Yargıtay 8. Ceza Dairesinin, kumar oynanması için yer sağlama suçunda zincirleme suç ve adli para cezası hesaplama hatalarını içeren kanun yararına bozma isteminin incelenmesi.
Özet: Adalet Bakanlığının talebi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sunulan kanun yararına bozma isteminde, farklı mahkemelerce kumar oynanması için yer ve imkan sağlama suçlarından verilen iki ayrı mahkumiyet kararında önemli hukuka aykırılıklar tespit edildiği belirtilmektedir; zira ilk iddianame öncesinde işlenen ve benzer nitelikteki eylemlerin Türk Ceza Kanununun 43. maddesi uyarınca zincirleme suç olarak değerlendirilip tek bir ceza ile cezalandırılması gerekirken her bir eylem için ayrı ayrı hüküm kurulmuş olması ve ek olarak, bir karardaki adli para cezasının 52. maddeye aykırı olarak doğrudan gün olarak belirlenip gün karşılığı miktar ile çarpılarak hesaplanmaması hukuka uygun bulunmamıştır.
8. Ceza Dairesi         2024/25934 E.  ,  2025/8175 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMELER: Bakırköy 18. Asliye Ceza Mahkemesi

Bakırköy 44. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHLERİ : 14.03.2018 ( Bakırköy 18.Asliye Ceza Mahkemesi)
11.10.2017 (Bakırköy 44. Asliye Ceza Mahkemesi)
SAYISI: 2018/129 E., 2018/128 K. (Bakırköy 18. Asliye Ceza Mahkemesi)
2017/133E., 2017/838K. (Bakırköy 44. Asliye Ceza Mahkemesi)
SUÇ : Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama
KARAR: Mahkumiyet
KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA
BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Bakırköy 18. Asliye Ceza Mahkemesinin,14.03.2018 tarihli kararı ile hükümlü hakkında kumar oynanması için yer ve imkan sağlama suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 228/1, 62/1. maddeleri uyarınca 30 gün hapis ve 600,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, karar verildiği hükmün istinaf edilmeksizin 30.03.2018 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Bakırköy 44. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.10.2017 tarihli kararı ile hükümlü hakkında kumar oynanması için yer ve imkan sağlama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 228/1, 62/1, maddeleri uyarınca uyarınca 10 ay hapis cezası ile 166 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin, 08.12.2017 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. fıkrası uyarınca, 01.11.2024 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.12.2024 tarihli ve KYB-2024/116702 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.12.2024 tarihli ve KYB-2024/116702 yararına bozma isteminin;
“1- Dosya kapsamına göre, Bakırköy 44. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.10.2017 tarihli kararına konu suç tarihinin 01.01.2017, iddianame düzenleme tarihinin ise 11.10.2017 olduğu, Bakırköy 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.03.2018 tarihli kararına konu suç tarihinin 11.01.2017, iddianame düzenleme tarihinin ise 31.01.2017 olduğu her iki yargılama konusu suçların da 31.01.2017 tarihli ilk iddianamenin düzenlenme tarihinden önce işlendiği ve hukuki kesinti olmadığı, anılan iki dosyada da sanığın üzerine atılı eylemlerin aynı mahiyette olduğu ve suç tarihlerinin yakınlığı dikkate alınarak, bu eylemlerin bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlendiği anlaşıldığından, dosyaların birleştirilmesi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 43. maddesinde öngörülen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, her bir eylem için ayrı ayrı ceza verilmek suretiyle yazılı şekilde kararlar verilmesinde,
2- Bakırköy 44. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.10.2017 tarihli ve 2017/133 Esas, 2017/838 sayılı kararı kapsamında kabule göre de,
Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 2014/25654 Esas, 2015/23728 Karar sayılı ilamında yer alan "Sanık hakkında doğrudan hükmedilen gün adli para cezasının Türk Ceza Kanunu'nun 52/2. maddesi uyarınca adli para cezasına çevrilmesi gerektiği ve bu hususta tavzih kararı verilemeyeceğinin gözetilmemesi, .." şeklindeki açıklama nazara alındığında, Bakırköy 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.03.2018 tarihli ve 2017/617 Esas, 2017/654 sayılı ek kararının yok hükmünde olduğu değerlendirilerek yapılan incelemede;
-5237 sayılı Kanun'un 52. maddesinin 1 ve 2. fıkralarında yer alan “Adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hâllerde yediyüzotuz günden fazla olamamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir. En az yirmi ve en fazla yüz Türk lirası olan bir gün karşılığı adlî para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsi hâlleri göz önünde bulundurularak takdir edilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, mahkemece 25 gün adli para cezasına hükmedildikten sonra, takdir edilen gün adli para cezasının bir gün karşılığı olarak takdir edilecek miktar ile çarpılması suretiyle para cezasının hesaplanması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının İhbarnamesindeki (1) Nolu İsteme İlişkin Yapılan İncelemede;
Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama suçu niteliği itibariyle sürekliliği gerektirmektedir. Ancak bu durum, yıllarca devam eden fiilin her zaman tek bir suçu oluşturacağı şeklinde de yorumlanmamalıdır. Fiili veya hukuki kesintinin varlığı halinde ayrı suçların oluştuğu kabul edilmelidir. Hukuki kesinti iddianamenin düzenlenmesi, mahkûmiyet kararı, vazgeçme üzerine verilen düşme kararı, af yasası gibi durumların ortaya çıkması ile gerçekleşmektedir. Fiili kesinti ise failin eylemine ara vermesi veya yakalanması, tutuklanması, askere gitmesi, uzun süre hastanede yatması gibi bir nedenle eylemin sürdürülememesi hallerinde meydana gelmektedir. Bu durumlarda eylemlerin gerçekleştirildiği yer ve araya giren zaman aralığı, yeni bir suç işleme kastı, fiili kesintinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti açısından önem arz etmektedir.
