde davacının maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 09.08.2023 tarihli maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiği, raporun düzenlendiği yönetmelikte isabetsizlik olmadığı, raporda kaza nedeniyle meydana gelen (bilateral pelvis fraktürü) iki taraflı kalça kemiği kırığına bağlı olarak yürüyüş bozukluğu(antaljik yürüyüş) kapsamında davacının %8 oranında maluliyetinin bulunduğunun tespit edildiği, ancak dosya kapsamındaki ... Hastanesi Acil Polikliniğinin 18.07.2015 kaza tarihli epikriz raporunda davacının muayenesi sonucu yumuşak doku bozukluğu ön tanısının verildiği, bu belgede kemik kırığına ilişkin herhangi bir tespit bulunmadığı, yine ... Hastanesinin 07.08.2015 tarihli genel adli muayene raporunda; kemik kırığı tarif edilmediği, trafik kazası geçiren davacının sol el üstünde 5 cm’lik kesi, sol kulak arkasında 3 cm’lik ekimoz olduğu, hayati tehlikenin olmadığı, davacının yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikle olduğu şeklinde tespitte bulunulduğunun anlaşılmasına göre, davacının kalça kemiğindeki kırılmanın ve bundan kaynaklanan maluliyetin davaya konu trafik kazasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususunda tereddüde düşülmüş olup, raporun bu haliyle hüküm kurmaya elverişli olmadığı kanaatine varılmıştır.
Bununla birlikte, davaya konu kazanın 18.07.2015 tarihinde meydana geldiği, söz konusu maluliyet raporunun ise 09.08.2023 tarihinde hazırlandığı, kaza tarihi ile söz konusu raporun düzenlendiği tarih arasında yaklaşık 8 yıllık bir sürenin bulunduğu, bu süre zarfında davacının maluliyetine esas alınan kalça kemiğindeki kırılma şeklindeki yaralanması sebebiyle tedavi gördüğüne ilişkin raporda herhangi bir kaydın bulunmadığı, dosya kapsamında da davacının maluliyete esas teşkil eden arazı bakımından kazadan sonraki tedavi süreci hakkında bilgi ve belgenin yer almadığı, yine bu süreçte davacının başka bir kazada yaralanıp yaralanmadığı hususunun açık olmadığı, buna göre raporda tespit edilen maluliyet oranı ile davaya konu kaza arasında uygun bir nedensellik bağı tespit edilmeksizin rapor hazırlandığı, raporun bu nedenle de hükme esas alınamayacağı anlaşılmıştır.
Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacının davaya konu trafik kazasından sonra düzenlenen tüm tedavi evrakları ile ceza soruşturmasındaki evraklar dosya arasına alınarak, davacının yeniden muayenesi yapılarak kaza nedeniyle sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesi amacıyla kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre yukarıda açıklandığı şekilde davacıda tespit edilen arazların kaza ile illiyet bağının olup olmadığının da değerlendirilmesi suretiyle Adli Tıp Kurumundan rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
2. Bozma ilamının kapsam ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir.
VI. KARAR
1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,
2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının temyiz eden davacıya iadesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
06.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.