Haksız gözaltı ve tutuklama nedeniyle açılan tazminat davasında, ilk derece mahkemesince hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının adil bulunarak temyiz başvurularının reddiyle kararın onanması.
Özet: Haksız gözaltı ve tutuklama nedeniyle açılan tazminat davasında, ilk derece mahkemesinin önceki bozma kararına uyarak davacıya hükmettiği maddi ve manevi tazminat miktarlarının yeterli olmadığına ilişkin davacı vekilinin ve bu miktarların fazla olduğuna ilişkin davalı vekilinin temyiz itirazlarını reddeden Yargıtay, kararın usul ve yasaya uygun olduğuna kanaat getirmiş ve oy birliğiyle onanmasına karar vermiştir.

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2023/185 E., 2024/103 K.DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminatHÜKÜM : Davanın kısmen kabulüTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret - Bozma Dairemizce verilen bozma ilamı üzerine İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararın; davalı vekili ve davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle gereği düşünüldü:I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince davacının haksız gözaltı, tutuklama nedeniyle 250.000,00 TL maddi, 150.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden yasal faizine ilişkin talebinin kısmen kabulü ile 13.597,21 TL maddi, 16.500,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının maddi tazminatın 13.610,67 TL olması gerektiğinden düzeltilerek esastan reddine ilişkin kararın, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 06.11.2023 tarihli kararıyla bozulması üzerine, İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulmasına karar verilerek davacı hakkında davanın kısmen kabulü ile 13.610,67 TL maddi, 25.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının davalı vekilinin temyiz isteminin hükmün kesin olduğundan reddine, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştirII. TEMYİZ SEBEPLERİDavacı vekilinin temyiz istemi; davacının gerçek zararının karşılanmadığını, paranın satın alma gücü gözetilerek karar verilmesi gerektiğinden hükmedilen tazminatların eksik olduğunu, Davalı vekilinin temyiz istemi; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, maddi ve manevi tazminatın reddi gerektiğini, hükmedilen tazminatın fazla olduğunu, davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin fazla olduğunu, belirtmiştir.III. DAVA KONUSU İlk derece Mahkemesince; davacının tazminat talebinin dayanağı olan Kırıkhan Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/10 Esas – 2019/157 Karar sayılı ceza dosyasında uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan 04.08.2018 - 27.03.2019 tarihleri arasında 235 gün gözaltı ve tutuklu kaldığını, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, kararın 29.05.2019 tarihinde kesinleştiği, kesinleşmiş kararın davacı asile tebliğ edilmediği, gözaltı ve tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu, davacı hakkında aynı konuda açılan davanın bulunmadığı, gözaltı, tutukluluk süresinin infaz gördüğü, kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu belirlenerek ve bozma ilamına uyularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.IV. GEREKÇE VE KARARYargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.07.2023 gün ve 2023/2-191 Esas, 2023/703 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere, 6100 sayılı HMK'da ilk derece mahkemesince verilen kararların temyiz edilmesi hâlinde kesinlik sınırının tespitine dair açık bir hüküm bulunmadığından HMK’nın 341/2. fıkrasındaki düzenlemenin dikkate alınması gerektiği, kanun yolu başvuru sınırlarının, başvurulacak kanun yoluna göre değil kararı veren mahkemeye göre belirlenmesi gerektiği, bu halde hüküm tarihinde HMK'nın 341/2. maddesinde öngörülen kesinlik sınırının 28.250,00 TL olduğu; davalı aleyhine kabul edilen miktarların kesinlik sınırının üstünde olduğundan tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti edildiğinden tebliğnamede bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, davalı vekilinin ve davacı vekilinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü tüm temyiz sebeplerinin reddi ile hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.11.2025 tarihinde karar verildi.