Rakip şirket tarafından tedarikçi devralınarak sinyal lambası tedarik sözleşmesinin haksız feshedilmesi ve ihbar ile emniyet stoğu yükümlülüklerine aykırılık sonucu oluşan €870.000 ticari alacak davası.
Özet: Dava, davalı şirketin global rakibi olarak müvekkilinin tedarikçisini devralmasının ardından mevcut sözleşmeleri haksız ve sözleşme hükümlerine aykırı şekilde feshederek, ihbar süresi içinde normal tedarik ve emniyet stoğu yükümlülüklerini yerine getirmemesi, üretim hatlarında duruşa neden olması, haksız fiyat farkı ve taahhütname dayatması sonucunda müvekkil şirketin uğradığı 870.000,00 Euro ve diğer zararların faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ederken; davalı ise taraflar arasında bağlayıcı yazılı bir sözleşme olmadığını, ticari ilişkinin davacının kötü niyetli fiyat artışı reddi sonrası usulüne uygun feshedildiğini, davacının basiretsiz davrandığını ve iddia edilen zararın somutlaştırılmadığını savunarak davanın reddini istemektedir.

T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/19
KARAR NO : 2026/49
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 14/02/2025
KARAR TARİHİ : 14/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA; Dava konusu uyuşmazlığın müvekkili şirket ile bir çok faaliyet alanında globalde tam rakip statüsünde bulunan ----- grubu kapsamındaki davalı şirketin, müvekkili şirkete araçların yan aynaları üzerindeki sinyal lambalarını tedarik etmekte olan --- - şirketini devralır almaz, --- --- ile olan ki İspanya --- ve müvekkil ---- - şirketleri ile bağlı olduğu sözleşmeleri, sözleşme hükümlerine de aykırı bir şekilde 31.05.2023 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 30.11.2022 günü feshetmesi olduğunu, bu durumda en azından gerek sözleşme ve gerekse bizzat kendi fesih bildirimlerine uygun davranılarak 6 aylık ihbar süresi sonuna kadar normal tedarik yükümlülüğünü ve ürünlerin başka bir tedarikçiye verilebilmesi yasal yükümlülük olarak en az 10-12 hafta süren homologasyon testlerini gerektirdiğine ilişkinin fiilen sonlandırılabilmesi için şart olan ve sözleşmede de açıkça yer almakta olan 3 aylık emniyet stoğunu sağlama yükümlülüğünü yerine getirmesi ve böylece ilişkiyi sağlıklı bir şekilde sonlandırması gerekirken, bu yükümlülüklerine tam olarak aykırı davrandığını, belirlenen 6 aylık ihbar süresi sonunda 3 aylık emniyet stoğu sağlama yükümlülüğünü yerine getirmemiş olduğunu, normal sevkiyatı da kasıtlı olarak durdurarak hat duruşuna sebebiyet verdiğini, ürünlerin teslimi için tamamen kendileri tarafından hazırlanan bir taahhütname imzalamaya ve taahhütnamede yer almakta olan diğer hükümlerin yanı sıra (01.01. / 31.05.2023 tarihleri arasında) sözleşme fiyatı ile zaten teslim de edilmiş olan ürünlere ilişkin geriye doğru 5 aylık ve 340.319,00 € bedelli fiyat farkı faturası keserek bu faturanın da peşin olarak derhal ödenmesi şartlarının ileri sürülmüş olduğunu, devam eden süreçte ise davalı tarafından feshetmiş olduğu sözleşme fiyatlarından yeni tedarikçi de bulunmuş olduğunu, ---- şirketleri açısından hiçbir şekilde sözleşmenin uzatılmasının istenmediği ve bir an önce kalıpların tesliminin gerektiği bildirildiğini, tamamen geçersiz olan taahhütnameye de güvenerek ve yine aynı şekilde sözleşmeye, genel hukuk ilkelerine, ticari örf ve adet ile basiretli tacir olma yükümlülüklerine tamamen aykırı davranışlarla süreci sürekli olarak zorlama ile uzatarak yukarıda belirtilen tutar ile birlikte taraflar arasında geçerli