Kadastro tespitine itiraz davasında, hibe ve miras iddialarının bozma sonrası tapu kaydı incelemesiyle hisseli mülkiyete dönüştürüldüğü bir yargı süreci.
Özet: Bir kadastro tespitine itiraz davasında, miras ve kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mirasçılar adına tespit edilen 19.250 metrekarelik taşınmazın, davacı tarafından müşterek muristen kendisine bağışlandığı ve zilyetliğinde olduğu iddiasıyla tescili talep edilmiştir; üst mahkemenin tapu kayıtları, komşu parseller, tanık beyanları ve zilyetlik hususlarının detaylı incelenmesi yönündeki bozma kararı üzerine yapılan yargılamada, ilk derece mahkemesi davacının dayandığı tapu kaydının dava konusu parseli kapsadığı, ancak murisin müracaatta kalan hissesini davacıya bağışlamadığını, sadece tapu kaydındaki 2/3 payı bağışladığını tespit ederek, davanın kısmen kabulüyle komisyon kararının iptaline, taşınmazın 384 pay üzerinden belirli hisselerle üç kişi adına müşterek mülkiyet olarak kargir bir katlı ev, samanlık ve fındık bahçesi şeklinde tesciline karar vermiş, fazlaya ilişkin talepleri reddetmiştir.
8. Hukuk Dairesi         2023/5139 E.  ,  2025/6990 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

SAYISI : 2022/46 E., 2023/43 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, temyiz incelemesi sonunda Dairemizce bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 2 01... parsel sayılı 19.250 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle iştiraken ... mirasçıları adına tespit edilmiştir.
Davacı ... vekili dava dilekçesinde; dava konusu 2 01... parsel sayılı taşınmazın müşterek muris ... tarafından müvekkili olan davacıya hibe edildiğini ve davacının zilyet olduğunu ileri sürerek ve 01.08.1997 tarihli ve 1 sıra numaralı tapu kaydına dayanarak, tespitin iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin verdiği karar, Dairemizin 03.03.2022 tarihli ve 2021/14347 Esas, 2022/1934 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; "... Mahkemece öncelikle davacı dayanağı 01.08.1997 tarihli 1 sıra numaralı tapu kaydının revizyon durumunun yerel Tapu Müdürlüğünden sorulması, revizyon gördüğü başka taşınmazlar bulunduğu takdirde bu taşınmazlara ait kadastro tutanakları, tapu kayıtları ve varsa Mahkeme kararlarının getirtilmesi, önceki keşif ve bilirkişi raporunda tapu hudutlarının uyduğu belirtilen komşu 2 01... ve 22 parsel sayılı taşınmazların kadastro tutanakları, tapu kayıtları ve varsa tespite esas dayanak kayıtları getirtilerek dosya içerisine alınması, gerekirse taraflara 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 31. maddesi gereğince yeni tanık bildirme imkanı tanınması, ardından çekişmeli taşınmazı iyi bilen, davada yararı bulunmayan, elverdiğince yaşlı yerel bilirkişiler, tespit bilirkişiler ve taraf tanıkları ile keşif yapılarak davacı dayanağı tapu kaydı mevki ve hudutlarının tek tek okunarak yerel bilirkişiler yardımı ile zemine uygulanması, yerel bilirkişilerce bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme imkanı sağlanması, fen bilirkişiye tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerlerinin, denetime elverir şekilde düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmesi, tapu kayıtlarının uyup uymadığının komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla ayrıca şahıs okuyan hudutlardaki isimlerin kim olduklarına ilişkin olarak alınan beyanların doğruluğunun nüfus kayıtlarıyla denetlenmesi, belirtilen şekilde yapılan tapu uygulaması neticesinde tapu kaydının dava konusu taşınmazı kapsadığı kesin şekilde belirlendiği takdirde 2/3 payın müşterek muris ...’ın hibesiyle davacı adına kayıtlı olduğu ancak Temmuz 315 tarihli 195 sıra numaralı kök kayıtta müşterek muris ...’