5737 sayılı Kanunun 17. maddesine dayalı, maliklerin gaipliği sebebiyle vakıf taşınmaz paylarının iptali ve vakıf adına tescili davasında temyiz incelemesi sonucu bölge adliye mahkemesi kararının onanması.
Özet: Yargıtay, Vakıflar Kanununun 17. maddesine dayanarak açılan, vakıf kökenli ve icareli bir taşınmazdaki kayıp hissedarların paylarının gaiplik nedeniyle iptali ile bu payların asıl vakfına tescili istemine ilişkin davada, ilk derece mahkemesinin kabul kararını ve bu kararı onaylayan bölge adliye mahkemesinin değerlendirmelerini usul ve kanuna uygun bularak, davalı vekilinin eksik araştırma ve vekalet ücreti sorumluluğuna ilişkin temyiz itirazlarını reddedip kararı onamıştır.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1137 E., 2024/958 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 20. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2017/554 E., 2022/200 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı vekili; 26 00... parsel sayılı ... Efendi Vakfından icareli arsa vasıflı taşınmazın 1/20 payı ..., 1/20 payı ..., 1/20 payı ..., 1/20 payı ... adına olup mutasarrıflarının gaip olması nedeniyle Fatih 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1993/546 Esas, 1993/848 Karar sayılı ilamı ile kayyım tayin edildiğini, kayyımla on iki yıl idare edilmesine rağmen şimdiye kadar intikal talebinde bulunulmadığını, kayıt maliklerine veya mirasçılarına ulaşılamadığını, vakıf kökenli taşınmazların malikinin gaip ve mirasçısız ölmesi halinde son mirasçısı olarak Maliye Hazinesi değil vakfına rücu etmesi gerektiğini ileri sürerek davaya konu taşınmazda adı geçen kayıt maliklerinin gaipliğine, paylarının iptali ile ... Efendi Vakfı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.II. CEVAPDavalı ..., vakfın türünün muteber vakıf olup olmadığının ve vakıf şerhinin geçerliliğinin araştırılması gerektiğini, kabul anlamına gelmek üzere yasal hasım olup davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmaması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEME KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve esası belirtilen kararı ile, Vakıflar Kanunu 17. maddesindeki yasal koşulların oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFMahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu taşınmazın tarihi yarımadada bulunduğu, mülk arazi niteliğinde olup vakıf kaydının sahih olduğu, taşınmazın icareteynli taşınmazlardan olduğu, mutasarrıf veya mirasçılarına ulaşılamadığı, gaip hisseleri yönünden 5737 sayılı Kanun'un 17. maddesi şartlarının gerçekleştiği gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/(1).b.1 maddesi gereğince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili temyiz dilekçesinde; eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiğini, bilirkişi raporuna karşı itirazlarının değerlendirilmediğini, davaya konu vakfın vakfiyesinin bulunup bulunmadığının, vakfiyesine göre taşınmazın amacına uygun olarak kullanılıp kullanılmadığının araştırılıp değerlendirilmediğini, yasal hasım olup davanın açılmasına sebebiyet verilmediğinden aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDava, 5737 sayılı Kanun'un 17. maddesine dayalı olarak açılan gaiplik ile tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.Dosya içeriğinden; 26 00... parsel sayılı 52, 95... miktarlı arsa nitelikli taşınmazın 1/20’şer payının ..., ..., ... ve ... adına 03.04.1959 tarihli kadastro işlemi ile kayıtlı olduğu, kütük sayfasının nevi hanesinde “... Efendi Vakfından icareli” şerhi bulunduğu, kayıt maliklerine Fatih 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 23.09.1993 tarihli 1993/546 Esas, 1993/848 Karar sayılı karar ile İstanbul Defterdarının kayyım tayin edildiği anlaşılmaktadır.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı 21.702,09 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,04.12.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.