olan sözleşme fiyatı esas alındığında toplam 982.523,00 € zarar oluşmasına sebebiyet verdiğini, sözleşmeyi feshetmiş olan davalının yükümlülüğü genel hukuk ilkelerine, sözleşmeye, kendi fesih beyanına ve vermiş olduğu diğer taahhütlere uygun bir şekilde sözleşmenin sonlandırılmasını sağladığını, davalının bu yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle; fesih beyanı sonrasında işin devredilmesi için 2023 yılı başlarında anlaşma sağlanmış olan ve halen de tedarik hizmetini yerine getirmekte olan diğer tedarikçi fiyatları esas alındığında ise oluşan zarar 861.088,00 € olduğu, işbu nedenle 340.319,00 €’nun gönderilmiş olan noter ihtarı ve maillere istinaden ödeme tarihinden itibaren, bu miktarın üstü zararlar içinse arabulucu başvuru tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte olmak üzere, sözleşmeye tamamen aykırı fiyat uygulaması nedeniyle 861.088,00 € kalıplar nedeniyle oluşan zarar için 3.000,00 €, atıl stok nedeniyle oluşan zarar için 5.912,00 € toplam 870.000,00 Euro’nun davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile karşı vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekaleten talep etmiştir.
CEVAP; Davacı ile müvekkili arasında rekabet bulunmadığını, taraflar arasında bir sözleşmenin var olmadığını, ancak bir ticari ilişkinin bulunduğunu, müvekkili bu ticari ilişki kapsamında davacı tarafa yedek parça tedarik ettiğini, pandemi sonrası dönemde üretim maliyetlerinde oluşan olağan dışı artışlar nedeniyle müvekkilinin parça başı ücretleri artırma teklifinde bulunduğunu, bu artış teklifinin davacı tarafından kötü niyetli olarak uzun süre reddedildiğini, ticari ilişkinin müvekkili tarafından 6 ay süre tanınarak feshedildiği, davacı tarafın basiretsiz davranarak hiçbir planlama yapmaması nedeniyle üretim 8 ay süreyle devam ettiğini, usule ilişkin itirazları ise davanını yetkili mahkemede açılmadığını, davacının yabancı para cinsinden alacağı bulunmadığından davada yabancı para üzerinden talepte bulunamayacağını ve bu hususun ıslah ile düzeltilemeyeceğini, iddia edilen zararın somutlaştırılmadığı, dava dosyasına sunulan belgelerin yeminli Türkçe tercümelerinin sunulmadığını, esasa ilişin itirazları ise taraflar arasında yazılı ve bağlayıcı bir sözleşmenin olmadığın, davacı şirket ile müvekkili şirketin taahhütname ve fesih protokolünde ayrı ayrı ibra ettiğini, taahhütname ve fesih protokolü imzalanırken davacının müzayaka halinde olmadığını, davacının zarar iddiasının mesnetsiz olduğunu, davacının yabancı para cinsinden alacağı bulunmadığından davada yabancı para üzerinden talepte bulunulamayacağını, bu nedenle esastan reddinin gerektiğini, işbu nedenle öncelikle usul itirazları doğrultusunda açılan davanın usulden reddine, mümkün değil ise haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine, Müvekkilinin hiçbir borcunun olmadığını, söz edilen borcun yabancı para üzerinden olmayacağına dair açıklamamalı dikkate alınarak hüküm kurulmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini bilvekale talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava, Ticari satımdan kaynaklanan Alacak davasıdır.Uyuşmazlık konusu; taraflar arasında geçerli bir yetki sözleşmesi bulunup bulunmadığı, taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı fiyat uygulaması bulunup bulunmadığı, var ise bu nedenle uğranılan zarar, anlaşmanın feshi nedeni ile atık stoklardan kaynaklı zarar ve kalıplar nedeniyle uğranılan zarar bulunup bulunmadığına ilişkindir.
