Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüyle, silahlı terör örgütü üyeliği suçundan hükümlü sanığın etkin pişmanlık talebinin değerlendirilmemesi nedeniyle mahkûmiyet kararının bozulması ve tahliyesi.
Özet: Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkûm edilen sanığın, istinaf aşamasında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma talebinde bulunduğu dilekçesinin yargılamanın hiçbir evresinde değerlendirilmemiş olması nedeniyle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazı üzerine dosya incelenmiş; sanığın duruşmada hazır edilerek beyanının alınması, vereceği bilgilerin örgüt içerisindeki konumuna uygun faydalı bilgiler olup olmadığının ilgili birimlerden sorulup değerlendirilmesi ve sonucuna göre etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiği gerekçesiyle önceki onama kararı kaldırılarak hükmün bozulmasına ve sanığın adli kontrolle tahliyesine karar verilmiştir.
3. Ceza Dairesi         2025/7276 E.  ,  2025/27079 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/216 E., 2019/1009 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Manisa 3. Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2017/367 E., 2018/759 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9 ve
63. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi
İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 14.04.2025 tarih ve 2022/19686 esas, 2025/14017 sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.10.2025 tarihli ve KD - 2019/74527 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 308 inci maddesinin birinci fıkrasında lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İTİRAZ SEBEPLERİ
İlk derece mahkemesinin mahkumiyet hükmüne yönelik İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinde başlayan istinaf yasa yolu süreci henüz tamamlanmadan önce sanık tarafından gönderilen 28.02.2019 tarihli dilekçede hükümlünün TCK'nın 221. maddesinde yazılı etkin pişmanlık uygulamasından faydalanma talebinde bulunduğu halde dilekçenin istinaf ve temyiz incelemelerinde dikkate alınmayarak, temyiz davasının esastan reddiyle mahkûmiyet hükümünün onanmasına karar verilmesinin hukuka aykırılık oluşturduğu değerlendirilmiştir. Açıklanan nedenlerle Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 14.04.2025 tarih ve 2022/19686 esas, 2025/14017 sayılı kararına karşı kanun yoluna başvurulmuştur. Anılan sebeplerle; onama ilâmının kaldırılmasına, sanık müdafıinin temyiz isteminin kabulüyle hükmün bozulmasına karar verilmesi talebine ilişkindir.
II. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan temyiz incelemesinde:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak:
Sanığın istinaf aşamasında 28.02.2019 tarihinde dosyaya gönderdiği dilekçesinde etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istenildiğini bildirmesi karşısında, sanığın duruşmada hazır edilerek etraflıca beyanı alınıp, vereceği bilgilerin örgüt içerisinde kaldığı süre, örgütsel faaliyet ve konumuna uygun faydalı bilgiler olup olmadığı, eldeki bilgilerle örtüşüp örtüşmediği ilgili birimlerden sorulup değerlendirilerek sonucuna göre hakkında 5237 sayılı TCK'nın 221/4-2. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmasında zorunluluk bulunması nedeniyle itiraza konu ilam hukuka aykırı bulunmuş, bu sebeple itirazın kabulüne karar verilmiştir.
III. KARAR
1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ KABULÜNE,
2. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 14.04.2025 tarih ve 2022/19686 esas, 2025/14017 karar sayılı onama ilâmının KALDIRILMASINA,
3. Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 30.05.2019 tarihli ve 2019/216 esas, 2019/1009 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, tebliğnameye aykırı olarak, BOZULMASINA,
Bozma nedeni ve tutuklulukta/infazda geçirilen sürelere göre 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 98 ve müteakip maddeleri gereğince sanık hakkındaki hükmün İNFAZININ DURDURULMASINA, başka suçtan hükümlü ve tutuklu değil ise, 5271 sayılı Kanun'un 109/3-a maddesi uyarınca "yurt dışına çıkamamak" adli kontrol tedbiri uygulanmak suretiyle TAHLİYESİNE ve salıverilmesinin sağlanması için ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi
uyarınca Manisa 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.