Sanığa yüklenen iki eylem arasında hukuki veya fiili kesinti olmadığı durumda eylemin tek suç olarak değerlendirilmesi gerektiği, ancak iddianamenin düzenlenmesi ile hukuki kesintinin ya da suç işleme kararının yenilendiği kabul edilen yakalanma, tutuklanma gibi hallerde fiili kesintinin oluştuğu kabul edilerek sanığın her bir eylemi için ayrı ayrı cezalandırılması gerektiği hususu Dairemizin yerleşik içtihatları ile kabul edilmektedir.
İnceleme konusu somut olaya ilişkin, 01.01.2017 tarihinde hükümlünün iş yerinde yapılan arama sonrası kumar oynanması için yer ve imkan sağlama suçunu işlediği iddiası ile soruşturmaya başlandığı, aynı tarihte hükümlünün yakalanması ve ifadesinin alınması suç eşyalarına el konulması ile fiili kesintinin oluştuğu, 11.01.2017 tarihinde ise yine hükümlünün iş yerinde yapılan arama sonrası kumar oynanması için yer ve imkan sağlama suçunu işlemek suretiyle gerçekleştirdiği eyleminin ise ayrı bir suç işleme kararı kapsamında kalıp ayrı bir suç teşkil ettiği ve suç işleme kararını yenileyen hükümlünün eylemlerinin ayrı bir suç oluşturacağı dikkate alınarak, aynı nitelikteki iki ayrı suçtan iki defa cezalandırılmasının usul ve kanuna uygun olduğu anlaşılmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
B.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının İhbarnamesindeki (2) Nolu İsteme İlişkin Yapılan İncelemede;
1. Bakırköy 44. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.10.2017 tarihli ve 2017/133 Esas, 2017/838 Karar sayılı inceleme konusu dosyasında, hükümlü hakkında 10 ay hapis ve 166 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, doğrudan hükmedilen gün adli para cezasının 5237 sayılı Kanun'un 52/2. maddesi uyarınca adli para cezasına çevrilmesi gerektiğinin gözetilmemesi kanuna aykırı ise de; Tebliğnamede 25 gün adli para cezasına hükmedildiğinden bahsedildiği bu haliyle gün adli para cezasının tespitinde tereddüt hasıl olduğu anlaşılmakla bu husus yönünden de kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağına ilişkin Adalet Bakanlığından görüş istenilmesine karar vermek gerekmiştir.
2. Bakırköy 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.03.2018 tarihli ve 2018/1129 Esas, 2018/128 Karar sayılı inceleme konusu dosyasında, hükümlü hakkında 30 gün hapis ve 600,00 adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ancak; suç tarihinin 11.01.2017 olduğu ve 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun'un 19. maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 228/1. maddesinde yer alan ''... bir yıldan üç yıla kadar hapis ve iki yüz günden aşağı olmamak üzere...'' biçimindeki düzenleme gözetilmeden eksik ceza tayin edilmesi yönünden,
Hükümlü hakkında temel ceza belirlenirken yukarıda izah edilen değişiklik gözetilmeden hapis cezası alt sınırdan tayin olduğu halde, aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınan birim gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi suretiyle çelişkiye neden olunması hususu yönünden,
Kabule göre ise;
5237 sayılı Kanun'un 50/3 üncü maddesinde yer alan, “Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli, hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, adli sicil kaydına göre, daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olan hükümlü hakkında hükmolunan kısa süreli hapis cezasının, anılan maddenin birinci fıkrası bentlerindeki seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hususu yönünden,
Kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağına ilişkin Adalet Bakanlığından görüş istenilmesine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği Tebliğnamedeki (1) nolu istem yönünden düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
2. Gerekçe (B) bölümünde tespit edilen hususlar yönünden kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dava dosyasının, Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, oy birliğiyle, 28.10.2025 tarihinde karar verildi.