ın müracaata kalan payı bulunduğu dikkate alınarak bu payın da haricen hibe edilip edilmediği üzerinde durulması, taşınmazın tapu kaydı kapsamında kalmadığı belirlendiği takdirde ise yerel bilirkişi, tespit bilirkişi ve taraf tanıklarından murisin dava konusu taşınmazı sağlığında davacıya hibe edip etmediği, ettiyse ne zaman ettiği, hibeyle taşınmazın malik sıfatıyla asli zilyetliğinin de davacıya devredilip devredilmediği, taşınmazın kim tarafından ne şekilde kullanıldığı hususunda görgüye dayalı somut beyanlarının alınması, bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması..." gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "davacı dayanağı tapu kaydının 2 01... , 17, 18, 19, 28... ada 5 parselleri bir bütün olarak kapsadığı, davacının iddia ettiği gibi muris ...'ın dava konusu 2 01... numaralı parselin tapu kaydında müracaatta kalan hissesini oğlu davacıya hibe etmediğinin anlaşıldığı, muris ...'ın müracaatta bulunan payının davacıya devredilmediği, tapu kaydındaki 2/3 muris payının kayden davacıya bağışlandığı, ancak müracaattta kalan payın bağışlanmadığına kanaat getirildiğinden buna göre hisse dağılımı yapıldığı" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, dava konusu 2 01... parsel sayılı taşınmazın komisyon kararının iptaline, tamamı 384 pay olmak kaydı ile 3 payın ... oğlu ..., 3 payın ... oğlu ..., 378 payın ... oğlu ... adlarına paylı mülkiyet şeklinde kargir bir katlı ev, samanlık ve fındık bahçesi olarak tapuya tesciline, fazlaya dair isteminin reddine
karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekili ile davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında davacı ... vekilinin tüm, davalılar ... ve ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Ancak, dava konusu taşınmaza uyduğu anlaşılan davacı ... dayanağı tapu kaydı ve tedavüllerinin incelenmesinde; 01.08.1997 tarihli ve 1 sıra numaralı tapuda müşterek muris ...’ın hibesiyle davacı ... adına kayıtlı 2/3 hisse bulunduğu, Temmuz 315 tarihli ve 195 sıra numaralı kök kayıtta müşterek muris ...’ın müracaata kalan 3/48 payı bulunduğu, kalan payın ise dava dışı kişiler üzerinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesinin dava konusu 2 01... parsel sayılı taşınmazın davacı ... adına tesciline dair verilen önceki tarihli hükmünün ... mirasçısı olan davalılardan yalnızca ... ve ... tarafından temyiz edilmekle, diğer davalı mirasçıların payları yönünden davacı lehine usuli müktesep hak oluştuğu anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; dayanak tapu kaydında davacı ...'a ait 2/3 payın davacıya, muris ...'a ait 3/48 pay ile dava dışı kişiler üzerinde bulunan 13/48 payın miras payları oranında hükmü temyiz eden davalılar ... ve ...'a, kalan payın davacının usuli müktesep hakkı dikkate alınarak davacıya verilmesi, buna göre 256/288 payın davacı ..., 16/288 payın davalı ..., 16/288 payın davalı ... adına tesciline karar verilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesince payın hatalı dağıtılmış olması isabetsiz ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438. maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı ... vekilinin tüm, davalılar ... ve ... vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
(2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün (1) numaralı bendinde yer alan "davacının davasının kısmen kabulüne, ... ili ... Mahallesinde kain 2 01... numaralı parselin komisyon kararının iptaline, tamamı" ifadesinden sonra "pay olmak kaydı ile" ifadesinden önce gelen "384" payın çıkartılarak yerine "288" payın yazılmasına, devamında yer alan;
"3 pay ... oğlu ..."
"3 pay ... oğlu ..."
"378 pay ... oğlu ......" ifadelerinin çıkartılarak yerlerine;
"16 pay ... oğlu ..."
"16 pay ... oğlu ..."
"256 pay ... oğlu ......" ifadelerinin yazılmasına ve hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
26.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.