---- Asliye Ticaret Mahkemesinin ---- Esas, ----- Karar sayılı kararı ile taraflar arasında akdedilen yetki sözleşmesinin genel şartlarında uygulanacak hukuk ve hangi uyuşmazlıklarda yetki sözleşmesinin geçerli olacağına dair hüküm bulunmadığından ------ Mahkemelerinin yetkili olduğuna ilişkin yetki sözleşmesini imzalayan davacının yerleşim yerinin -----, davalının yerleşim yerinin bulunduğu ---- bulunduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilerek dosyayı ------ Asliye Ticaret Mahkemesine gönderdiği ve dosyanın mahkememize tevzi edildiği anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 116-a maddesinde kesin yetki kuralının bulunmadığı hallerde yetki itirazının ilk itiraz olarak ileri sürülmesi gerektiği belirtilmiş, 117/1. maddesinde de cevap dilekçesinde ileri sürülmeyen ilk itirazların dinlenmeyeceği hükmü getirilmiştir. Kesin yetki bulunmayan hallerde davalı tarafından süresinde ileri sürülmeyen yetki itirazının daha sonra ileri sürülmesi mümkün olmadığı gibi mahkemecede kendiliğinden dikkate alınamayacaktır. 6100 sayılı HMK'nın 17. Maddesinde tacirler ve kamu tüzel kişilerinin aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşme ile yetkili kılabilecekleri, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça davanın sadece sözleşme ile belirlenen bu mahkemelerde görülebileceği şeklinde düzenleme yapılmıştır. Yetki sözleşmesi de ancak kesin yetki bulunmayan hallerde ve tarafların tacir veya kamu tüzel kişisi olmaları halinde geçerli olarak yapılabilir. Söz konusu madde gereğince davanın sadece sözleşme ile belirlenen mahkemede açılacağına dair hükmü, aksi de kararlaştırılabileceğinden münhasır yetki olup, kesin yetki niteliğinde değildir.Somut olayda; taraflar arasında imzalanan yetki sözleşmesinin 12a-Sipariş formu 1.md, 24.4'de ,i bu iş ilişkisi ile bağlantılı doğabilecek uyuşmazlıklarda ----- Mahkemelerinin yetkili olacağı belirtilmiş, tarafların imzasının bulunduğu 2 Kasım 2020 tarihli çerçeve sözleşmesinin 14.6 mmaddesi ile'' 14.6 madesi ---- genel satın alma koşul ve şartlarında tanımlanan Türk Kanunları ve ------ Mahkemeleri geçerli olacaktır" şeklinde olduğu ,6100 sayılı HMK 'nın 'Yetki Sözleşmesi ' başlıklı 17 maddesi uyarınca 'Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemede açılır ' maddesi uyarınca her iki tarafın tacir olduğu ve yetkili mahkeme olarak ---- yani ----- Mahkemelerini yetkili tayin ettikleri anlaşılmakla mahkememizin yetkisizliğine, kesin yetki de bulunmadığın sözleşmede de tarafların imzalarının bulunduğu ---- Mahkemeleri'nin geçerli olacağı görüldüğünden, davanın ilk olarak açıldığı ------ Mahkemelerinin yetkili olduğu değerlendirilerek mahkememizce karşı yetkisizlik kararı verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın 6100 sayılı HMK 17 maddesi uyarınca mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE,
2-----Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yetkili olduğuna,
3-Kararın kesinleşmesinden sonra mahkemeler arasındaki olumsuz yetki uyuşmazlığın giderilmesi ve yetkili mahkemenin belirlenmesi için dosyanın ----- Bölge Adliye Mahkemesi -----. Hukuk Dairesine RE'SEN GÖNDERİLMESİNE,
4-Kararın taraflara RE'SEN TEBLİĞİNE,
5-Yargılama harç ve giderlerinin yetkili mahkemece belirlenmesine,Dair, tarafların yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile ------ Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. Verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.